Aslında bu sorunun amacı ona bir yanıt bulmaktan çok sorunun kendisini olgunlaştırmak. Akıl, vicdan, hafıza, irade, muhakeme, zihin ya da bilme gibi insanın neredeyse her türlü akli melekelerinin neden zaman içinde homojen olamadığını, çoğu insanın sağduyu gibi en fonksiyonel zihinsel gereçleri dahi ömrü boyunca toplamda birkaç saatten, hatta birkaç dakikadan fazla kullanmadığını anlamaya çalışmak. Daha doğrusu insan zihnine bir de altyapı/verimlilik açısından bakmak.
İnsanların beyinlerinin sadece yüzde onunu kullandığı gibi temelsiz söylemlerin altında da bu kargaşa olabilir. Ortalama insanların, yüzde on oranında kullandığı bir şey varsa, o şey beyni değil, büyük ihtimalle çoğunun daha paketi bile açılmamış zihinsel becerileridir. En iyimser tahminle, ortalama bir insanın ömrü boyunca toplam aklını kullanma süresi bile -fesatlıkları dışarıda tutulursa- birkaç saati geçmeyebilir.
Bir şeyi bilmenin ya da birini sevmenin zaman içinde homojen olmadığını, bu tür becerilerin ancak zihinsel bir istikrarla korunabileceğini fark etmekte zorluk çeken insanların asıl sorunu, ister duygusal ister düşünsel olsun, insan becerilerini bir olasılık değil bir tür “kader” olarak görme eğilimleri. İnsan bir şeyi biliyorsa, onu hep bileceğine; zihin denilen şeyin stabil olduğuna körü kürüne inanmaları. Oysa insan için “bilme” faaliyeti, içeriği her ne olursa olsun sabit değildir. “Bilme” ya da “inanma” gibi tüm akli melekeler, çoğu duygusal bir yığın programın uyumlu işleyişiyle gerçekleşen ve çok küçük bir çalkantıyla dahi istikrarını kolayca yitirebilen son derece hassas işleyişlerdir. Bu yüzden de insan, mesela öz kardeşinin onu ne çok sevdiğini en ufak bir dengesizlikte kolayca unutabilir ve bunu tekrar hatırlaması günlerce, hatta bazen yıllarca sürebilir. Birini özlemek, bir şeyi eğlenceli bulmak, bir şeyin taraftarı ya da karşıtı olmak, bir olayı trajik ya da komik bulmak, hatta yüce bir şeye inanmak bile sanılanın aksine stabil gerçekler değildir. Bu yüzden de insan zihni akıl karıştırıcı bir yığın çelişkilerle doludur. Yani özetlemek gerekirse, insan zihni çoğu zaman dalga formunda görünse de aslında aralarında boşluklar olan parçacıklardan oluşur.
Eğer bu yazı ilginizi çektiyse sıradaki yazımız sizin için geliyor: Bilişsel Gelişim ve Kişisel Gelişim