Dostum duydum ki dönüp dönüp aynı rüyanın çeşitlemelerini görürmüşsün. Bir yoldaymışsın, daracık. İki yanı karla kaplı bir yol. O yolu açık tutmakla yükümlü bekçiymişsin rüyanda. Elinde bir kürek.
Dediler ki her rüyanın ortak yönü, karların yıkılı yıkılıvermesiymiş önüne. Küreği daldırıp karlara savurman gerekiyormuş hemen. Her rüyada, her sefer, bitmeden, durmadan… Gece ve gece, tekrar ve tekrar.
Kimi gece omzundan geriye savuruverirmişsin yıkılan topakları. Hızlı hızlı, bir yandan ilerleyerek, durmaksızın, tekrar ve tekrar. Sonra birden kendini o geride buluverirmişsin. Karları atı atıverdiğin geride, arkada. Önden savrulmuş kürek kürek karın altında gömülmüş bulurmuşsun kendini.
Kimi gece karları ileri ileri savururmuşsun. Bazen birkaç adım ileri, bazen insan üstü bir gayretle yüzlerce metre ileri. Yaptıkça rahatlayarak, kendine biraz güven gelerek. Ama o gecelerde de adım adım ilerledikçe, kürek kürek ileriye attıkça karları acayip bir şey oluverirmiş: Arkadan arkadan kar topakları patlarmış, omzunda, sırtında, başında. Yıkılıverirmişsin öylece, yüzüstü karların arasına.
Kimi gece yılarmışsın kardan, kürekten, rüyadan… Öylece çaresiz kıpırtısız, gömülürmüşsün iyice kaydıkça yanlardan karlar.
Tabir arayıp dururmuşsun haftalardır rüyalarına. Bak benim kulağıma kadar geldi.
Dostum, hayatının yoludur o rüyandaki; hayatındır yani. Daha ne diyeyim? Aman dikkat edesin.
Sorunlarını geçmişe bağlayıp durursun kimi zaman. Hep geçmiş suçludur; ya geçmişteki bir olay, ya geçmişteki bir kişi. Aman diyeyim dostum. Geçmiş olan bitmiş değildir ki. Her anda geçmişle kurduğun bağlarla tekrar tekrar yaşarsın geçmişi. Suçu böyle geçmişe attıkça, o geçmişe gömersin kendi hayatını. Bugünün diye bir şey de kalmaz, yarının diye bir şey de. Hepsi gömülür geçmişine.
Sorunlarını çözerken nasıl çözdüğüne bakmaksızın önüne önüne atarsın kimi zaman. Ötelersin, ertelersin. Öyle bir çözersin ki, bumerang gibi bazen bir saatte, olmadı on saatte, bilemedin iki yılda geri gelir kafana çarpar aynı sorun. Geçmişte kendi yaptıklarına küfredip duracaksın demektir gelecekte.
Kimi zaman da bulamazsın çözümü, yapamazsın bir şey, hareketsiz kalırsın ve sonra kaldığın yerde, karların altında donarsın.
Tabire daha başlamadık say sen. Asıl şunu düşün: Bu hayat niye böyle tek bir doğru halinde? Niye böyle daracık bir yol halinde? Niye böyle her yandan kar tepelerinin arasında sıkışmış?
Sorun dediklerin sorun değil be kardeşim. Hayat dediğin öyle cetvelle çizilmiş bir yol değil. Hayat çevrim çevrim. Hayat büklüm büklüm. Hayat çok boyutlu. Yaşam çok zengin.
İnsanın zihninde geçmiş, an ve gelecek iç içe bir yaşam içinde her daim.
Yaşamını sahiplen dostum. Ne yaşadığını gör. Yaşamla dans et.
Karlar ısınınca erir. Yaşam olur.
Eğer bu yazı ilginizi çektiyse sıradaki yazımız sizin için geliyor: Tek Boyutta Sıkışıp Kalmak Mı? Olmaz Öyle Şey!!