Ben’deki Biz

Basitçe yapabileceğiniz ve büyük olasılıkla daha önce de gördüğünüz bir deneyle başlayalım.

 

Yukarıda bir küp şekli var. Buna baktığınızda sağ üste doğru uzanan bir küp mü görüyorsunuz yoksa sol alta uzanan bir küp mü görüyorsunuz? Muhtemelen önce birini gördünüz ve bir süre öbürünü görmekte zorlandınız. Ama tarif ettiğim şekilde düşünürseniz ve belki sağdaki resimden de yararlanırsanız, iki hali de görebileceksiniz.

Ama aynı anda değil. 

Ne kadar uğraşsanız da iki küpten birini görebilirsiniz ve sonra diğerini. İkisi arasında geçiş yaparsınız ve bu geçiş hayli hızlı da olabilir. Biraz uğraşırsanız bir saniye birini öbür saniye diğerini görecek kadar hızlanabilirsiniz de. Ama aynı anda iki algıya birden sahip olamazsınız.

Yani, bilinç seviyesinde sahip olamazsınız.

Sağ üste uzanan küp ve sol alta uzanan küp ile ilgili bilincin hemen altındaki iki algınız birbirine o kadar yakın oylar almaktadır ki, bilinç seviyesine ikisi de ulaşabilir, birbirleriyle yarış halinde olabilir ve siz de bu yarışı bu deneyde olduğu gibi bilinç seviyesinde hissedebilirsiniz.

İşte dönüşüm de buradan başlar. Dışarıdaki dönüşümü anlayabilmek ve içerideki dönüşümleri yaşayabilmek için, algılarımızın, örtülü yeteneklerimizin, çok boyutlu görüşlerimizin farkına varabilmemiz gerekir. 

Dönüşümün yazarı olarak görüyorum kendimi; yaşamım dönüşümle uğraşmakla, dönüşümün içinde olmakla geçti. Kitaplarımda dönüşümü yazdım ve AçıkBeyin’de de, mustafaacungil.com’da da dönüşümü yazıyorum.

Dönüşümü anlamalıyız çünkü bizi midemizden tuttu ya da tutmak üzere. (https://www.acikbeyin.com/bildiginiz-butun-isleri-unutun/)

Ve dönüşümün yaratıcısı olan teknoloji, hiçbirimizin uzak durma lüksünün olmadığı büyük bir toplumsal olgu. (https://www.acikbeyin.com/teknoloji-teknik-degil-toplumsal-bir-meseledir/)

Mesela veri alanında teknolojinin ulaştığı nokta yapay zeka olarak hepimizin hayatlarına etki ediyor. (https://www.acikbeyin.com/sogani-hala-yumrukla-kiranlardan-misiniz/)

Ve uçmayı keşfetmeyenin çakılacağı dönemlerden geçiyoruz. (https://www.acikbeyin.com/ucmayi-kesfetmeyenin-cakilacagi-cag/)

Korkacak bir şey yok. Çünkü biz teknolojinin imkanlarından korkmadan belki de cahil bir cesaretle ateşi kavramış olan insanların torunlarıyız. (https://www.acikbeyin.com/hikaye-anlaticisi-nin-evrimi/)

Tüm bunları okuyup, kafa yorup da yaşantıya dönüştürmüyorsak işte o noktada büyük bir sorun var! (https://www.acikbeyin.com/yasantiya-donusmeyen-ogrenme-yoktur/)

Dünya, teknoloji, gelecek, geçmiş üzerine dönüp durduğumuz bu hengamede, harekete geçmemiz şart. Harekete geçebilmek içinse ayakta kalabilmeliyiz ve onun için de görmemiz, ama gerçekten görmemiz gerekli. (https://www.acikbeyin.com/sadece-gozlerimizle-mi-goruyoruz/)

Gerçekten görebilmek için de ben’in içindeki bizleri anlamalıyız. Kendi bilinç altımıza, kendi bilinç dışımıza, kendi otomatik beynimize ulaşmalıyız.

Girişteki küp, Necker’in küpü, bendeki bizlere ulaşmanın çok da zor olmadığını gösteriyor.

Ne dersiniz?

Dışınızdaki büyük dünyaya ve içinizdeki büyük dünyaya bakabilmenin yolu, Necker’in küpünün işaret ettiklerine kafa yormaktan geçiyor olabilir mi?

Bundan sonraki yazılarımda da dönüşümü, bireyselden küresel ölçeğe kadar anlamak için kafa patlatmaya devam edeceğiz. Benimle bu yolculuğa çıkar ve yorumlarınızdaki sorularınız, görüşleriniz, itirazlarınızla yolculuğu paylaşırsanız ne güzel olur.

Küçük bir not: Beyinde bilinç nedir, yeri nedir, mekanizması nasıl çalışır gibi konuları merak ediyorsanız, bu alandaki en iyi çalışmalardan biri Stanislas Dehaene’nin “Bilinç ve Beyin” isimli kitabı. Konuyla ilgili geniş ve öncü bilimsel çalışmalarını anlattığı, biraz zorlu ama keyifli bir kitap.

 

Yorum Yap