Yaşantıya Dönüşmeyen Öğrenme Yoktur

Yaşantıya dönüşmeyen öğrenme yoktur. Çünkü öğrenme ve yaşam birbirinden ayrılmayacak iki bütündür.

Yaşayan tek hücreli bir canlı bile ortamında kendisini etkileyecek değişikliklere maruz kaldığında öğrenir ve davranışında değişiklikler olur. Bu değişiklik, mevcut bir öğrenmenin pekiştirilmesi, mevcut bir öğrenmeden vazgeçilmesi (öğrenmenin sönümlenmesi) ya da yeni bir öğrenmenin gerçekleşmesi doğrultusunda olabilir.

İnsana gelene kadar organizmanın karmaşıklığı inanılmaz boyutlara ulaşsa bile öğrenmemiz bedenle ve ortamla bütünleşik bir ilişki dahilinde beynimiz tarafından gerçekleştirilir ve beynin bu bütünleşik öğrenmesinin temelinde tek hücreli bir canlının öğrenmesine benzerlikler vardır. Öğrenmemizi sadece onlarla değil ama ana aktör olarak beynimizdeki nöronlarla gerçekleştiririz. Her bir nöron tekil bir hücredir. Tekil nöronların öğrenmeleri ve bunu birbirleriyle etkileşim içinde yapmaları yoluyla öğreniriz ve yaşarız. Yaşamımızı kontrol eden mekanizmalar beynimizde çalışır. Beynimizin öğrenmesinin temel amacı yaşamı sürdürmektir. Yaşam sürdükçe, her anında öğrenme devam eder. Öğrenme devam ettikçe, yaşam çeşitlenir ya da fakirleşir, gelişir ya da körelir.

Öğrenme sürecinin beynimizde nasıl gerçekleştiğini ve beynin değişimini daha detaylı okumak için Sinan Canan’dan Değişen Be(y)nim’i ve Eric R. Kandel’den Belleğin Peşinde’yi tavsiye ederim.

Bu yazıyı okurken de yaşıyorsunuz ve öğreniyorsunuz. Yazıdan edindiğiniz deneyim de tek hücreli canlıdan karmaşık organizmalara kadar geçerli olan temel öğrenme etkilerinden birini yapacaktır. Bir öğrenmeniz güçlenecek, bir öğrenmeniz zayıflayacak ya da yeni bir öğrenme gerçekleştireceksiniz ve bu öğrenmeniz yaşamınıza yansıyacak. Bazı öğrenmeleriniz güçlenecek, bazı öğrenmeleriniz zayıflayacak ve bazı yeni öğrenmeler de ihtimaldir ki filizlenecek. Tüm bunlar yaşamınıza karmaşık bir etkide bulunacak.

Bu Yazıdan Ne Öğrendiniz? Bu Öğrenmeler Yaşamınızı Nasıl Etkileyecek?

Hiçbir etkisi olmadı gibi hissediyorsanız, kendi öğrenmeniz üzerine yani kendi yaşamınız üzerine yeterince odaklanmıyor olabilirsiniz. Ya da belki gerçekten sadece mevcut öğrenmelerinizi derinleştiren bir etkiye maruz kalmışsınızdır. Öğrenmeyi akademik bir faaliyet olarak görüyor ve cümleleri hayatınıza bütünleştirmeden zihninizdeki anlamsız bilgiler yığının üstüne atıyor olabilirsiniz, öyleyse bu cümleleri de atıverirsiniz oraya. Öğrenmemizin bu kadar anlamsız olmasının pek ihtimali yoktur. Bilinç katmanımızda tembel ve uyuşuk hissediyor olduğumuzda bile bütünleşik beynimiz yoğun bir şekilde öğrenmeye devam eder çünkü yaşamaktadır ve yaşamaya devam etmek öğrenmekle mümkündür.

Bugün sabahtan beri yaşadıklarınızdan ne öğrendiniz?

Son bir haftada hayatınızı değiştirme etkisi olan öğrenmeleriniz nelerdi?

Değişen bir şey yok işte, her şey aynı mı diyorsunuz? Haberleri açın, bir arkadaşınızı arayın ya da pencereden dışarıya bakın. Aralarında her şeyin tamamen aynı kaldığı herhangi iki an var mı?

Yaşantıya dönüşmeyen öğrenme yoktur. Ne öğrendiğinize dikkat edin. Çaresizlik bile öğrenilen bir şeydir. Öğrenilmiş çaresizliğe ilişkin bir okuma önerisi içinde buraya tıklayabilirsiniz. 

Bir hatırlatma, dilin önemi yok artık, Google Chrome’da açıp translate’e basarak Türkçe olarak da okuyabilirsiniz sayfayı.

AçıkBeyin’de yayınlanmış üç webinarım bu yazıda değindiğim konularla yakından ilgili çağrışımlar barındırıyor:

Öğrenmeyle ilgili yanlış kalıplarımız için: 24 Öğrenme Tuzağı 

Çaresizlik ve yapamama halimiz üzerine: Neden Yapamıyoruz, Nasıl Yaparız?

Çevik Yaşam ile yaşamımıza ve öğrenmemize nasıl odaklanabileceğimize ilişkin: Çevik Yaşam

Yorum Yap