Hayat bir matrix, yani “içinde yeni bir şey türeyen, oluşan ve gelişen şey” ise tatlı bir illüzyonda yaşamayı mı yoksa acı da olsa gerçeklerle yüzleşmeyi mi seçersiniz? Matrix’in diliyle “mavi hap mı, kırmızı hap mı?”
Matrix serisinin ilk filminden ilgili kesiti vereyim: Makinelerin yarattığı rüya dünyasında insanlar köledir ama farkında değildir. Bu kölelik düzenine isyan eden grubun lideri Morpheus (Yunan mitolojisinde Rüya Tanrısı demek), bir hacker olan “yeni” (Neo) oğlanı (ileride Matrix isimli sistemi hackleyecek seçilmiş kişidir) göreve almadan önce ona bir seçim yapmasını dayatır. Ya mavi hapı içecek ve rüya aleminde eski hayatına devam edecektir, ya da kırmızı hapı içerek “Alice’in Harikalar Diyarı”nda kalacak ve tavşan deliğinin ne kadar derin olduğunu görecektir. Yani ya hapı yutacak, ya da yine hapı yutacaktır!
Neo’nun Başka Seçeneği Yok Mu?
Hayat ya mavi ya da kırmızı hapı seçmekten mi ibaret? Başka renklerde haplar üretemez miyiz? Elbette üretebiliriz, sonsuz renk seçeneğimiz var. Ben bugün size kendi üretimim olan “mor hap”tan bahsedeceğim.
Matrix filminin bana düşündürdüğü en çarpıcı şey, bizlerin Tanrı’nın yapay zekaları olabileceğimiz. Çok mu uçuk bir fikir? Açıklayayım.
Tanrı’nın Yapay Zekaları Mıyız?
Biz insanlar bugün yapay zekaya sahip varlıklar üretebiliyoruz ve istediğimiz komutu vererek onları kontrol edebiliyoruz. Ne var ki özgür iradeleri yok ve tamamen bizim kontrolümüzdeler. (Şimdilik mi demeliyim?) Fakat eğer biz onları özgür iradeleri olduğu bilgisiyle kodlarsak, yani bizim yapay zekalar, özgür irade sahibi olduklarını “bilirlerse” ne olur? Bu elbette bir bilgi olmaz, değil mi? Ama onlara sorduğunuz zaman kesin bir biçimde “Ben özgür irade sahibi bir varlığım” diyeceklerdir. Eğer bu konuda çelişik bilgiler yüklersek o zaman da farklı şeyler söyleyeceklerdir. Yani yapay zekanın söyleyeceği şey bizim onu nasıl programladığımıza bağlı olacaktır.
Şimdi sorayım, siz özgür irade sahibi misiniz? Emin misiniz? Ya sizi programlayan sizi buna inandırdıysa?
Eğer bu yazı ilginizi çektiyse sıradaki yazımız sizin için geliyor: Mistik Olmak Ya Da Olmamak
Selam.
Bilinçli varliklar olarak ruzgarimizdan geçilmiyor ya hani.. hah işte ya bizlerde uzayda bizden daha bilinçli varlıklar için ateş karincasi kolonisiysek? Hani acaba bu farkındalık kustahligimizin biraz olsun azalmasını sağlar miydi? Yav bular egitilmezdir
Yaaa tüm irade bizdeyse ve bize iradenin tanrıya bağlı olduğu inandirilarak biz köleleştirildiysek bu bakış açısından da bir yazınızı bekliyorum .
‘Bence özgür bir irademiz olsaydı,kendi düşünce kalıp modelini kendimiz yapabilirdik. Böylece kendi düşüncemizi inşâ edebilirdik.
Yani özgür bir îrade’ye mâlesef sahip değiliz.
Başka canlılar gibi düşünmeyi istetipte,bunu yapamıyorsak Özgür değiliz..