Belirli olana yapış, belirsizden kaç talimatları size de tanıdık geldi mi? Kötü de olsa bildiğimizi seçiyor, kendimizi böylece daha güvende hissediyoruz. Bu da bizde psikolojik sertlik yaratıyor. Yeni olana mesafeli ve kaygılı bakıyor, yeniyi sert bakışlarla itiyoruz. Amacımız çok açık; net ve belirli bir dünyada güvenli yaşamak.
Böyle bakıldığında insandan daha tedbirli ve belirliliğe muhtaç başka canlı yok. Daha az düşünerek atik olanlara pek de normal bakamıyor olmamız bu yüzden.
Kontrolü elimizde tutmaya meyilli olduğumuzdan belirsizliği tüm gücümüzle itmemiz oldukça anlaşılır. Sinir sistemimiz tahmin becerisini kullanarak bizi daha uzun yaşatmanın derdinde. Sadece bu nedenle bile alışkın olduğumuz esareti özgürlüğe yeğleriz. Başımıza gelebilecek olanı önceden bilmenin huzuru, aslında acı vaat eden hikâyeyi seksi hale getiriyor. Beklenmedik durumlar, sosyal protestolar, virüs, eğitimdeki evrilme, doğal afetler belirsizliğin hayatın ta kendisi olduğuna hepimizi ikna ediyor. Belirsizlik kaçınılmaz gerçeğimiz. En büyük belirsizlik ise hiçbirimizin ne zaman öleceğimizi bilmiyor olmamız. Bütün korkuların atası ölüm korkusunu bilmek acımızı büyütür mü, küçültür mü sizce?
Psikoonkoloji eğitimleri alırken şunu görmek çok sarsıcıydı: İnsan limitli olduğunu, çok limitli algılayabiliyor. Tam olarak öleceğini anlayan yok. Niyesi, nasılı, ne zamanı üç beş gereksiz detaydan öte bir şey değil. Kanserli hastalarda, ölümün şekli ve ortalama zamanı hakkındaki görece netlik bilgisi sanıldığının aksine acıyı çoğaltıyor. Hani belirlilik ihtiyacımızdı? Belki de kritik ve ruhsal yanımız gizemli bilinmezliğe muhtaçtır. Ne zaman öleceğinizi bilmek ister misiniz?
Araştırmalar, insanların belirsizliğe farklı tepkiler verdiğini, belirsizliğe karşı daha yüksek tahammülsüzlüğe sahip kişilerin daha az dirençli olabileceğini ve düşük ruh hali, olumsuz ya da kötü duygular ve kaygıya daha yatkın olabileceğini gösteriyor. Yani belirsizliğe verdiğimiz cevap genelde kaygı oluyor.
Polyvagal teoriye göre strese verilen sempatik sinir sistemi tepkilerinden kaçmak tepkisi, hayatta kalmak için kısa süreliğine kullandığımız bir yöntem. Fakat şöyle düşündünüz mü, insan başına geleceği bilmeden kendini nasıl korur? Bu demek oluyor ki hem belirsizliğe hem de onun getirdiği şoka hazırlıklı olmak diye bir şey yok. Hazır olmak yok. Belirsizliğin hemen yanında travma tepkileri, anormal bir duruma verdiğimiz normal tepkiler.
Belirsizliğin getirdiği acıyla baş edebilmek için birkaç yöntem yazmak istiyorum.
Özşefkat
Netlik arayışında stresle boğuşan ve yarını kestiremedikçe herkesle arası bozulan yakın arkadaşınıza ne derdiniz? Onu nasıl hayata davet eder, sakinleştirirdiniz? Şimdi bu söylediklerinizi nezaket dolu bir ses tonuyla kendinize söylemeyi deneyimleyin. Bakın neler oluyor.
Daha Önce Bunları Atlattığınızı Hatırlayın
Kişisel hikâyelerimiz belirsizlik stresiyle mücadele ettiğimiz anlar ile doludur. Böyle bir anınızı hatırlamaya çalışın. Orada neler oldu? Gelecekle ilgili tahminleriniz çoğaldı ve beklentileriniz azaldı. Olup biten üzerinde kontrol alanınızın ölçülü olduğunu fark ettiniz. Kontrol etmek yerine yaşamak seçeneğini tıkladınız. Ve oldu. Gördüklerimin değeri, görmeye çalıştıklarımdan ağır bastı dediniz. Bugün zorlanan ve ille de netlik diyen kendinize andaki netliği hediye ediniz.
Yeni Beceriler Geliştirmeyi Deneyin
Hayat nispeten sakin olduğunda, konfor alanınızın dışındaki şeyleri denemeye özen gösterin. Zor bir patrona karşı durmaktan yeni bir sporu denemeye kadar risk almanızı gerektiren her şey hayat değiştiğinde, yolundan saptığında kullanışlı olan becerileri geliştirmenize yardımcı olur.