Dostum, biliyorum aklın çok karışık. İster üniversite sınavının sonucunu beklerken bölüm seçmeyi düşünüyor ol, ister mezun olmak üzereyken ne iş yapacağını;, istersen de yirmi yıllık meslek deneyimiyle mesleğinin geleceği hakkında endişeleniyor ol… Yalnız değilsin! Kimse seçtiği ya da seçeceği meslek konusunda huzurlu değil.
Meslekler yok oluyor!
Meslekler dönüşüyor!
Yeni meslekler ortaya çıkıyor!
Meslek tanımının kendisi sorgulanıyor!
“İnsanın günümüzdeki anlamıyla çalışması, maaşlı mesaili bir işe ömrünü gömmesi acaba doğal bir şey mi?” diye soruyorum ben de. Bu soruyu yeterince dillendiren çok kişi yok henüz, ama senin yüreğini titrettiğine eminim. Ve insanların yüreğini titreten sorular, üç vakte kadar her yerde konuşulur hale gelir.
Peki aklındaki tüm bu soru ve endişelerle hangi mesleğe yatırım yapmalısın?
Hiçbirine!
Geleceğini bir ya da birkaç mesleğe bağlamak yerine kendine,öz yeteneklerine ve becerilerine bağla. Çünkü hiçbir mesleğin garantisi yok.
Dünya üzerindeki yüzbinlerce Start-Up şirkette milyonlarca insan, ya dolar milyoneri (hatta dolar milyarderi) olma hayaliyle ya da sadece idealist olduğu için çok özverili bir adanmışlıkla her bir mesleğin yapılış şeklini ve mümkünse gerekliliğini ortadan kaldırmak üzere gece gündüz neredeyse uykusuz çalışıyor.
Milyonlarca insanın hayal gücü ve adanmış çalışması karşısında hangi meslek ne kadar dayanabilir? Hangi mesleğin nasıl bir güvencesi olabilir?
Orta ve uzun vadede büyük olasılıkla insanların önemli bir kısmı için geçim amaçlı çalışmak önemini −hatta bazı durumlarda gereğini− kaybedecek. Böyle değişimlere ait geçiş sürecinde oluşan işsizlik ve uyum sorunları, yaşamları ve toplumları darmadağın eder; nitekim ediyor zaten. Umarım bu geçiş süreci çok uzamaz. Ve umarım insanların önemli bir kısmı için öngördüğüm şey, şimdiki gibi yüzde onlarda falan kalmaz da insanların yarısından fazlası belki tamamına yakını geçim için umarsızca çalışma tuzağından kurtulur. Çalışmanın ortadan kalkacağını iddia etmediğimi anla lütfen: Geçim için çalışma zorunluluğu ortadan kalkacak; insanlar keyiflerince çalışacaklar. Şu anki halimizle bile kimsenin geçim için çalışmak zorunda olmadığı bir ütopyayı yaşatabilecek bilimsel temellere sahibiz, ama sosyal temellere sahip değiliz ne yazık ki. Geçiş dönemi o sosyal becerileri ne kadar hızlı ve ne kadar iyi kazandığımıza bağlı olarak şekillenecek.
Peki o zaman odaklanman gereken becerilere bakalım:
- Çözümleme becerisi: Gerekli çünkü daha önce benzeri pek görülmemiş durumlarla karşılaşıp duruyoruz ve yakın gelecekte de bu durum değişmeyecek.
- Dönüşüm becerisi: Gerekli çünkü geçmişte işe yarayan pek çok şey yarın işe yaramayacak, hatta bugün işe yaramıyor. Sürekli yeni yetkinlikler, yeni öğrenmeler, yeni davranışlar geliştirmeliyiz.
- Etkileşim becerisi: Gerekli çünkü insanlar kapılardır ve açıldığında yeni, bilmediğimiz dünyalar görürüz.
- Eylem becerisi: Gerekli çünkü dört başı mamur bir şekilde mükemmel şeyler üretme dünyasında değiliz artık. Kervan yolda düzülür dünyasındayız. Daha modern bir tanımlama istersen: Emerging Strategies! (Beliren Stratejiler).
“Bu becerileri nasıl geliştirebilirim?” dersen cevabım “Çevik Yaşam ile” olur. Yoksa Çevik Yaşam ne demek senin hâlâ haberin yok mu?
Eğer bu yazı ilginizi çektiyse sıradaki yazımız sizin için geliyor: Ben Tam, Başkası Ham