Toprağını Bulan Yetenekler: Bir Disleksi Öyküsü

Empati, kırılganlığın gücü ve kusurlarımızı kabul edebilmek üzerine bir video izlemiştim. İletişim kurabilme yeteneğimizin, bize dayanıklılık ve esneklik özelliklerini kazandıran duyguların, kırılganlığı kabul edebilme gücümüzle bağlantılı olduğundan bahsediyordu.Yakın zamanda tam da bu konuyla ilgili şahit olduğum bir olay, aslında duygularımızın bizi hayatta hangi noktalara getirdiğini, kırılganlığımızı ve incinebilmeyi göze almamızın ne yöne doğru gideceğimizin belirleyicisi olduğunu daha iyi anlamamı sağladı.   

Diğer yazılarımdan az çok biliyorsunuz disleksi, algılanma biçimi ve insanların bu konuya bakış açıları, benim için üzerine gidilmesi gereken ve herkese anlatılarak anlaşılmasını istediğim konulardan. Bunun sadece bir öğrenme farklılığı olduğunu, farklı düzeylerde de olsa hepimizde biraz bulunduğunu ve insanlara bu doğrultuda yaklaşılması gerektiğini elimden geldiğince anlatmaya çalışıyorum. Size bahsedeceğim disleksi hikayesi bu sefer birebir yaşadığım değil fakat yakından şahit olduğum, öğrendiğim her detayla oldukça duygulandıran bir hikaye.Gerçekten içime işlediği için sizinle de paylaşmak istedim.

 

Kendini Yalnız Hissetmek Zor Olmalı…

Senelerdir benimle çalışan öğrencilerimden bir tanesi disleksinin ne olduğunu, bu öğrenme farklılığını yoğun şekilde taşıyan insanların eğitim sistemi içinde hem ders hem de psikolojik anlamda ne kadar zorlandıklarını ilk kez yazılarımdan öğrenmiş ve onu derinden etkilemişti. “Sadece farklı öğrendikleri için bu kadar zorluk yaşamaları ve kendilerini yalnız hissetmeleri ne kadar üzücü, kendimi onların yerine koyduğumda neler yaşadıklarını daha iyi anlamaya başladım öğretmenim” demişti. Hatta etrafında dislektik olanlar var mı acaba diye dikkatle arkadaşlarını gözlemlemeye başlamıştı. Sonra zaman içinde bu konu kendi kendine kapandı. Ta ki,başka bir şehirden sınıflarına gelen içine kapanık, fazla konuşmayan ve göz teması kurmaktan olabildiğince kaçınan dislektik bir erkek öğrenci gelene kadar.

 

 

Tanışma

Bu yeni öğrencinin çekingen, tedirgin ve alışılmışın dışında davranışları benim öğrencimin oldukça dikkatini çekmiş. Kendisini herkesten soyutladığı, kimseyle konuşmaya çalışmadığı ve hatta bundan kaçtığını görünce daha fazla dikkatini vermeye ve incelemeye başlamış.

Ders sırasında yazılacak bir konu olmadığı halde sürekli defterlerine bir şeyler karaladığı dikkatini çekmiş. Bana bir dersimizde “öğretmenim neredeyse başını defterden kaldırmıyor, sürekli elinde kalem bir şeyler yazıyor sanki, zaten bir sürü kalemi var küçülmüş halde. Ne yazıyor bu kadar hararetli anlam veremiyorum. Yazmamızın gerekli olmadığı derslerde bile yazıyor. Bir iki kere konuşmaya çalıştım ama sanki benden çok çekiniyor” demişti.

Ben de “biraz zaman vermeye çalış, yeni okul, yeni çevre belki biraz gerilmiş hissediyor olabilir” yorumunda bulunmuştum. Sonrasında bir kaç hafta bu konuyu hiç konuşmadık. Açıkçası ben de bu derece takılacağını düşünmemiştim.

 

Arkadaş Olabilir Miyiz?

Haftalar geçtikçe ve bu yeni öğrencinin ürkek tavırlarını gördükçe benim öğrencim yoğun bir empati duygusuyla ona yaklaşmaya ve arkadaşlık kurmaya karar vermiş. Bir gün teneffüste sırasının yanına gidip merakla defterine ne yazdığını öğrenmeye çalışmış. O da yazı yazmadığını ve resim yaptığını söylemiş. Başlarda bu resimleri göstermek istemese de öğrencimin “seninle sadece arkadaş olmaya çalışıyorum, gerçekten kötü bir niyetim yok” cümlesi üzerine biraz çekinerek de olsa defterini göstermiş.

Sonraki dersimize geldiğinde “Öğretmenim o kadar güzel resimler çizmiş ki neredeyse dersimize giren bütün hocalarımızın en ince ayrıntısına kadar, her detayıyla portrelerini kara kalem olarak resmetmiş. Aynı zamanda soyut resimleri de var renkli kalemlerle çizdiği. Bu kadar yetenekli biri olabileceğini gerçekten hiç düşünmemiştim”  diyerek anlatmıştı bana.

Dislektiklerin özellikle sanat alanlarında yüksek bir yaratıcılık yeteneğine sahip olabildiklerini ve bizim fark edemediğimiz ayrıntıları rahatça görebildiklerini önceki yazılarımda detaylı olarak anlatmıştım. Hepimizin aynı pencereden baktığı bir düzende farklı bir manzara, yeni renkler ya da ilerleme de olamaz. Dislektiklerin, detayların içindeki güzelliği ortaya çıkarabilme becerilerine, sıra dışı ve benzersiz gözlem yeteneklerine fazlaca ihtiyacımız var. Yaşamı ilgi çekici kılan da bunlardır zaten, çeşitliliğe sahip olmak. O yüzden bu öğrencinin ne kadar değerli ve alışılmışın dışında yeteneği olduğunu öğrenmek benim için şaşırtıcı değildi.

Hikayemize dönecek olursak, zaman ilerledikçe öğrencimin arkadaşıyla aralarındaki bağ gittikçe güçlenmiş. Dışarıdan mesafeliymiş gibi gözüken kişinin aslında çok eğlenceli ve hatta komik olduğunu, herkesin anlamakta zorlandığı bazı derslerin mantığını çok kolay kavrayabildiğini ve onu çalıştırdığından bahsetmişti. “Çözemediğim bir zekası, yeteneği ve çok renkli bir karakteri var öğretmenim, onunla arkadaş olmak harika” demişti.

 

Yeterince İyi Değilim

Bir gün “Resimlerin çok güzel, neden bu çizimleri resim öğretmenlerimize göstermiyorsun ya da yapılan yarışmalara katılmıyorsun?” şeklinde bir soruya;  “yeterince iyi olduğumu düşünmüyorum, bu yüzden insanlar beni ve resimlerimi eleştirecek. Ben sadece içimdekileri ve gördüklerimi kağıda döküyorum. Yeterli değiller muhtemelen ve beğenilmeyecekler” cevabını vermiş.

Öğrencimse, kendine ve yeteneğine haksızlık ettiğini, yaptığı resimlerin çok güzel ve değerli olduğunu ve öğretmenlerine mutlaka göstermesi gerektiği söylemiş. Ve eğer isterse bu görüşmeyi birlikte yapabileceklerini ve onu yalnız bırakmayacağını da eklemiş. Arkadaşı başlarda bu konuyu kesin bir şekilde reddetse de haftalar içinde biraz sıcak bakmaya başlamış ve en sonunda korkarak da olsa fikri kabul etmiş.

 

Cesur Bir İlk Adım

Cesaretini topladığı bir gün, yaptığı resimleri de yanlarına alarak öğretmenlerinin yanına gitmişler. Tıpkı öğrencim gibi öğretmenleri de resimleri görünce büyük bir şaşkınlık yaşamış ve “Resim konusunda bu kadar yetenekli olduğunu bilmiyordum, neden daha önce göstermedin, resimlerini yarışmalara gönderebiliriz ve herkes bu harika çizimleri ve yeteneğini görmüş olur ”şeklinde bir cümle kurmuş. Fakat kendisi bunu yapmaktan çekindiğini ve birisi  kötü bir yorumda bulunursa bu sözleri kaldıramayabileceğinden öğretmenine de bahsetmiş.

 

İnşa Edebilen Öğretmen

Böyle durumlarda öğretmenin yaklaşımı ve nasıl davrandığı büyük önem taşır. Çok iyi biliyorum ki iyi bir öğretmen öğrenciyi zihinsel ve duygusal anlamda inşa eden, bir çocuğun hayatını harika noktalara götürebilen ya da tam tersi herşeyden soğumasına sebeb olabilecek güce sahiptir. Şanslılarmış ki öğretmenleri gerçekten empati sahibi, mesleğinde deneyimli iyi bir öğretmenmiş ve harika bir konuşma yapmış onunla.

 

Elinden Gelenin En İyisini Yapmak !

Resimlerini çizip sadece kendin görmeye devam edebilirsin elbette bir sakıncası yok, her biri iç dünyanı yansıtıyor bunu anlayabiliyorum. Fakat önemli olanın sadece elinden gelenin en iyisini yapmak olduğunu ve başkalarının yaptığı yorumların senin ne kadar değerli bir yeteneğin olduğu gerçeğini değiştirmediğini anlaman gerekiyor. Hem de hayatının her alanında. Sana harika bir yetenek verilmiş ve çalışarak bunu geliştirmeyi başarmışsın. Öyle hissediyorum ki aslında içinde bunu gösterme ve paylaşma isteği de var. Sadece biraz korkuyorsun ki bu da normal. Bu yeteneğini paylaşmak ya da kendine saklamak senin seçimin. Benzer bir durumu ben de öğrenciliğimde yaşamıştım, resimlerimi göstermekten büyük endişe duyuyordum ama iyi ki kendime saklamamışım. Çünkü bu sayede bir çok sergide harika övgüler aldım ve benim gibi yeteneği olan kişilerle okuma fırsatı yakaladım. Senin de bu yeteneğini daha da geliştirerek severek okuyabileceğin bir resim bölümüne gitmeni ve orada eğitim almanı sağlayabiliriz, tabi eğer istersen. Hemen karar vermeden önce biraz düşün bakalım” demiş.

Haftalar sonra öğrencimin anlattığına göre arkadaşı, öğretmeninin bu desteğini geri çevirmemiş ve onun yönlendirmeleri doğrultusunda önce okulda ona bir sergi düzenleme fırsatı sağlamış, sonrasında ise bazı yarışmalara katılma şansı yakalamışlar. Anladığım kadarıyla beğenilmeme korkusunu da sergide arkadaşlarının güzel yorumlarını aldıkça zamanla azaltmaya ve kendine güvenmeye başlamış. Gelecek içinse şimdiden hangi okulların resim bölümüne girebileceğine dair araştırmalara başlamışlar.

 

 

Son söz

Bu yaklaşım ve öğretmenin destekleyici davranışı hakikaten muazzam. İnsanın ihtiyaç duyduğunda, hatta bazen gerçekleri göremeyip kendine haksızlık ettiği noktalarda, deneyimli bir kalbin elinden tutması ve cesaret vermesi harika bir duygu. Aslında hepimiz zaman zaman buna ihtiyaç duyuyoruz. Bazılarımız bu konuda şanslı oluyor, bazılarımızsa ne yazık ki çevresinde böyle insanlara denk gelemediği için yetenekleri harcanıyor ve eli boş kalıyor. Ben bu desteği çok değerli insanlardan alanlardanım ve elimden geldiğince de ihtiyacı olanlara destek olmaya çalışıyorum.

 

Dilerim sizin de hayatınıza güzel kalpler dokunmuştur ya da siz de bu desteği sağlayan taraftasınızdır.

Yorum Yap