Metarverse’ü anlamak için kritik bakış açıları üzerinde bir tur attık ve bu son yazıyla minik turumuzu bitiriyoruz; konumuz avatar. Avatar da ne? Tarifini TDK nasıl yapmış diye bakalım… Aa yapmamış. Peki o zaman Google Translate’ten bakalım. Orası avatarın Türkçesini avatar olarak belirtmiş. Google Translate’teki İngilizce tarifinin Türkçe karşılığını yine otomatik çeviriyle alırsak şöyle:
- (Hinduizm) Bir tanrının veya serbest bırakılmış bir ruhun bedensel biçimde yeryüzündeki tezahürü; vücut bulmuş ilahi bir öğretmen.
- Video oyunlarında, internet forumlarında vb. belirli bir kişiyi temsil eden bir simge veya şekil. Örnek kullanım: “Konuşma avatarın başının üzerinde bir balon içinde tasvir edilmiştir.”
Dikkat ederseniz kelime yeni uydurulmuş değil; binlerce yıllık kadim bir kültürün bir kavramına internet dünyası ve metaverse’le ilgili anlam yüklenmiş. Uzun zamandır hem kendi bireysel yaşamımızda hem de toplumsal yaşam içinde avatar tarzı kullanımlar söz konusu. Mesela bir topluluğun atanmış, gücüyle başa geçmiş ya da seçilmiş bir yöneticisi, o toplumun bütüncül manevi şahsiyetinin bir avatarı konumunda aslında. Ya da bir topluluğun bir konuda temsilci olarak başka bir topluluğa gönderdiği bir elçi, ilk topluluğun bir avatarı…
Böyle gerçekte var olmayan kurgusal toplulukları, mesela şirketleri, gönüllü kuruluşları, ülkeleri, kamu kurumlarını, vakıfları, dernekleri insan avatarlarla yaşamın içinde cisimlendiriyoruz.
Bireysel yaşamımızda da avatarlar her yerde. Birkaç örnek de oradan sayalım:
Yaşamımızda önemli yeri olan insanların birer avatarı zihnimizde oluşuyor. Mesela çocukluktan beri bizde derin etkileri olmuş bakım verenlerimizin, kimi öğretmenlerimizin, uzun zaman geçirdiğimiz arkadaşlarımızın, sevgi duyduğumuz insanların zihinlerimizde birer temsili oluşuyor. Zihnimizin bize ait olan bir kısmı, o kişinin sesine ve hatta bazen görüntüsüne de bürünerek zihnimizde onun ağzından konuşuyor. Sinan hocanın acaba kaç yüz bin kişinin kafasında birer avatarı vardır acaba, ne dersiniz?
Sinema ve dizi film yıldızlarının çok başarılı olanları, o büyük paraları oyun yetenekleri için falan almıyorlar. Aslında büyük bir kitle halindeki insanların her birisi için başarılı birer avatar olabildikleri için o paraları hak ediyorlar. Film ya da dizi izlerken o yıldızla bütünleşiyor, kendimizi onun içine ışınlıyoruz. Kahraman etkilediği her kişinin bireysel avatarı oluveriyor. İzleyen kişi olayları, duyguları avatar üzerinden kendisi de yaşıyor.
Hatta başarılı roman yazarları bu işi görüntüsüz bile yapıyorlar. Ana karakterleri, bazen yardımcı karakterleri bile okurun kendisini içine ışınladığı bir avatar haline geliveriyor satırların arasında.
Avatar basit mevzu değil arkadaş, zihnimizin binlerce yıllık çalışma şekliyle derin bağlantıları var. Bilgisayar oyunlarındaki karakterleriyle bütünleşen milyonlarca insanı düşünün…
Üstelik daha dijitalin başlarındayız. Hâlâ tarih öncesi külüstür ekranlar üzerinden metarverse’deyiz. Belki de birkaç yıla kadar makul ücretlere satın alınabilecek ve etkisi yeterince geliştirilmiş hologram benzeri teknolojileri kullanmaya başladığımızda, yeni dünyalarla gerçekten tanışmış olacağız…
Ready Player One’ı izlemenizi tavsiye ederim. En azından fragmanına bakabilirsiniz.
Metarverse’le ilgili bu mini yazı dizisini şimdilik burada bitiriyorum. Konu ilginizi çekiyorsa, yayınladığım birkaç videoya göz atmak isteyebilirsiniz. Sizin için bir tanesinin linkini paylaşıyorum.
Eğer bu yazı ilginizi çektiyse sıradaki yazımız sizin için geliyor: Arsa mı alsak ne yapsak?