İnsanın 5 Duyusu Olduğu İddiası

Birçoğumuz tarafından beş duyumuz olduğu düşünülür. Bu beşli görme, işitme, koklama, tatma ve dokunmadır. Bunlara ek olarak başka duyularımız olduğu da bilim insanları tarafından ifade edilmektedir. Duyularımızın nasıl çalıştığına gelirsek ilk olarak;

Dokunma

Stanford Felsefe Ansiklopedinse gelişen ilk duyumuz dokunmadır. Dokunma, beyne iletilmek için özelleşmiş birkaç farklı duyumdan oluşur. Basınç, sıcaklık, dokunuş, titreşim, ağrı ve diğer duyumların tümü dokunma duyusunun bir parçasıdır. Hepsinin cildimizde farklı alıcıları vardır. 

Ayrıca dokunmanın bildiğimiz kadarıyla bazı hayati işlevleri vardır. Öncelikle acı duyumuzun tehlikelerden sakınmamız için işlevleri vardır. Acı hissettiğimizde beden bütünlüğümüzün tehlikeye girdiğini fark eder ve kendimizi o durumdan mümkün olduğunca kısa sürede kurtarmaya çalışırız. Buna ek olarak ise dokunmanın bebeklikten itibaren sağlıklı bir bağlanma için de oldukça kritik olduğu Harlow Deneyi ile öğrenilmiştir. (https://www.acikbeyin.com/dokunmak-sevginin-neresinde/

Science dergisinde 2010 yılında Harward ve Yale Üniversitesinde bazı psikologlar tarafından yayınlanan bir makaleye göre ise dokuların farklı duyularla ilişkili olabileceği görülmüştür. Buna istinaden aldığımız kararlara dokularında etki edebileceği ortaya konulmuştur. 

Görme

Görme olayı oldukça kompleks bir sürecin sonucudur. İlk olarak ışık bir nesneden göze yansır. Gözün kornea adı verilen dış tabaksı göz bebeğinde geçen ışığı büker. Burada gözün renkli kısmı olan irise geçer. Bir kameranın deklanşörüne benzer mekanizmasıyla iris ışığın alınacağı miktarı ayarlar. 

Işık korneadan sonra sinir hücreleri ile dolu olan retinaya geçer. Retinadaki sinir hücreleri Amerikan Optometrik Derneğinin tanımlamasına göre çubuk ve koni şekillerini andırır. Bu hücreler aracılığıyla alınmış olan ışık titreşimleri beyne elektriksel olarak iletilerek renklere ve biçimsel ayrıntılara dönüştürülür. 

Duyma

Duyu insan kulağındaki labirent gibi karmaşık bir sistem aracılığıyla gerçekleşir. Ses dalgaları dış kulaktan geçerek dış işitme kanalına iletilir. Ardından ses dalgaları kulak zarına ulaşır. Buraya çarpan ses dalgaları sayesinde kulak zarı davul gibi titreşir. Kulak zarındaki titreşimler orta kulakta bulunan kemikçikleri hareket ettirmektedir. Ses dalgalarının kulak içindeki sonraki durağı kokleadır. Kokleanın içindeki sıvının titreşimiyle tüysü hücreler hareketlenir ve işitme sinir ile beyine, ses elektirksel sinyal olarka ulaşır. 

Koklama

Bazı araştırmacılara göre insanlar 1 trilyondan fazla kokuyu algılayabilir. Koku hücreleri burun boşluğunun çatısında bulunan koku alma yarığına ulaşır. Amerikan Rinoloji Derneğine göre koku alma yarığındaki sinir uçları kokuları sınıflandırarak beyne iletir. 

İnsanlarda kokuları ayrıştırmak için kullanılan 400 farklı reseptör vardır. Bu sayı her ne kadar koklama konusunda uzman olan diğer memelilerin kadar yüksek değilse de insan beyninin gelişmişliği koku frekansını genişletebilmektedir. 

Tatma

Tat alma duyusu beş farklı tat algısı ile biçimlenir: Tuzlu, tatlı, ekşi, acı ve son olarak umami. Ayrıca henüz keşfedilmemiş birçok farklı tat olma ihtimalide vardır. Tat algılarımız evrimimizde oldukça önemli bir yere sahiptir. Onlar sayesinde hangi besinin yenilene bilir hangisinin çürümüş ve zehirli olduğunu anlayabiliyoruz. Bununla birlikte bize biraz tuzlu ve tatlı gelen yiyeceklerin zengin besin değerlerine sahip olabileceğini anlayabiliyoruz. 

Tatlar, tat tomurcukları tarafından algılanır. Dil yüzeyimizde yaklaşık 2 bin ile 4 bin arasında tat tomurcuğu vardır. Ancak bunların bazılar boğazın arkasını, burun boşluğunu ve yemek borusunu da kaplamaktadırlar. Tomurcuklardaki duyu hücreleri uçlarında huni gibi çalışan gözenekler ve minik tat tüyleri bulunur. Tüylerdeki proteinler, kimyasalları tatmak için hücrelere bağlar.

Ayrıca dilin her bir bölgesinin bir tattan sorumlu olduğunu efsanesi ise yanlıştır. Beş tat dilin tüm kısımlarında hissedilebilir. Ancak yan bölgeler ortalara göre daha hassastır.

Uzay Duygusu (The sense of space)

Geleneksel beşli duyulara ek olarak uzay duyusu bizim vücudumuzun uzayda nerede olduğunu anlamaya yarar. Bu duyunun diğer adı ise propriosepsiyondur.

Propriosepsiyon, uzuvlarımızın ve kaslarımızın hareket ve pozisyon hissini içerir. Gözlerimiz kapalı iken elimizi burnumuza değdirmemiz bu duyunun yardımıyla gerçekleşir. Adımlarımızın atarken ayaklarımızın konumuna dikkat etmeden yürüyebilmemiz yine bu duyu sayesindedir. Propriosepsiyonu zayıf olanlarda koordinasyon bozukluğu görünür.

Kinestetik Duyular

Çoğu insanın farkında olmadığı daha ince duyularda vardır. Bunlar dengeyi ve başın eğimini kontrol etmek için hareketi algılayan nöron sensörleridir. Uzuvlarımızı takip etmemize yardımcı olan bu reseptörler kaslarımızdaki gerilmeler kontrol altında tutulur. Kan damarlarımızdaki oksijen seviyesi dahi bu reseptörler aracılığıyla kontrol edilir. 

Bu duyulara ek olarak başka duyulardan da söz edilmektedir. Kısacası insanın beş duyusu olduğu iddiası yanlıştır. Beşten fazla duyumuz vardır.

Neticede;

İnsanın 5 Duyusu Olduğu İddiası Yanlış.

Yorum Yap