Elleriyle İşiten Kadın

“İnsanlara gerçekten dinlemeyi öğretmek; bu benim hayattaki tek hedefim.” Bu hakikaten muazzam bir cümle, özellikle de gürültü çağında etrafımız sarılmış ve birbirimizi duyamayacak hale gelmişken. Fakat bu cümleyi çok özel yapan diğer bir etken, cümleyi kuran kişinin neredeyse işitme yetisi olmayan bir müzisyen olması. Evet yanlış okumadınız. Zor bir işitme yetisiyle konservatuar sınavlarını kazanan, en iyi derecelerle mezun olan, sayısız albüm çıkaran ve konserler veren dünyaca ünlü bir solo perküsyonist ve besteci. Bu kişi Evelyn Glennie.

Glennie, kendi değimiyle “doğanın bir mucizesi” değil. Sadece aşkla yaptığı bir çalışmaya kendini adayarak gelişmekte olan ve bunu devam ettirebilmek için vazgeçmeden yeni yollar arayan, hepimiz gibi biri.

İlk Notalar

Glennie’nin müzikle tanışması, Kuzeydoğu İskoçya’da yaşadığı çiftlikte 8 yaşından itibaren piyano dersleri almasıyla başladı. Yaşı ilerledikçe duyma yetisini kaybederken bir yandan da müziğe olan tutkusu artmaya başladı. Doktorlar, sinirlerinde tedavisi mümkün olmayan bir tahribat meydana geldiğini söylemişti. Kulağına taktığı işitme cihazı yüzünden sesleri sadece yoğun, net olmayan bir gürültü şeklinde duyabiliyordu ve 12 yaşına gelmeden, neredeyse tamamen işitme engeline yakalanmıştı.

Titreşimlerle Oluşan Yeni Dünya

Yaşadığı tüm zorluklara karşın Glennie, o zamanlarda hiç örneği bulunmadığı halde vurmalı çalgılar solisti olmak istiyordu ve bunun için duyabilmenin farklı yollarını aramaya başlamıştı. Mesela çalgıyı bacaklarının arasında çalarak;vuruşların bacaklarında yaydığı titreşimi değerlendirip hayal gücünü sonuna kadar kullandığını ve sahip olduğu bütün hisleri analiz ederek kendine has bir ses dünyası yarattığından söz ediyordu.

Kendine koyduğu hedefi gerçekleştirebilmenin ilk adımı olarak da Londra’daki ünlü Kraliyet Müzik Akademisi’ne müracaat etmişti. Tüm aşamaları başarıyla geçmesi elbette müzik kurulunu şoka uğratmıştı. Fakat işitme engelli olan Glennie’yi okula kabul etmek istemiyorlar. Çünkü daha önce benzer bir durumla karşılaşmadıklarından dolayı işitme engelli bir bireye nasıl müzik eğitimi verebileceklerini bilmiyorlardı. Ayrıca iyi bir müzik kariyeri olabileceğine dair inançları da yoktu. Fakat Glennie, bu duruma karşı çıkarak her aşamayı başarıyla geçmişti ve bu okula girmesinin hakkı olduğunu savunuyordu. Kurul ikilemde kalmıştı ve birkaç gün sonra yeniden sınava çağırmışlardı. Glennie bu performansı da başarıyla tamamlayarak kendini bir kez daha kanıtlamıştı. İkinci aşamadan sonra kuruldan (daha sonra uzun yıllar kendisiyle çalışan) Ron Forbes, Glennie’ ye bir şans vermeleri gerektiğini, çünkü bunu hak ettiğini söyleyerek onu öğrencisi olarak eğitmeye karar vermişti.

Vücudumuz da işitebilir (mi) ?

Glennie, okuldaki perküsyon hocasıyla yüz yüze ilk dersini şöyle anlatıyor;

Evet, seni öğrencim olarak aldım fakat bunu nasıl yapacağız? Biliyorsun, müzik tamamen dinlemekle ilgili” diyerek odadaki davullara vurmaya başladı. “Bunları nasıl duyacaksın? Ben de karşılığında;

“Evet buna katılıyorum, peki sorun nedir?  Siz kulaklarınızla duyuyorsunuz, ben de net olmasa da biraz kulaklarımla; aynı zamanda ellerimle, midemle, bacaklarımla, elmacık kemiklerimle, tenimle işitiyorum” cevabını vermiştim.

Ve böylece her derse davulları akort ederek başlamışlardı. Ellerini odanın duvarlarına ve enstrümanlara yerleştirerek önce büyük nota aralıklarını hissediyorlar ve sonrasında da daha yakın aralıkların titreşimlerini algılamada uzmanlaşana kadar yapmaya devam ediyorlardı. Yıllar sonra bir konuşmasında kendisi bu deneyimi şöyle paylaşıyor;

Ron timpani (yüksek sesli bir enstrüman) çalarken ellerimi odanın duvarlarına dayardım. Hangi sesleri vücudumun hangi bölgesiyle ilişkilendirip algıladığımın ayırdına vararak seslerle bağ kurmaya çalışırdım. Bu şekilde zamanla işitmemi kaybetmeden, önceki duyuşuma kavuşurdum. Mesela pes seslerini genel olarak ayak ve bacaklarımla; tiz seslerini yüz, boyun ve çenemdeki belli bölgelerde hissediyordum.”

“Vücudunuzu bu deneyime açtığınızda hissettikleriniz inanılmaz, elinizi açıp titreşimin size ulaşmasına izin verdiğinizde o aslında küçücük olan fark, parmağınızın en ufacık parçasıyla bile hissedilebiliyor.”

Geniş bir vizyon, kurallardan daha güçlüdür!

Yıllar içinde Glennie, akademinin en iyi derecesiyle mezun olduktan sonra hızlı bir şekilde kariyerinde yükselişe başladı ve müzik tarihindeki Tam Zamanlı İlk Solo Perküsyonist unvanını aldı. Solo perküsyon için yazılmış fazla eser olmamasından dolayı birçok besteciye siparişler vererek repertuvar kazandırdı ve bir süre sonra enstrümançeşitliliği içeren besteler yapmaya ve bunları dünyanın farklı yerlerinde seslendirmeye başladı. Ayrıca, Sir James Galway (flütist), Jullian Lloyda Webber (çellist) ve Michael Kamen (besteci,müzisyen) ile yaptığı projelerle, İngiliz hükümetinin müzik eğitimine 332 milyon sterlin ayırmasını teşvik etti.

Glennie, cesur bir adımın öncüsü olarak ona dayatılan kurallara itiraz etmesi ve kendi cümleleriyle “Öğretmenimin genç, işitme engelli bir kız hakkındaki önyargılarının, müziği öğretme şeklini etkilemesine izin vermemesi” sayesinde, gelecekteki birçok yeteneğin yaşamını değiştirecek kapılarını araladı. Çünkü onun okuldaki başarısı, Birleşik Krallık genelindeki müzik kurumlarına emsal olduğu gerekçesiyle, uygulanan kuralların ve işleyen prosedürün yetersiz olduğunu ortaya koyup değişmesine sebep oldu. Bununla birlikte kurumlar, benzer şekilde yapılan başvuruları reddetmeme kararı aldı.

Glennie şu an İskoçya, Aberdeen’deki Robert Gordon Üniversitesi’nde rektörlük yapıyor ve müziği işitebilmek üzerine birçok seminer veriyor. Ayrıca kendisi gibi işitme güçlüğü yaşayan müzisyenlere pek çok yerde iş imkânı sağlıyor. Yani okuldaki öğretmenlerinin “kulakları duymayan bir müzisyenin geleceği olamaz” çıkarımlarına en güzel cevabı vermiş oluyor sanırım.

Hayatı Dinlemek

“Kariyerim ve hayatım, mümkün olan en derin anlamda dinlemekle ilgiliydi. İşitme yeteneğimi kaybetmek, farklı şekilde dinlemeyi öğrenmek, var olduğunu fark etmediğim ses özelliklerini keşfetmek anlamına geliyordu. İşitme yetimi kaybetmek beni daha iyi bir dinleyici yaptı.”

Evelyn Glennie, belki de sahip olduğumuz iyi düzeydeki işitme yetimize rağmen, gerçekten müziği dinlemeyi ve hissetmeyi bir çoğumuzdan çok daha iyi bir şekilde yapıyor. Çünkü işitmenin doğasını temelden kavramış durumda. Bazen bizler, ses titreşimlerini tek bir organa yüklediğimiz ve duyar duymaz etiketlediğimiz için geri kalan unsurlara çok dikkatli bakamıyoruz. Fakat Glennie duyulanın ötesine, frekansların vücudumuzdaki etkilerine ve hatta bu frekansları hangi bölgelerde algılayabileceğimize kadar derin bir tecrübeye sahip.

(Titreşimlerin vücudumuzdaki etkileri hakkında bilgi almak isteyenler https://www.acikbeyin.com/frekanslar-sifa-ve-muzik/ yazımı okuyabilirler)

Bu derece ilham veren biri olması ve yazılarımda kendisinin yaşamından söz etmemin sebebi, tahmin ettiğiniz gibi işitme engelli bir müzisyen olması değil aslında. Gerçek sebebi, birçok kişinin “engel” olarak düşündüğü durumu avantajına çevirerek, hayatına küçük yaştan itibaren yön verebilecek vizyona sahip olması ve kendini eğitebilmesi. Yapamadıkları değil, yapabildiklerine odaklanması. Ki başarması en zor olan şey de bu esasında; motivasyonunu olumsuz etkileyebilecek fikirlere aldırış etmeden, gözünü hedeften ayırmamak ve emin adımlarla ilerleyebilme cesareti gösterebilmek.

Kendisinin severek ve kararlılıkla attığı bu güçlü ve cesur adımlar, nihayetinde arkasından gelenlerin yolunu aydınlatacak büyük bir ışığa dönüşüyor ve insanlara yol göstermeye devam ediyor.

Yararlanılan Kaynaklar:

Yorum Yap