Son yirmi yıldır eğitim sisteminin büyük ölçekli tek bir sorunu var: Eğitim sisteminin sorunları siyaseten çözebileceğini sanan yetkililer… Daha doğrusu eğitimin kendileri dışında baş edilmez bir sorunu olmadığını bir türlü fark edemeyip sistemi bilerek ya da bilmeyerek sürekli daha da karmaşık hale getiren politik kadrolar. Bu gibi yapıları ayakta tutan en önemli iki ilkenin, basitlik ve tutarlılık ilkeleri olduğunu ısrarla görmek istemeyen, Milli Eğitim gibi devasa yapıların içine yeni labirentler yaparak değil, ancak bileşenlerini ve kurallarını olabildiğince basitleştirerek sonuç alınabileceğini, bunun da kanunlarla değil sadece kültürle gerçekleşebileceğini anlamamak için yıllardır direnenler…
Eğitim sistemleriyle ünlü ülkelere doğru gözle bakıldığında, oradaki eğitimin belki de en temel niteliğinin basitlik olduğunu kolayca görülür. Dahası bu tür ülkelerin eğitim sistemlerinde bu ilke öylesine yaygındır ki okulların işleyişleri, derslerin ele alınış biçimi, sınav sistemleri, ders saatleri, kısaca eğitimle ilgili her kural inanılmaz ölçüde basittir ve eğer herhangi bir konuda bir aksaklık oluşursa doğrudan sistemi değil, yalnızca o konuda bir düzeltmeye giderler. Çünkü onlara göre ancak sistem basit olduğu ölçüde insanlar eğitimin içeriğine odaklanabilir ve tüm enerji sistemle uğraşmaktan çok akademik gelişimin kalitesine ayırabilir.
Eğitim sistemleri için hayati sayılacak ikinci ilke de tutarlılık ilkesi. Eğitim sistemi gibi devasa yapıların verimli işleyebilmesi için tüm bileşenleri birbirleriyle tutarlı olmak zorunda. Okullar, sınıflar, dersler, öğrenciler, öğretmenler, sınavlar, başarılar, başarısızlıklar ya da eğitimle ilgili akla gelecek her ne varsa hem kendi içinde hem de birbirleriyle mutlaka tutarlı olmak zorunda. Hükümetin olmasa da Eğitim Bakanıyla bir öğretmenin beklentileri, istekleri tutarlı olmalı mesela. Okullarda öğrencilerin maruz kaldığı bilgiler, o bilgilerde kullanılan akıllar, hatta o akılları oluşturan kültür tutarlı olmak zorunda. En önemlisi de Milli Eğitim gibi ancak bilgi birikimiyle güçlenen sistemlerin süreçleri birbiriyle tutarlı olmak zorunda. Bir eğitim sistemi tüm ideolojik etkilere bizdeki açık olur, üstelik bir de her dönem birbirleriyle tutarsız bir yığın saçma sapan dış yapıların etkisine bu denli kolay giriyorsa, o sistemin eninde sonunda çökeceği kesindir.
Özetlemek gerekirse, eğitim sistemi olabildiğince basit ve mutlaka tüm parçaları birbiriyle tutarlı olmalı. Hatta bu ilkeler bu tür yapıların sadece biçiminin değil, içeriğin de değişmez boyutu olmalı.
Eğer bu yazı ilginizi çektiyse sıradaki yazımız sizin için geliyor: Toplumsal Duygu Kültürü