Tok Akıl Zor Ağırlanır

 

Deyimin doğrusu, “Tok karın zor ağırlanır”. Demek istediği de misafirin karnı toksa eğer, sofrada ona ikram edeceğin her şeye mutlaka burun kıvırıp naz edecektir. Ne bin bir zahmetle hazırladığın dolmaya elini sürer ne de tarifi sadece sende saklı böreğinden bir parça olsun tatmak ister. Oysa misafirin karnı açsa gerçekten, sadece bir tas çorba ve bir dilim ekmek bile onu mutlu etmeye yeter.

Entelektüel sohbetlerin döndüğü masalarda da süreç aynıdır: Tok akıl zor ağırlanır. Birinin karnı yeni bilgilere toksa ya da veganların hayvansal ürünlerden kaçındığı gibi içinde değişim barındıran her türlü bilgiden uzak durma eğilimindeyse, sofrada o insanı ağırlamak da en az diğeri kadar yorucu olabiliyor. Zihni tok olan biri ne yeni bir anlayışın tadına bakmak istiyor ne de ilk kez o sofrada gördüğü yeni bir fikri ağzına götürüyor. Üstelik bu insanlar, tok açın halinden anlamaz misali, o sofrada bir şeyler yemek isteyen insanlara da sürekli küçümseyen gözlerle bakıyor.

İnsanın kalbi de toksa onu ağırlamak zordur. Hele bir de diyeti yalnızca kendi meşrebini sevmek, kendi aklının benzerlerini beğenmek üzerineyse, ne denli zengin olursa olsun başka sofraları gözü görmez. Midesi farklı bir fikri sevmeyi, böyle bir tadı asla kabul etmez. Aksi davranışlara rastladığında ise kusacak gibi olur, nefes alamaz. Birinin kalbi toksa, başkalarına karşı değil sevgi, şefkat dahi duyamaz.

Bizim kültürde sofradan aç kalkmak da önerilir ve bu öneri bilgi meclisleri için de geçerlidir. Oradan da aç kalmak önemli. Porsiyonu küçük tutup açgözlülük yapmamak, hazmedeceğin kadar bilgi tüketip bedeninde ağırlaştıracak miktardan kaçınmak gerekir. Masalarda rastladığı her bilgiye deli gibi saldırıp beyin fesadı geçirenlerin hali zaten acıklıdır. Buradaki trajedinin asıl nedeni de toplumun parçası olmak için insanın üzerindeki sonu gelmez baskıdır.

Eğer bu yazı ilginizi çektiyse sıradaki yazımız sizin için geliyor: Sosyal Bilimler Vs Fen Bilimleri

Yorum Yap