Matrix Resurrections’ı vizyona girdiği ilk gün izledim ve filmi bariz bir biçimde feminist buldum. Nedenini araştırınca bir de ne göreyim, yönetmeni kadın olmuş da ondan!
Filmden çıkınca ilk iş yönetmene bakmak oldu. Matrix serisinin ilk üç filmini Wachowski biraderlerin (brothers) çektiğini ve Resurrections’ı da onlardan birinin çektiğini biliyordum. Bu kadar feminist bir film yapan erkeği görmek istedim. Yönetmenin ismi Lana Wachowski idi ve arattığımda bir kadın resmi ile karşılaşıyordum. İlk tepkim kızmak oldu, “madem bu kardeşlerden biri kadın neden bunlara biraderler diyorlar ki” dedim. Fakat sonra Lana’nın önceden “birader” olduğunu, sonra kadın olmayı seçtiğini öğrendim. Üstelik diğer birader, Lana’dan yıllar önce kadın olmuş. Anlayacağınız Wachowski biraderler, “Wachowski kız kardeşler olmuş”. Bizim filmin feminizmi de Lana’nın cinsiyetinden geliyormuş.
Böyle bir filmi bir erkek çekseydi bu durum elbette daha ilgi çekici olurdu, çünkü erkek yönetmenlerin feminist filmler çektiğine pek rastlamıyoruz. Fakat aynı yönetmenin erkek iken çektiği film ile kadın iken çektiği film arasındaki paradigma farkı hakikaten çok çarpıcı.
Feminist Matrix’te kahraman Neo değil, Trinity. Neo’nun hayatı onun seçimine bağlı ve filmin sonundaki “son rüzgârı” da Trinity yapıyor. Replikler bariz biçimde feminist. Mesela Neo’nun tek başına bir öneminin olmadığı, ancak Trinity ile beraber kahraman olacağı vurgulanıyor. Filmin kötü adamı, Trinity Neo’yu kurtardığında kadınları kontrol etmenin eskisi gibi kolay olmadığını belirtiyor.
Film boyunca bütün kritik noktalarda kadınlar bulunuyor. Hikâyenin başından sonuna kilit bir öneme sahip olan süper karizmatik yüzbaşı bir kadın, tüm orduyu yöneten yaşlı bilge komutan da. Filmde ilgimi çeken ve “feminist” bulduğum bir diğer unsur da filmin izleyiciyi kadın etine boğmaması. Erkeklerin çektiği popüler kültür filmlerinde kadın kahramanların seksi/arzulanır olması vaka-i adiyeden olduğu için, Resurrections’taki usturuplu giysiler bilhassa ilgimi çekti. Erkek izleyiciye cinsel ziyafet sunma gayretine girilmemiş olması da bana göre gayet feminist bir unsur.
Lana Wachowski efsanevi V For Vendetta filminin de senaristi ve yönetmeni imiş meğer. Aynı zamanda Sense8 adındaki ezber bozucu dizinin de senarist ve yönetmenliğini yapmış. (Zaten Resurrections’ta Sense8 dizisinin oyuncularının neredeyse tamamı vardı.) Lana ile ilgili ilginç bir ayrıntı daha: Bir kadınla evli. Yani kendisi transseksüel bir lezbiyen. Eşcinsel hakları vurgusunun baskın olduğu Sense8 dizisinde de böyle bir karakter vardı. Fakat Resurrections’ta ne cinselliğe dair bir görsel ne de eşcinsellikle ilgili bir işaret var. 13 yaş ve üzeri için gayet izlenebilir bir film. Hatta feminist olduğu bilinerek, tekrar tekrar izlenmesi gereken bir film.
Keşke erkek yönetmenlerin feminist filmler çekmesi için kadın olmaları gerekmese! Mesela I Am Not An Easy Man filmini bir erkek çekseydi ne de güzel olurdu…
Not: Sevgili okurlarıma I Am Not An Easy Man filmini izlemelerini özellikle tavsiye ediyorum. Sizi azıcık tanıyorsam biliyorum ki, bu film size “çok iyi” gelecek!
Eğer bu yazı ilginizi çektiyse sıradaki yazımız sizin için geliyor: Keanu Reeves’in Şoku
Dizi izledim ama hiç dikkat etmedigim üzerine dusunmedigim bı konuya degilmissin okudukça aaaa evet dedim . Teşekkürler ….