Seslendiren: Burak Bulut
Mutluluğun çoğunlukla gerçeklere değil de yorumlara dayalı bir insan hali olduğu söylense de bu kavramının o kadar uzun ve karmaşık bir felsefi tarihi var ki ne olduğuyla ilgili kapsayıcı bir kanaate varmak neredeyse imkânsız. Hatta çoğu zaman onu sadece tanımlamakta değil, gerçekliğinden emin olmakta bile zorluk çekiyoruz. Belki de insanla ilgili en az bilgi sahibi olduğumuz ama üzerine en fazla manipülasyon yaptığımız duygu durumu mutluluktur.
Mutlu olmanın ne olduğu ve onu elde etmek için hangi araçların meşru olduğu konusundaki geniş anlaşmazlığa karşın mutluluğu sadece fayda ile ilişkilendiren genel bir görüş var. Bu anlamda mutluluk bir bireye neyin fayda sağladığı, daha iyi hissettirdiği, çıkarlarına ve amaçlarına hizmet ettiğiyle ilgiliymiş gibi görünüyor. Mutlulukla ilgili gerçekçi tanım yapılmadığı müddetçe de neşe, keyif, huzur ya da hoşnutluk gibi görece çok daha basit olan bir yığın yancı duygu mutluluk olarak tarif edilebiliyor. Kiralanabilir zevklerin çoğu, hatta yaşamında her şeyin yolunda gittiği gibi çok daha güncel ve basit bir düşünce dahi bazen mutluluk olarak algılanabiliyor.
Oysa mutlulukla ilgili insanın kafasını karıştıran belki de en hatalı tavır, onun diğerleri gibi sıradan bir duygu olduğunu zannetmek. İnsanın diğer duygularına günlük hava durumu olarak düşünürsek, mutluluğun insan doğasının iklimi olduğunu ve iklimlerin hava olaylarını belirlediği gibi mutluluğun da hissettiğimiz her duygunun şiddetini etkilediğini, yani mutluluğun olgu olarak tüm duyguların üstünde bir şey olduğunu görememek…
Bir sabah ruhumuzun hava durumu kızgın ve öfkeliyse mesela, o gün o öfkenin ne denli şiddetli, yıkıcı ve uzun olacağı ruhunuzun iklimine, yani o dönemki mutluluğuma göre değişecektir. Sevdiğiniz bir müziği dinler ya da bir kitap okurken ya da sadece sokaklarda yürürken bile alacağınız zevk ruhunuzun iklimiyle, yani mutluluğumuzun gücüyle ilgili olacaktır. Mutsuzluksa, adı üzerinde, gelecekle ilgili umudun noksanlığıdır. Yoksa deneyenler bilir ki insanın en kederli, en acılı, en müşkül halinde bile, eğer geleceğe dair yeterince umudu varsa, mutlu olması mümkündür.
Mutluluk konusuyla ilgili edinmemiz gereken bir diğer bakış açısı da şu: Nasıl ki insanoğlunun açgözlülüğü bu gezegende iklim değişikliği için bir tehditse, bireysel açgözlülükler de mutluluk iklimi için aynı oranda tehdittir. Eğer biri ruhunun tüm ağaçları keser ya da düşünsel kirlerle zihninin atmosferini sürekli zehirlerse, onu bekleyen önünde sonunda buzul çağıdır.
Kısaca, mutluluk o günkü havanızın güneşli ya da bulutlu olmasıyla ilgili bir şey değil. Ya da insan için ne gözyaşı ne de kasvet rüzgarları mutsuzluğun göstergesidir. Mutluluk öyle ya da böyle, doğanızın dengesidir. Ve kulağa ne kadar tuhaf gelirse gelsin, aslında mutluluk insanın kendiyle en içten iletişimidir. İnsanın kendisiyle olan iletişimi bir şiddet iletişimi olmadığı süre de mutluluk kimse için uzakta değildir.
Eğer bu yazı ilginizi çektiyse sıradaki yazımız sizin için geliyor: Neden Rüya Görürüz Üzerine Bir Sörf