Mistik Olmak Ya Da Olmamak

Mistisizm denince çoğumuzun aklına doğaüstü, bilimsel olarak açıklanamayan, paranormal konularla ilgilenen bir inanç sistemi gelir. Nihayetinde mistisizm kelimesi köken olarak “gizem” sözcüğünden türemiştir. Bilimsel yöntemlerle açıklanamayan eksantrik olayları gizemli addederiz; açıklamakta zorlandığımız böyle durumlara “mistik” dememizin nedeni budur. 

Ne var ki bir yaşam felsefesi, bir dünya görüşü olarak Mistisizm, tekil olarak paranormal olaylarla ilgilenmek yerine bir bütün olarak varlığa ve tabii insan yaşamına anlam bulma çabasıdır. 

Esas itibariyle mistisizm Tanrı’yla/Mutkak’la/Sonsuz’la “bir olma” tecrübesi ya da zaten var olan birliği idrak etme felsefesi olarak ifade edilebilir. Söz konusu birlik algısı insana eşsiz bir huzur, dinginlik ve tamamlanmışlık -dolayısıyla mutluluk- hissi vermesi bakımından son derece arzulanan bir durumdur. (Bkz. https://www.acikbeyin.com/umman-olan-anlar-jilli/ ) Sonuç itibariyle hepimiz mutlu olmak istiyoruz; bu bağlamda mutluluk için meditasyon çalışmalarının yaygınlaşması kolektif bilinç açısından bir gelişme olarak görülebilir. Fakat mistisizm meditasyon pratiğine indirgenemeyecek kadar derin ve köklü bir felsefedir.

Uzun yıllar meditasyon yaptığı ya da ibadet ettiği halde bir türlü huzur bulamayan ve bulamadığı için veremeyen, varlıkla barışamayan insanlar tanımışsınızdır. Tüm bu pratiklerin amacı aslında içsel huzura ve dışsal barışa varmaktır. İnanç sistemleri, topluluk halinde yaşamak zorunda olan insan canlısının bir arada barış ve güvenlik (selam ve selamet) içinde sorunsuzca yaşamasını sağlamak için var olan yapılardır. Ne var ki felsefeleri bir kenara itilip sadece ritüelleri kaldığında söz konusu sistemler en büyük kavga sebebi olabilmektedir. 

Tarih boyunca bilinen en barışçıl insanlar mistikler arasından çıkmıştır. Çünkü onlar varlıkla barışmış, kendi varlıklarının kaynağına ulaşmış ve tüm var olanların “aslında bir” olduğunun idrakine varmışlardır. Algıladığı ya da algılamadığı tüm varlıkların aynı özün yansımaları olduğu inancına sahip bir insan için “ben ve öteki” ya da “biz ve onlar” ayrımı yoktur. Yerküremizde yaşanan insan kaynaklı tüm olumsuzlukların kökeninde bulunan bu ayrımlar ortadan kalktığında kavga edecek bir “diğeri” kalmayacağından kişi hem içsel olarak huzura erecek hem de etrafına huzur verecektir. Başkalarıyla didişmeyi terk etmiş, Nasrettin Hoca misali herkesi haklı bulan bir insanın mutsuz olması nasıl mümkün olabilir ki? 

Olanın olması gereken olduğuna inanan, tüm tikelleri (tekil varlıkları) bir bütünün eşsiz parçaları olarak gören ve dünyanın kendi algısından ibaret olduğunu bilen bilge kişi dünyayı değil, kendi algısını değiştirmeye çalışır. Dışarıda olan bitenle ilgilenmek yerine kendi iç dünyasına yönelerek devrimleri orada yapar. Çünkü insanın gerçekte değiştirebileceği tek şey kendisidir, başkalarını düzeltmeye çalışmak nafiledir. Bu bilgi yaşla ve onun getirdiği tecrübe ile gelen bir bilgi türüdür. Nitekim gençliklerinde insanlar hep etraflarını düzeltmeye uğraşır ama yaş aldıkça düzeltilmesi mümkün olan tek şeyin kişinin kendisi olduğunu görürler. Bunu idrak etme şansına erişen kişiler bilgelik yolunda kendilerini dönüştürürler ve bir kişinin değişmesi ile ona dokunan herkes değişir, güzelleşir. 

Bir ütopya gibi görünen “dünya barışı” birey olarak senin, benim, onun içsel huzuru yakalaması ve kolektif bilinci yükseltmesi yoluyla gerçekleşebilir. Kolektif bilinç nedir derseniz, size Matrix serisini bir kez daha izlemenizi öneririm. 

Haftaya Matrix’te buluşmak üzere!

Eğer bu yazı ilginizi çektiyse sıradaki yazımız sizin için geliyor: Kendini Bilen Neyi Bilir?

4 Yorum
  1. Leveny Gumus

    ceren hanım tekrar elinize dilinize sağlık

  2. FERDA ONER

    İnsan olmak için uğraşsak zaten başka bir şeye ihtiyaç kalmayacak bence hocam. Bu bağlamda insan olmak nedir? Insan nedir gibi bir çok dal çıkar.

  3. Cemile

    Merak edip okudum:) Çok güzel ve yapıcı bir yazı olmuş👍🏻👍🏻🌷

  4. Ayşe Kaklıkkaya

    İşte bu yazı yı tüm insanlık anlayabilse algilayabilse idirak etse dünya da acı biter tebrik ederim muhteşem bı yazı ve daha fazla kitlelere ulaşması için herkezin paylasmasini temenni ediyorum aklına kalbine sağlık .

Yorum Yap