Duygusal Disiplin

 

Zihinsel enerjiyi artırmanın en iyi yollarından biri, ilk başta olası görünebilecek bir gerçeği tanımaktır: Nasıl hissettiğinizi seçme gücünüz var.

Hepimizin bildiği gibi duygular güçlü bir mekanizmadır. Bazen bizi, bize rağmen geçiyorlar. Duygular sadece ruh halimizi şekillendirmezler, düşüncelerimizi ve aldığımız kararları da etkilerler. Duygularımıza dikkat etmemiz ve onları farkında olmamız söylenir; onlar kendimizin bazı dürüst özünü temsil ederler. Ama duygular bizi ciddi şekilde raydan da çıkarabilir. Bazen bizi önemli bir çatışmaya sürükler ve insanlarla aynı fikirde olmadığında patlayan havai fişekleri yaratırlar.

 

Liderlik uzmanı Charles C. Manz, duygularımızın insafına kalmak zorunda olmadığımızı iddia ediyor. Aslında onları kontrol edebilir, yapıcı kanallara yönlendirebiliriz. Manz nasıl hissedeceğimizi seçme becerisini “duygusal disiplin” olarak adlandırıyor. Duygusal Disiplin kitabının yazarı Manz, “Duygular bir bilgi kaynağıdır ve onları nasıl izleyeceğimizi ve enerjilerini olumlu amaçlar için nasıl kullanacağımızı öğrenirsek bizim için çalışabilirler” diyor. Birincil enerji ve motivasyon kaynağı olan duygular, birçok kurucu parçadan oluşur. Bunlar arasında davranış, düşünce, fizyoloji, maneviyat ve anlam yer alır.

 

Duygunun tüm bileşenleri, duygusal deneyimimiz hakkında bilgi edinmek için çıkarılabilir. Ayrıca, duygusal disiplini kullanmak için bir kılavuz görevi görürler. Hepimizin farklı yaşam deneyimleri olduğu için, duygularımızı harekete geçiren şeyler de farklılık gösterir. Bazıları için savaş tehdidi, bazıları içinse işini kaybetmek özellikle üzücüdür. Birçoğumuz, bir iş arkadaşı ya da eş ile yaşanan kişiler arası çatışmalardan etkileniriz. Duygusal disiplin herkese uyan tek bir süreç değildir. Aksine, kendi ihtiyaçlarınıza göre geliştirebilir ve özelleştirebilirsiniz. Mevcut ve gelecekteki zorluklarla başa çıkmak için kapasiteyi kurar.

 

Temel strateji, önemli bir duygusal karşılaşmanız olduğunda her seferinde birkaç basit adım atlamayı içerir:

 

Neden: Belirli bir duyguyu tetikleyen konuyu veya olayı tanımlayın. Tartışma anında yaşadığınız duyguların nedeni nedir?

Vücut: Bedeninizi tarayın ve duygularınızın neden olduğu fiziksel tepkilerin yerini ve yoğunluğunu belirleyin. Öfkenin fiziksel etkilerini nerede hissediyorsunuz? Fiziksel hissi hoş ya da nahoş olarak değerlendirin.

Zihin: Duygulara eşlik eden düşünceleri ve onları destekleyen inançları belirleyin. Hissettiğiniz duyguları hangi düşünceler tetikliyor? Kendi kendinize yaptığınız konuşmaları ve zihninizden geçen imgeleri gözden geçirin. Belki de bir konuşma yapmadan önce endişeye kapılıyorsunuz. Şöyle düşünüyor olabilirsiniz: “Kendimi aptal durumuna düşüreceğim; bu utanç verici olacak.” Destekleyici inanç ise şöyle bir şey olabilir: “Ben iyi bir konuşmacı değilim.”

Ruh: Bu duygunun en çok hangi yönünüzü ortaya çıkardığını (korku dolu egonuz mu, sağlıklı ruhunuz mu?) ve hangi yönünüzü gizlediğini belirleyin.

 

Duygularınızla çalışmak için bir dizi stratejiden herhangi birini seçin. İşte zihniniz aracılığıyla erişebileceğiniz en temel ve etkili stratejilerden ikisi:

 

1. Zihinsel Yeniden Çerçeveleme

Psikoterapi ekollerinde bir teknik olarak kullanılan zihinsel yeniden çerçeveleme ile bir duruma olan bakış açınızı değiştirerek, aksilikleri başarı için fırsatlara dönüştürmek mümkündür. Kendinizi zor bir duygusal durumun içinde bulduğunuzda, risklerin yanı sıra fırsatlara da odaklanın. Örneğin bir tartışma, ilişkiler ve insanların olaylara farklı bakış açıları sağlamasına dair öğrenme şansı sunar.

2. Duygusal Kung Fu

Kung fu olarak bilinen Çin savunma sanatında amaç, saldıran herhangi bir gücü kendi yararınıza kullanmaktır. Saldırganla savaşmazsınız; hedefinize ulaşmak için enerjisini yeniden yönlendirirsiniz. Düşmanı, saldırısının enerjisiyle yere gönderirsiniz. Manz, aynı yaklaşımın duygusal çatışmalara da uygulanabileceğini söylüyor. Duygusal bir saldırıya direnmek yerine, onun enerjisini bir çözüme doğru söz söylemek için kullanırsınız. Duygu yüklü çatışmalarda insanlar üç şey yapar: kendi pozisyonlarını güçlü bir şekilde ifade etmek, fikirlerimize saldırmak veya bize saldırmak. Bizler de genellikle karşılık verme, kendimizi savunma ya da fikirlerini reddetme eğiliminde oluruz. Ancak bunun yerine, saldırının gücünü hedeflerinize hizmet edecek şekilde kullanmak için saldırıyı savuşturabilir ve saptırabilirsiniz. Bir çözümü ortaya çıkarabilecek eleştiri ve tavsiyeleri davet edebilir, saldırıyı size değil soruna yönelik bir saldırı olarak yeniden şekillendirebilir ve açıklama yapmak yerine sorular sorabilirsiniz.

Çeviri: Ayhan Kürşad İnanç

Kaynak

 

Yorum Yap