Bozuk Düzen Evrenseldir

İfşa ediyorum: AçıkBeyin yazarları haftalık olarak pek zengin, pek acayip, pek karmaşık, pek dağınık bir toplantı yapıyorlar. Ben de aylardır müptelası oldum.

Bu toplantılardan birinde anamorfizm üzerine konuştuk. Toplantının başından itibaren çarpıldım ve sanırım anamorfizm kavramının kendisini de bir parça çarpıttım. Pek güzel! Çünkü çarpık bakmak, farklı bakmak, bir başka açıdan daha bakmak bu işin nirengi noktası.

Şuradan anamorfizm ne demekmiş biraz daha detaylı okuyabilirsiniz: https://www.beyzademirci.com/about/

Ben sayfadan bir çift kritik alıntı yapayım buraya:

“Anamorfoz görsel sanatlarda, bir resmin belirli bir noktadan bakıldığında normal, başka bir noktadan bakıldığında ise çarpık ve bozuk halde görülen bir perspektif tekniğidir. Baktığınızda anlamsız gözüken anamorfoz tekniği ile yapılmış tasarımı incelerken doğru bakış açısını bulduğunuzda resmin içinde saklı detayı yakalayabilmektesiniz.”

“Marksist sosyolog, filozof ve kültür eleştirmeni Slavoj Zizek; gerçeğe ancak olaylara yamuk bakılarak ulaşılabileceğini söylemektedir. Bir nesneye belli bir açıdan yani yamuk bakmadan, o şeyin bize vermek istediği mesajı göremeyeceğimizden bahsetmektedir.”

Bahsi geçen toplantının daha başında, sadece açıklamasını şöyle bir duymamla, zihnim kavramı sahiplendi. Ben meğer anamorfistmişim; kendi anladığım anlamda.

Epeydir biliyor ve inanıyorum ki: Bozuk düzen evrenseldir. Çünkü bir insanın mükemmel dediği bir dünyaya bir başkası bozuk der. Üstelik bir kişi, bir süre önce mükemmel gördüğü bir dünyayı da bir süre sonra bozuk bulur.

Mezarında bir tur daha dön Platon!

İdeal yoktur. Varsa bile onu gördüğümüzde pek azımız ideal olarak tanırız. İdealler vardır, ideailimsiler vardır. Pek çok şey farklı farklı açılardan binlerce şekilde görünür.

Meğer bakış açısı çeşitliliğine bağımlılıkmış benim halim. Eskiden öğrenme bağımlısı olduğumu zannederdim. Öyleyim de zaten. Ama “bir de şu açıdan bakayım” bağımlılığım öğrenme bağımlılığımdan daha derin sanırım.

Mühendislik, sosyoloji, tarih, felsefe, psikoloji lisansları okumam bundanmış.

Mühendislik yönetimi ve nörobilim yüksek lisanslarını bundan yapmışım meğer.

Haftada 3-4 kitap bu yüzden okuyormuşum.

Orta Anadolu’nun gelenekçi bağrından başlayan bakış açısı yolculuklarım, bitmeye pek niyeti olmadan devam ediyor.

Sürekli aynı yerde durmaktan, aynı şeylere tek bakış açısıyla bakmaktan sıkılmadınız mı?

Aynı şeye farklı açılardan bakmaya ne dersiniz?

Durduğunuz yeri değiştirmeseniz bile, başınızı biraz çevirip aynı şeye değil de başka bir şeye bakmaya ne dersiniz?

Ya da çıkıp odadan, başka başka şeyler görmeye, bir o açıdan bir bu açıdan görmeye ne dersiniz?

Zihninizi en son ne zaman hücre hapsinden çıkardınız?

Eğer bu yazı ilginizi çektiyse sıradaki yazımız sizin için geliyor: Zorun İyi Olduğu Fikri, Toplumun Bireye Attığı Bir Kazıktır!

Yorum Yap