Metaverse Bir Cennet Mi?

 

Boyutun değil de işlevin önemli olduğu tezinin son dönemlerdeki en iyi kanıtlarından biri de Metaverse olsa gerek. Neredeyse sonsuz büyüklükteki gerçek evren birçok insan için artık önündeki bir karış ekran kadar çekici değil. Onlar için tanrı yapımı fiziki evren, kendi elleriyle oluşturdukları cam evrenin sunduğu olanaklarından, daha da önemlisi kusursuzluktan büyük ölçüde yoksun.

İnsan yapımı evreni bu insanlar için böylesine tatmin edici kılan şeyse, tüm yasalarını kendilerinin belirleme özgürlüğü. Asıl evrenin aksine bu yeni evren ne kontrol edilemez tehlikeli güçlerle dolu, ne de zaman ya da yerçekimi gibi kendi arzularının dışında işleyen bağımsız olguları var. Oradaki her yasanın varlık nedeni sadece insana hizmet etmek. İnsanların o sonu gelmez kontrol tutkusunu düşününce de bedenleri dışında tüm varlıklarını oraya taşıma arzularını anlamak hiç de zor olmasa gerek.

Çoğu insan için Metaverse’ün önerdiği var oluş biçimi tam anlamıyla olağanüstü. Orası üzerinize yıldırımların düşebileceği, elektriğin sizi kömüre çevirebileceği ya da aptalca bir kazada boşu boşuna ölebileceğiniz bir yer değil. Hatta kendinizi süper kahraman gibi hissedebileceğiniz belki de tek yer. Üstelik bu alternatif evrende zihinsel becerilerinizin gücü de bir bakıma sonsuz. Herhangi bir şeyi unutmanız, sorunlar karşısında çaresiz ya da çözümsüz kalmanız neredeyse imkânsız. O evrende her şey başkaları tarafından sizin için zaten düşünülmüş. Eğer yeterince krediniz varsa yapamayacağınız bir şey, aşamayacağınız hiçbir engel yok. İşin en güzel yanı da herhangi bir işlem için matematik bilmeniz bile gerek yok. Burada bilgi akıl yürütmenin bir sonucu değil, sistemin size zaten sağladığı bitip tükenmez bir kaynak.

Dahası orada, gerçek evrende olduğu gibi cinsiyet ya da milliyet gibi doğuştan gelen zorunluluklar da yok. Metaverse’de ne coğrafya ne de doğduğu ev hiç kimsenin kaderi değil. Doğruyu söylemek gerekirse tanrının cennetinde dahi koşullar bu kadar esnek değil.

Ama öte yandan bu dijital evrenin mükemmel yapısı altında insan özüne, daha doğrusu insan evrimine aykırı bir durum da var. İnsanların gereksinim duyacağı her türlü bilgi ya da duyguya çabasız ulaşabileceği, hemen hemen her şeyin zaten mühendisler tarafından önceden öngörülüp sağlandığı böyle bir ortamda yaşamak için ne daha akıllı ne de olduğunuzdan daha güçlü olmanız gerekiyor. Çünkü mühendisler sistemi sürekli geliştirdiği mükemmelleştirilmiş dijital bir evrende birinin isteklerini gerçekleştirebilmesi için basit seçimler dışında bir çaba harcamasına, kendini geliştirmesine gerek yok. Dijital evrenlerin en belirgin özelliği, gerçek evrenin aksine, her türlü düşünsel beceriyi, hatta hayal gücünü dahi zaten içinde barındırıyor olması. İnsanların olabilecek en risksiz alanda basit seçkiler yapması… Ama biliyoruz ki uzun dönemde bu durum kesinlikle insan doğasına aykırı.

Kısacası, Metaverse gerçek yaşamı tamamen terk edip kaçabileceğiniz bir cennet değil. Hatta birileri benliklerini tümüyle oraya taşımaya kalkışırsa, hiç ummadıkları bir cehennemle yüzleşmek zorunda bile kalabilir. Böyle hazin bir durumdan kaçınmak için de Metaverse’ü başka bir yaşam için fırsat olarak değil, bu evrenin yeni keşfedilen ve insan yaşamına derinlik kazandıran sihirli bir boyutu olarak görmek lazım.

Eğer bu yazı ilginizi çektiyse sıradaki yazımız sizin için geliyor: Kuantum Ve Anamorfoz

1 Yorum
  1. Malik Ali

    metaverse tuzlu su gibi. içtikçe susatacak.

Yorum Yap