Eğer maaşlı bir işte çalışıyorsan ve bu çalıştığın iş için belirli bir süreden -çoğunlukla haftanın uyanık olduğun zamanlarının ana kütlesini oluşturan bir süreden- tamamen vazgeçtiysen, o süreyi tamamen işverenine ait görüyorsan, sen bir kölesin. Az bir ücret karşılığı çalışıyorsan ucuz, çok yüksek bir maaşla çalışıyorsan pahalı bir kölesin.
Sanayi toplumunun oluşum sürecinde köleliğin tamamen kaldırılmasının sebebi buydu zaten: Maaşlı mesaili iş keşfedilmişti. Yeni köleler onlardı!
Ama maaşlı mesaili bir işte çalışıyorsun diye köle olmak zorunda değilsin. Eğer çalıştığın işi zaten keyif aldığın, anlam bulduğun, değer verdiğin şeylerden tercih ettiysen…
Eğer çalıştığın işin en azından bazı yönleri değerlerinle, anlam duygunla ve gelişim yönelimlerinle uyumluysa… Eğer işte geçirdiğin zamanın da sahibinin aslında kendin olduğunun farkındaysan… Eğer mesaiye girerken bir boyunduruğa girer gibi iradeni tamamen kapatarak otomasyonda çalışır hâle gelmiyorsan… Eğer işinin gereklerini yaparken bir yandan da kendi gelişim hedeflerini, anlam duygunu, değerlerini gözetiyorsan… Asla köle değilsin!
Basit bir örnekle açayım.
Diyelim öğretmensin ve aynı zamanda “daha şefkatli bir insan olmak” diye bir kişisel dönüşüm hedefin var. O halde son dönemin moda akımına uyarak öğrencilere, velilere, idareye verip veriştirmek yerine, bir yandan işini yaparken bir yandan da öğrencilere, velilere daha fazla şefkat duymak ve daha şefkatli davranmak yönünde gelişmeye çalışsan kötü mü olur? Mesaiye verdiğin süreyi, yaşamının ana hedefleri için de kullanabilir hâle gelmezsen, onca zamanı yaşamından blok halinde kölelik etmek için çıkarırsan, gelişmek hayal olur.
Eğer bu yazı ilginizi çektiyse sıradaki yazımız sizin için geliyor: Meslek Falını Bırak, Yetkinliklere Bak: Eylem Yetkinliği