Truth İyi Bir Şey Mi Ki Post’undan Kaçınalım?

 

Post-truth, gerçeğin tarifinde oluşturulan nesnel standartların ortadan kalkması ya da bilgi, fikir, inanç veya gerçeklik arasındaki döngüsel kaymayı işaret etmek için kullanılan felsefi bir kavram. Doğal olarak da olgusal olarak bilimsel yöntemler ve sorgulama yoluyla elde edilen biçimlerle çelişir. En çok etkili olduğu alan da siyasetteki yansıması elbette. Kamu çıkarlarını görmezden gelip olgularla desteklenmeyen bir yığın duygu temelli mesajı tekrar tekrar öne sürerek siyaset üretme kültürünü tarif ediyor. Böyle olunca da bu kavram Türkçeye ister “gerçeklik sonrası” diye çevrilsin ister “doğruluğun yitimi” olarak, ortaya hem eksik hem de haksız bir algı çıkıyor. Bu kavramın insan zihnindeki kritik rolü ister istemez atlanıyor.

Post-truth gerçekten de hakikatin yitimini kasteder ama aslında bunu olumsuz bir bağlamda yapmaz. Bu kavramın en azından felsefi açıdan işaret ettiği, bazı durumlarda insan hayalinin mevcut gerçekliğin önüne geçmesi gerektiği, hatta çoğu zaman insan tahayyülünün halihazırdaki gerçeklikten çok daha anlamlı olabileceğidir. Bu gözle bakıldığında belki de düşünce sisteminin en nadir ama en önemli niteliğidir.

İlkesel olarak hakikatin ebedi aynılığına meydan okuyan post-truth, insan zihninin bilinen gerçeklikten çok daha güçlü, çok daha yaratıcı olduğunu söyler. Anlamlı bir düşünceyle gerçeğin ötesine geçmenin, sıradan akılla gerçeğin içinde kalmaktan çok daha değerli olabileceğini, hatta bu anlamda gerçeğin insanı durduran bir sınır değil, çoğu kez aşılacak bir engel olduğunu ima eder. İnsanların eski gerçekleri değiştirip yeni gerçekleri var edebilmesi için yeni bir zihinsel durum önerir. Mesela insanları aya gidilebileceklerine inandırmanın, aya gitmeyi mümkün kılan teknolojik bilgi birikimi kadar önemli olduğunu, hatta bu manipülasyonun ay yolculuğundan çok daha kritik bir görev olduğunu öne sürer.

Ortada doğru dürüst hiçbir gerçekçi neden olmaksızın, küçücük bir sezgiyle birini iyi bir müzisyen olabileceğine inandırma çabası; ya da heveslisine dünyayı tek başına dolaşabileceğine ikna etme çabası da özü bakımından post-truth bir eylemdir. Kuantum Mekaniğinin tamamı bile bir anlamda gerçeğin yitimidir. Meditasyon ve zikir gibi mistik sayılabilecek ögeler bile bu yaklaşımın, gerçeğin ötesine geçme arzusunun antik halleridir.

Çoğu farkında olmasa da etrafımızda, bu akımın tam göbeğinde, bakış açısı doğalında post-truth olan birçok kişi var. Bu insanlar bir şeylerden bahsederken söyledikleri şeyin gerçekle uyumunu bir kenara bırakıp öyle dinlemek, onları gerçeklik düzleminde değil, çok daha öte bir yerde, neden oldukları ilhamla dinlemeye çalışmak gerekir. Post-truth kavramından asıl kastedilenin de gerçeklikle sınırlanmamış sanatsal insan aklı olduğunu göz ardı etmemek gerekir.

Eğer bu yazı ilginizi çektiyse sıradaki yazımız sizin için geliyor: Dünden İyi Değilsen Eğer, İyi De Değilsin Artık

Yorum Yap