İnsan Nasıl Öteki Olur?

Seslendiren: Burak Bulut

Ötekileştirme teknik olarak insanın bir başkasına yaptığı bir eylem olarak algılansa da aslında bu sinsi gayret, insanın çoğu zaman kendisi için yaptığı bir ayrıştırmadır. Tanımı da çok basit: Din, dil, ırk ya da ideoloji gibi farklılıkların sadece birer farklılık olduğunu kabullenmeyip yaşama dair tüm doğru ve yanlışları sadece bunlar üzerinden biçimlendirmeye, hatta dayatmaya çalışıp hayatın merkezine sadece o farklılığını yerleştirmek. Sonra da yaşamın tüm değerlerini yalnızca o farklılığın üzerinden anlamaya, anlatmaya çalışmak…

Toplumsal algı bunun tersini söylese de insan bu tür bir ayrıştırmayı başkalarına değil aslında örtük olarak kendine yapar. Farklı olmaktan yeterince tatmin olamayan birçok insan kendini kutsamak, diğerlerini ise anlamsızlaştırmanın yolunu kendini öteki kılmakta arar. Aslında bu insanlar bilinç altında, kendilerinin diğerlerinden üstün olduğu bir dünya arzular.

Bir insan kendi farklılığını kimliğinin sadece bir parçası olarak görüp o farklılığa “mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli” olarak bakmazsa, o farklığının cinsi her ne olursa olsun ötekileşmez. Siyasi görüşü, mezhebi, dini ya da memleketi ne olursa olsun bir başkası için ötekine dönüşmez. Ama insan karşılaştığı her bilgiyi ya da görüşü sadece farklılığı üzeninden değerlendirir, kendi kriterlerini kutsal terazi olarak tüm insan ilişkilerinde bir ölçü gibi dayatmaya kalkışırsa da kendine ötekileşmekten başka bir yol bulamaz.

Farklı olmakla öteki olmak arasındaki o ince çizgide yolunu kaybedenlerin en tipik özelliği de farklılıklarının içeriğini aynı zamanda kendini yüceltme aracı olarak da kullanma arzusu. Bu tip insanlar toplumdan, en azından büyük bir kısmından öylesine nefret ederler ki beraber yaşadıkları insanlardan sadece farklı olmak değil, onlar için tamamen öteki olmak isterler. Onların yaptığı başkalarını ötekileştirmek olarak görülse de asıl kendilerini başkalaştırmak için çırpınırlar. Hissettikleri toplumsal nefretten ancak bu şekilde, araya bir duvar örerek kurtulabileceklerine inanırlar. Toplumsal nefretlerini örtbas etmek için de farklı yaşamayı tercih etmiş küçük grupları bulur, asıl ötekinin onlar olduğunu iddia ederler.

Kim ne derse desin, bir toplumun dayanıklılık göstergelerinden biri de kesinlikle bu meseledir. Dünyanın neresine bakarsanız bakın, bir toplumda farklı ve mutlu insanların sayısı o toplumun sağlıklı bir yapıda olduğuna, oysa farklılıkların kolayca ötekileşmeye dönüştüğü toplumlarda ise bu durumun doğal bir fakirliğe, hem de her yönden fakirliğe delalet ettiğini kolayca gözlemlenebilir. Ve diğer insanları ötekileştirmek öylesine kolaydır ki sadece basit tek bir soru, insanların var olma biçimini sorgulamak ya da bireysel seçimlerine neden değil de niçin diye sormak bile bunun için yeterlidir.

Eğer bu yazı ilginizi çektiyse sıradaki yazımız sizin için geliyor: Tok Akıl Zor Ağırlanır

Yorum Yap