Kültürel Evrimin Yeni Aşaması Yerleşiyor

Homo Sapiens olarak 20 bin yıl önce yaşamış akrabalarımızla genetik açıdan hemen hemen tamamen aynıyız. Avcı toplayıcı olduğumuz zamanlardan bugüne anatomimiz, fizyolojimiz, genetiğimiz çok az değişti. Ama teknoloji üretip sosyolojik olarak yaygınca benimseyerek kültürel evrimimizi körükledik. Defalarca devrimsel atılımlar yaptı kültürel evrimimiz.

Bu büyük ve sürekli devam eden, zaman zaman büyük atılımlar yapan kültürel evrime rağmen, her birimiz hala bir avcı toplayıcının özellikleriyle doğuyoruz. Bütün bir insanlık olarak yaşadığımız kültürel evrim aşamalarını, bireysel hayatımızda da yaşamamız gerekiyor.

Yerleşik hayata uyumlu değiliz; hele hele böyle binalara tıkılmış olarak, doğadan bu kadar ayrı ve hareketsiz bir yaşama uyumlu değiliz. Ama alışıyoruz. Bunu büyük ölçüde içselleştirdik. Tüm fayda ve zararlarıyla, bulaşıcı hastalıklardan obezliğe kadar her yönüyle taşıyoruz bu yükü. Faydası mı daha fazla yükü mü daha fazla belirsiz; ama faydalarına da alıştık yüklerine de.

Yazılı kültüre uyumlu değiliz. Yazı çok sonra girdi insanlığın yaşam akışına. Ama eğitim sistemleri kurduk, kitlesel olarak yazılı kültüre her bir bireyi dahil ediyoruz. Yine de en ‘beyaz yaka’ kişilerde bile yazılı kültüre bir türlü uyum sağlayamayanlar, onu içselleştiremeyenler, yüz yüzeyken çok iyi yönettiği iletişimleri yazılı ortamda sık sık berbat edenler çıkıyor.

Enerji tipi dönüşümlerini, elektriği, nükleer enerjiyi ve diğer tüm enerji çeşitlerini yönlendirmeyi keşfedip bunu bilim ve teknoloji atılımlarıyla birleştirerek geldiğimiz mitolojik yarı tanrılar hâline hiç ama hiç uyumlu değiliz. Ve işin kötüsü bu güçle toplumsal olarak baş etme yollarını da bulabilmiş değiliz henüz. Sadece bazılarımız bireysel çabalarını sürdürüyor. Ama genel olarak baktığımızda büyük gücün büyük sorumluluk getirdiğini hâlâ keşfedebilmiş değiliz. Mesela dünyanın her yerinde üreticiler hâlâ satışı artırmaktan başka rolü olmayan, ürün işlevselliğinden yoksun paket tercihleriyle dünyanın bağırsaklarını, kaldıramayacağı bir hızla doldurmaya devam ediyorlar. Yarı tanrılar olmayı hiç hazmedemedik, öğrenemedik; Dünya bununla başa çıkmanın bir yolunu bulur; ama umarım biz dünyada kendi yaşam şansımızı yok etmeden, hiç değilse öğrenmenin yollarını buluruz.

Dijital dönüşüm bize alternatif dünyalar yaratma imkânı verdi. Fiziksel dünyayla bütünleştirdiğimiz bir dijital dünya oluştu önce; sonra fiziksel ve dijital iyice kaynaştı. Artık o eski bildiğimiz fiziksel dünya yok, dijitalle tamamen iç içe. Ve bu yetmedi bir de binlerce çeşit hibrit dünyalar yaratmaya başladık.

Dijitalden uzak kalmak diye bir seçenek yok. Yazıdan uzak kalabilmek nasıl seçenek olmadıysa, enerji tipi dönüşümlerinden yararlanmamak nasıl seçenek olmadıysa, dijitalden uzak kalmak da bir seçenek değil. O artık bizim için zeminin bir parçası.

Bununla başa çıkmayı henüz neredeyse hiçbirimiz bilmiyoruz. Pişerek öğreneceğiz, pek çoğumuz yanacak, pek çoğumuz çiğ kalacak. Ama pişenler yeni dünyaları şekillendirenler olacak.

Eğer bu yazı ilginizi çektiyse sıradaki yazımız sizin için geliyor: Yeterlisi

Yorum Yap