Ertelemenin Üstesinden Gelmenin 11 Yolu

Herkes hayatının bir noktasında bir görevi ertelemiştir. Peki hiç kendinizin ya da başkalarının neden ertelediğini merak ettiniz mi? Bazıları erteleme davranışını (kendilerinde veya diğer insanlarda) tembellik olarak görse de, işin içinde başka bir şey olabilir. Belki de Hiçbir Erteleme Kötü Değildir 🙂

Psikolojide, uzun zamandır erteleyen insanların hatalı bir zaman algısına sahip olduklarına inanılıyor – insanlar bir şeyi yapmak için gerçekte olduğundan daha fazla zamanları olacağını düşünebiliyorlar. Bazıları için bu doğru olsa da, araştırmalar ertelemenin ‘sıkıntıyı yönetmede zorluk yaşama’ ile bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle, görevden kaçınmanın kusurlu olduğu görülüyor – yani, insanlar bir görevi hoş olmayan bir şekilde algıladıklarında (“Zor, sıkıcı, acı verici olacak…”), erteleme olasılıkları daha yüksek oluyor.

Erteleme davranışı gösterenler sıkıntıdan kaçınmaya çalışıyor olsalar da, bu tutum uzun vadede daha fazla sıkıntıya neden olabilir. Erteleme davranışı stresin artmasına, sağlık sorunlarına ve daha düşük performansa yol açabilir. Bununla birlikte erteleyenler, ertelemeyenlere kıyasla daha fazla uyku sorunu yaşama ve daha fazla stresli pişmanlık yaşama eğilimindedir. Dahası bu durum suçluluk, utanç ya da öz eleştirel düşünceler nedeniyle öz saygınızı da zedeleyebilir.

İşleri ertelemekle ilgili bir mücadele içerisindeyseniz, bu ipuçlarından herhangi birini deneyebilirsiniz:

  1. Felaketleştirmeden kurtulun.

İnsanların ertelemelerinin en büyük nedenlerinden biri, bir durumu felaketleştirmeleri ya da gözlerinde çok büyütmeleridir. Bu, görevi tamamlamanın ne kadar zor, ne kadar sıkıcı veya ne kadar acı verici olacağı ile ilgili olabilir; durum ne olursa olsun, altta yatan ana düşünce görevi yapmanın “dayanılmaz” olacağıdır.

İşin aslı, zorluklar, can sıkıntısı ve sıkı çalışma sizi öldürmez, hatta hasta bile etmez. Oysa ertelemenin stresle ilişkili olduğunu bilmekteyiz – yapmanız gereken bir telefon görüşmesini yapmaktan kaçındığınızda hissettiğiniz stresi düşünün. Bu yüzden olaylara şu perspektiften bakın: “Elbette bu benim en sevdiğim iş değil ama üstesinden gelebilirim.”

  1. “Neden”inize odaklanın.

Erteleyiciler, uzun vadeli sonuçlara (yapmamanın stresi ve bu görevden kaçınmanın sonuçları) kıyasla kısa vadeli kazanımlara (görevle ilgili sıkıntıdan kaçınmak) daha fazla odaklanırlar. Bunun yerine, bu görevi neden yaptığınıza odaklanmayı deneyin: Bu görevi tamamlamanın faydaları neler?

Bir dolabı temizlemeyi erteliyorsanız, temizlendiğinde dolabınıza girdiğinizi ve bunun ne kadar iyi hissettireceğini hayal edin. Ve eşyaları internet üzerinden satarak ne kadar para kazanacağınızı ya da ihtiyacı olanların bu eşyaları bağış olarak aldıklarında nasıl hissedeceklerini düşünün.

Kaçındığınız bir egzersiz programıysa, egzersiz yapmanın nasıl daha pozitif enerjiye sahip olmanıza yardımcı olacağına, özgüveninizi artıracağına ve çocuklarınız için önemli bir rol model olacağına odaklanın.

  1. Takviminizi oluşturun.

“Zamanım olduğunda yapacağım” mantığıyla yürütülen projeler çok sık yapılmaz, hatta hiç yapılmaz. Bir proje üzerinde ne zaman çalışacağınızı planlamanız ve tıpkı önemli bir toplantıda yaptığınız gibi o zamanı bloke etmeniz gerekir. Bununla birlikte işinizi yapma zamanı geldiğinde, bir zamanlayıcı ayarlayabilirsiniz, böylece ayrılan sürenin tamamına odaklanabilirsiniz.

  1. Gerçekçi olun.

Programınızı oluştururken kendinizi başarıya yönelik odaklayın. Projeler genellikle beklenenden çok daha uzun sürer, bu nedenle biraz fazladan zaman ayırın. Ve bunu kendiniz için kolaylaştırmanın yollarını arayın: Örneğin, sabah insanı değilseniz, aylardır ertelediğiniz egzersiz programına başlamak için bir saat erken kalkmayı beklemeyin. Bu aktiviteyi öğle yemeği sırasında veya akşam yemeğinden önce planlamak sizin için daha iyi olabilir.

  1. Parçalara ayırın.

Bir görev aşırı zorlayıcı göründüğünde, genellikle beraberinde ertelemeyi de getirir. Peki bu görevi nasıl daha küçük, daha yönetilebilir parçalara ayırabilirsiniz? Örneğin, bir kitap yazmak istiyorsanız, bir taslak oluşturmayı, her bölümü tanımlamayı, bölümlerdeki ana başlıkları belirlemeyi ve ardından her seferinde bir bölüm yazmayı deneyebilirsiniz. Bu şekilde parçalara ayırmak, kendinizi daha az bunalmış ve daha güçlü hissetmenize yardımcı olacaktır.

  1. Bahaneleri ortadan kaldırın.

Bunlardan herhangi biri tanıdık geliyor mu? “Havamda olmam lazım.” ” Zaman bulana kadar bekleyeceğim.” “Baskı altında daha iyi çalışıyorum.” “Başlamadan önce X’in gerçekleşmesi gerekiyor.”

Bunu durdurun.

Kendinize karşı dürüst olun. Bunlar bahane. Elbette, “havamda olmak” güzel olabilir, ancak bunun gerçekleşmesini beklemek çalışmanıza hiçbir zaman başlayamayacağınız anlamına gelebilir.

  1. Bir partner bulun.

Bir görevi tamamlamak için belirli son tarihler belirleyin. Ardından hesap verebilir olmanıza yardımcı olacak birini bulun. Bu, patronunuza veya müşterinize işi belirli bir tarihe kadar tamamlayacağınıza dair verdiğiniz bir söz olabilir. Ya da işinizi takip etmenize yardımcı olacak bir koç da olabilir. Ya da basitçe hesap vereceğiniz bir partner bulun. Bu ilişkide, belirli zaman aralıklarında (örneğin haftada bir kez) biriyle (örneğin telefonda) bağlantı kurar ve bir sonraki görüşmenizden önce ne yapacağınız ile ilgili sözleşebilirsiniz. Sözünüzden dönmek istemediğiniz için bu, erteleme eğilimini bastırmak için etkili bir yol olabilir. (Sevgilinizle olan ilişkinizi korumak için bu kişinin partneriniz olmamasını tavsiye ederim. İş takibi konusundaki eksikliğin aranızda gerginliğe neden olmasını istemezsiniz).

  1. Çevrenizi optimize edin.

Ortamınız üretkenliğinize yardımcı olabilir veya bunu engelleyebilir. Özellikle birinin size ulaştığını bildirmek için sürekli bildirim gönderen e-postanız veya mesajlaşma programınız gibi teknolojilere dikkat edin. Sosyal medya, sizi yolunuzdan saptıran internet “araştırmaları” ve telefon görüşmeleri ertelemeye yol açabilir.

Bu yüzden şunu deneyin: Belirli bir görev üzerinde çalışmak için planladığınız süre boyunca, e-postalarınızı ve anlık mesajlarınızı kapatın, telefonunuzu kapatın (ya da en azından “Rahatsız Etme” ayarına getirin ve gözden uzak bir yere koyun) ve görevi tamamlayana kadar internete girmenize izin vermeyin ya da gerekli internet aramalarını işinizi tamamlayana dek bekletin.

  1. Olumlu davranışları ödüllendirin.

Yapmayı planladığınız şeyi yaptığınızda bir ödül belirleyin. Planladığınız şeyi tamamlayana kadar yeni Netflix dizisini izlemenize, sosyal medyanızı kontrol etmenize veya öğle yemeği yemenize izin vermeyin. Dolayısıyla, bu görevleri ve dikkat dağıtıcı unsurları ertelemek için kullanmak yerine, bunları yapmanız için planladığınız şeyi gerçekten bitirmenize bağlayın.

  1. Kendinizi bağışlayın.

Geçmişle ilgili kendinizi hırpalamayı bırakın. “Daha erken başlamalıydım” ya da “Hep erteliyorum; tam bir beceriksizim” gibi düşünceler işleri daha da zorlaştıracaktır. Araştırmalar, geçmişteki ertelemeleriniz için kendinizi affetmenin, bir görevi ertelemeyi bırakmanıza yardımcı olacağını gösteriyor.

Geçmişteki ertelemeleri kendi yararınıza kullanmayı da deneyebilirsiniz. Nasıl mı? Kaçınmanıza neyin sebep olduğunu belirleyebilirsiniz – korku, stres, nasıl ilerleyeceğinizi iyi bilmeme, hesap verebilirlik eksikliği vb. Ardından bu engelleri şimdiki zamanda ve gelecekte ele alın. Örneğin, ertelemenize neden olan şey korkuysa, bir dahaki sefere daha güçlü ve daha az korku hissetmek için hangi adımları atabilirsiniz?

  1. Mükemmeliyetçiliği bir kenara bırakın.

Mükemmeliyetçilik ya hep ya hiç anlayışıdır: Bir şey ya mükemmeldir ya da başarısızdır. Mükemmeliyetçi olan insanlar ilerlemek için her şeyin mükemmel olmasını bekleme eğilimindedirler – yani mükemmel değilse, bitiremezsiniz. Ya da mükemmel zaman değilse, başlayamayacağınıza inanırsınız. Bu ya hep ya hiç anlayışı sizi görevlere başlamaktan veya tamamlamaktan alıkoyabilir.

Bunun yerine, mükemmelden ziyade daha iyi olmaya odaklanın. Bu, hala mükemmellik için çabalamak, mükemmellik yaratmak veya kendinizi mükemmel koşullara hazırlamak anlamına gelir, ancak aynı zamanda işi bitirmeye odaklanırsınız. Bitirmek mükemmelden daha iyidir.

Bugünü “bir gün” yapın. Başlangıç için bu adımları izleyin ve kaydettiğiniz her ilerlemeden gurur duyun.

Elizabeth Lombardo, Ph.D.

Kaynak

Çeviri: Zeynep Sude Öztekin

Yorum Yap