Siyasi Bir Bakış Açısıyla UFO Gerçeği

 

Son dönemde UFO’larla ilgili en çok rağbet gören varsayım, bu ziyaretlerin dünya dışı varlıklar tarafından değil de milyonlarca yıl sonraki insanlar tarafından bir tür zamanda yolculuk olarak yapıldığı. Bu gerçekten ilginç bir görüş ve bir an için bu iddiaların doğru olabileceğini varsaydığımızda, özellikle evrimsel açıdan ortaya oldukça ilginç bir tablo çıkıyor. Bunun nedeni de uzaylılarla karşılaştığını iddia eden kişilerin “gördükleri” uzaylıları fiziki bakımından betimleme biçimleri. O tariflere bakarak insanın birkaç milyon yıl içinde neye dönüşeceğini, daha da önemlisi bu değişimlerin nedenlerini ön görmeye çalışabiliriz.

Bu tariflerin hepsi neredeyse aynı. Uzaylılarda göze çarpan ilk özellik, devasa bir yumurtayı andıran iri bir kafa ve yüzün tam ortasında insanı ürkütecek kadar büyük bir çift göz. Gözler neredeyse tüm yüzeyin dörtte bir alanına sahip. Ağız ve kulaklar ise tam tersine, varla yok arası. İnsan gerçekten böyle evrimleşecekse eğer bundan çıkarabileceğimiz iki önemli sonuç var: Birincisi, beynimizin henüz sandığımız kadar büyük olmadığı. Dünyanın bugünkü gidişatına, özellikle de doğayla ilişkisine baktığımızda bunu sezinleyebiliyoruz aslında. 1400 gram beynin insan evladına yetmediği çok açık. Belli ki doğayla uyumlu yaşamak, birbirimizi öldürmemek, bu gezegende kalıcı bir barış sağlamak için çok daha büyük bir beyine ihtiyacımız var.

İkinci olarak da bu insanlarda gözlerin büyüklüğüne karşın ağız ve kulakların küçüklüğü meselesi var. Eğer gerçekten zamanla gözlerimiz büyüyecek, buna karşın ağız ve kulaklarımız küçülecekse, özellikle bizim gibi ülkelerde siyasi hayat radikal bir biçimde değişecek demektir. Çünkü günümüz siyaseti tüm gücünü insanların burnunun dibinde olanları görememesi, ama daha da önemlisi, duyduğu her şeye inanmasıyla işlemekte. İşlevsiz organların zamanla küçüldüğünü, işlevi artan organların da zamanla geliştiğini kabul edersek belki de önümüzdeki birkaç milyon yıl içinde insanlar, seçtikleri liderlerin hayatlarını nasıl mahvettiğini görebilir, ağızlarından çıkan her şeye inanmamayı başarabilirler. En önemlisi de insan ağzı o denli küçülürse gerçekten, insanlar siyasi ahlaksızlığın önüne daha kolay geçebilirler.

Gelecekteki insanlarla ilgili yapılan tariflerde dikkat çeken bir başka özellik de cinsiyet farkının olmaması. Bugüne değin hiç kimse topuklu ayakkabı giymiş ya da saçlarını topuz yapmış bir uzaylı görmedi. Sakallı ya da bıyıklı uzaylılar da gören de yok. Burada ilk kısma gönderme yapıp beynin büyümesiyle kadın erkek eşitliği arasında bir ilişki kurmak, hatta daha da ileri gidip İstanbul Sözleşmesi olmasa da başka bir galaksinin adını taşıyan yeni bir sözleşmeyle kadına şiddetin olmadığı bir evren hayali kurulabilir, en azından insan aptallığının da zamanla azalacak entropik bir yapı olduğunu umulabilir.

Yorum Yap