Çoğumuz hastalıkların kötü olduğunu düşünme eğilimindeyiz. Nihayetinde hastalık sağlığın karşıtıdır ve sağlık, her şeyden önce sağ kalma ihtimalimizin yüksekliğine işaret eder. Bizler de sağ kalıma programlı varlıklar olduğumuz için eğer sağlıklıysak ölmek istemeyiz ve ölüme yakın olmak anlamına gelen hastalıkları sevmeyiz.
Peki ama ya insanlığın hastalıklara ihtiyacı varsa?
Patolojilerin neden var olduğu sorusuna verilebilecek en kestirme yanıt ölüm için bir sebebe ihtiyaç olmasıdır. Öyle ya, hastalık olmasaydı hepimiz ölmek için bir kazayı beklemek zorunda kalırdık. Yaşlılık dediğimiz süreç bile belli organların eskisi kadar iyi çalışamaması sonucu “hasta” olması ile gelişiyor. Yani ölmek için patolojilere ihtiyacımız var. (“Ölmek ne için var?” diye sorarsanız o apayrı bir konu.)
Aslına bakarsanız hastalıklar sadece ölmemize değil bir tür olarak gelişmemize de yarıyor; özellikle psikolojik hastalıklar. İnsanlık tarihi boyunca pek çok keşif, buluş, sanat eseri, araştırma ve insanlık durumunu değiştiren gelişme, “hasta” insanlar tarafından ortaya konulmuştur.
“İnsan başarıları” olarak önceki yazılarımda vurguladığım bilim, sanat ve felsefe alanlarıyla uğraşan kişilerin ciddi rahatsızlıkları olduğu biliniyor. Newton’dan Tesla’ya, Darwin’den Einstein’a, Büyük İskender’den Abraham Lincoln’e, Michelangelo’dan Beethoven’e, Van Gogh’tan Picasso’ya, Tolstoy’dan Virginia Woolf’a, Diyojen’den Nietzsche’ye kadar pek çok ünlü isim bipolar bozukluk, obsesif kompulsif bozukluk, öğrenme bozukluğu, anti-sosyal kişilik bozukluğu, şizofreni, epilepsi, melankoli ya da marfan sendromu gibi ciddi hastalıklardan mustarip kişiler.
GATTACA
Hastalıkların insan türünü geliştirici etkisini düşünmeme neden olan ise Gattaca isimli bir bilimkurgu filminin “alternatif son”u.
Genetik mühendisliğinden yararlanarak süper insanların üretildiği bir dünyada oluşan sınıf farklarını anlatan bu filmin asıl sonu, yazılardan ve görsellerden oluşuyor. Yazılar şöyle:
“İnsan türünü oluşturan tüm genlerin haritasının çıkarılacağı İnsan Genom Projesi’ni bilim insanları birkaç yıl içinde tamamlayacak. Şimdi kendi evrimimizi yönetebileceğimiz bir noktaya evrilmiş durumdayız ve eğer bu bilgiyi daha önce edinmiş olsaydık şu insanlar doğmayacaktı…” ve insanlık tarihini etkileyen bazı ünlülerin resim, isim ve hastalıkları görünüyor.
Korkulan Son!
Filmin sonu İnsan Genom Projesi (İGM) aleyhtarlığına sebep olabileceği korkusuyla filmden çıkarılıyor, nitekim filmin çekildiği tarih olan 1997’den 3 yıl sonra İGM tamamlandı ve proje bebeklerin üretimine çoktan başlandı bile… (Bkz. https://www.acikbeyin.com/insan-super-olabilir-mi/) Tüm bu sürecin sosyal, ekonomik, politik, askerî, ekolojik, antropolojik ve psikolojik sonuçlarının ne olacağı bilinmemekle beraber, olası sonuçlarla ilgili distopik spekülasyonlar üretmek hiç de zor değil.
Mükemmele Varmak
Mükemmeli arzulamak ve ona ulaşmak için uğraşmak son derece doğal bir insani itki. Ne var ki neyin mükemmel olduğuna dair net bir fikir edinmek pek de kolay değil. Kötü olarak gördüğümüz sağlıksız genler tamamen ayıklansaydı insanlığa katkı sağlayan pek çok dâhi hiç doğmayacaktı.
İnsan türünün binlerce yıllık evriminin sonucunda elimizde bulunan söz konusu hastalıklı durumlar türümüz için arzu edilen sonuçlar doğurabiliyorken, sizce de insanın “kendi evrimini yönetme” konusunda fazlasıyla dikkatli olması gerekmiyor mu?
Eğer bu yazı ilginizi çektiyse sıradaki yazımız sizin için geliyor: İnsan Süper Olabilir Mi?