Her Şeyi Mümkün Kılan Beceri: Soyutlama

 

İnsan zihnindeki yüzlerce, hatta belki de binlerce beceri arasından herhangi birine “en kritik beceri” payesi vermek elbette mümkün değil ama yine de birine bu pareyi verecek olsak, büyük bir ihtimalle soyutlama becerisini seçmek zorunda kalırdık. İnsan zekâsını, daha doğrusu insan zekâsının neredeyse tüm ürünlerini mümkün kılan soyutlama becerisini…

Bu becerinin insan gelişimindeki etkisini hakkıyla dillendirmek bile neredeyse imkânsız. Tüm doğal dillerin, matematiğin, her türlü bilimsel düşüncenin, diğer taraftan ahlaki kriterlerin, hatta sanatın var olmasının ardında hep o var: İnsanın bir fikri, duyguyu ya da olguyu soyutlama becerisi…

Ama maalesef diğer taraftan, soyutlama kavramıyla, özellikle de işlevsel tarifiyle ilgili pratik yaşam içinde bir yığın yanlış anlama da var. Her şeyden önce soyutlama, adı üzerinde, somut bir olguya soyut bir gösterge atama işi. Dil üzerinden tarif etmek gerekirse, bir cisim olarak elmaya, e, l, m ve a seslerinden oluşan soyut bir temsilci atama, toplumsal bir kabulle ona “elma” deme; ya da matematiksel olarak, birinin bir şeyi sadece bir kez değil, iki kez yapmamasının da hiç yapmamak olduğu gerçeğini, “iki çarpı sıfır eşittir sıfır” olarak belirtme işi. Çemberin çevre uzunluğunu hesaplamak için kullanılan 2πr bile, “Çemberin uzunluğu, çapın aşağı yukarı üç katıdır ve her seferinde böyledir” fikrinin soyutlamasından başka bir şey değildir. Ve soyutlama olmaksızın ne karmaşık bilimsel fikirleri tarif etmenin bir yolu vardır ne de insan evladının en değerli meziyeti olan dilleri….

Sanat gibi bazı istisnaları saymazsak soyutlamanın insan yaşamı içinde en etkin olduğu iki alan, diller ve matematik. Bu iki kodlama sistemlerinin ortak özelliği ise, soyut ya da somut çoğu kavram, fikir ya da olgu için kodlar üretmek, yani onları soyutlamak için neredeyse sonsuz olanağa sahip olmaları. Ama hakkını verelim, bu soyutlama işinde en mahir olan matematik gibi görünüyor. Doğal dillerle, yani Türkçe ya da İngilizce gibi dillerle anlatılması pratikte imkânsız olan bir yığın fikrin ifade edilebilir hale gelmesini sağlıyor. Dahası doğal dillerin coğrafi kısıtlarını da evrensel yapısıyla kolayca aşabiliyor. Bu bakımdan bakıldığında doğal dillerin yapamadığı, belki de hiçbir zaman yapamayacağı bir şeyi, bilginin evrenselliğini sağlıyor.

Soyutlama gerçekten de insan zihninin en önemli ama öte yandan da en tuhaf becerisi. Bu becerinin yaşam üzerindeki etkisi de her geçen gün daha da artıyor.. Mesela, insanın soyutlama becerisinin son ideolojisi “Dijitalizm” neredeyse geriye kalan tüm ideolojileri silmek üzere. Artık insanların ana kimlikleri bile doğal gerçekliğin ötesinde, basit birer soyutlamaya dönüşmeye başladı. Çoğu insan bir takım ya da parti taraftarlığı ile kendi kimliğini soyutlayabildiği gibi bir avatarla bedenini de soyutlamada bir sakınca görmedi.

Ama tüm soyutlama becerilerinin arasında en ilginç olanı da bir bütün olarak yaşamı, hatta tüm evreni bir tanrıyla soyutlama becerisi; en iyi bildiği şeyleri dahi homojen bilemeyen insanın soyutlama yapmadan neredeyse gözünde hiçbir şey canlandıramaması.

Eğer bu yazı ilginizi çektiyse sıradaki yazımız sizin için geliyor: İletişim: İnsan Yaşamı İçin En Büyük Tehdit

Yorum Yap