Hareket ve Davranış Farkı

 

Hareket ve davranış arasındaki kavramsal fark, canlı ile cansız arasındaki fark gibi hem son derece belirgin hem de bir o kadar muğlak olabiliyor. Her ikisi de temelde aynı fiziki olguyu tarif etse de insan hareketlerinin büyük bir kısmını davranış olarak niteleyemememizin nedeni o hareketin barındırdığı anlam. Daha doğrusu insan hareketlerinin temel tetikleyicisinin çoğunlukla dış dünya koşulları değil de duygu, his ya da düşünceler gibi içsel nedenler olması. İnsan davranışlarında hareketin yanı sıra bir de anlamının olması.

İnsan hareketlerinin davranışa dönüşemediği, sadece basit birer refleks tepkiler olarak kaldığı bir yığın durum da var aslında. İnsan hareketlerinin davranışa dönüşemediği bu gibi durumlar da en çok toplumsal hareketlerde gözlemleniyor. Her nedense, insanların topluca yaptığı eylemler, gerçek anlamda davranıştan öte basit birer hareket gibi görünüyor.

İnsanların hareketlerini davranışa dönüştürmekte bazen zorluk çekmesinin bir nedeni de eylemlerini tetikleyen asıl gerekçenin kendi duygu ya da düşünceleriyle değil, bir yaprağı hareket ettiren rüzgar misali, dış etkilerle oluşması. Yani bazı durumlarda insanların kendi eylemlerinin öznesi değil de nesnesi olması. Konuya bu açıdan bakıldığında, eğer birinin yaptığı eylem kendince değilse, yani hareketin kaynağı bizzat kendi değilse, ne yapıyor olursa olsun yaptığı o şey, bir toz tanesinin bir yerden bir yere savrulması gibi sıradan bir olgudan öte değildir.

Sosyal medya alanlarındaki hareketliliği çoğu zaman insan davranışı olarak göremememizin nedeni de bu olabilir. İnsan türünün bu yeni toplumsal platformlarda hareketten davranışa geçememesi, belki de bu yeni alanlarda nasıl düşüneceğini, hangi durumlarda ne tür duygusal tepkiler vereceğini, yani davranış kültürünü henüz tam olarak belirleyememiş olmasından kaynaklanıyor olabilir. Gösterdiği eylemlerde yeterince bireysel olamadığında da tüm varoluşu basit bir hareketlilikten öte geçemiyor.

Bu savın en iyi kanıtlarından bir de insanların o platformlar dışında sergiledikleri davranışlarla, o platformlarda gözlemlenen hareketleri arasındaki tutarsızlık. Bu tuhaf farklılık gösteriyor ki birçok insanın sosyal medyada yaptığı ya da söylediği şeyler, onların öz davranışlarından çok bulundukları ortamdan fazlaca etkilenip oranın sert hava koşullarından kaynaklı bir tür savrulmadan başka bir şey değil. Toplumsal hareketlerin çok hızlı bir şekilde anlam yitirmesinin, etkisindeki geçiciliğin nedeni de çoğu zaman bu ilkesizliktir.

İnsanların hareketlerini davranışa dönüştürme sorumluluğunu ancak bilinçli farkındalıkla sağlayabileceğini, duygu ve düşüncelerle hareketler arasındaki bağı başı boş bırakmanın bir kişilik zaafı olduğunu anlamak gerek.

Eğer bu yazı ilginizi çektiyse sıradaki yazımız sizin için geliyor: İnsan Bilgi İlişkileri

Yorum Yap