Okuryazarlık “okuma ve yazma becerisidir” ya da öyle sanıyorduk. Bu tanım, nesiller boyu süregelen ve bugün hala okullarda öğretilen bir tanım. Ancak son teknolojik gelişmeler, sadece kitaplara ve yazıya bağlı olmayan yeni bir öğrenme türünü beraberinde getirdi. 21. Yüzyıl, yeni inovasyonları ve hayatın her alanında teknolojiye olan bağımlılığıyla öne çıkıyor. Bu nedenle dijital okuryazarlık, sahip olunması gereken ve giderek daha önemli bir beceri haline gelen bir kavramdır.
Amerikan Kütüphane Derneği’ne (2017) göre, “dijital okuryazarlık, hem bilişsel hem de teknik beceriler gerektiren; bilgiyi bulmak, değerlendirmek, yaratmak ve iletmek için bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanma becerisidir.”
Günümüzde ve çağımızda, teknolojinin hayatımızın her alanında olduğu ve olacağını kavramak önemlidir. Bu nedenle, insanların yanı başlarındaki teknolojik gelişmeleri takip etmeleri giderek daha gerekli, hatta neredeyse zorunlu hale geliyor. İster bir fast food restoranında, ister bir okulda, bir hastanede, hatta bir sanat atölyesinde çalışıyor olsunlar, insanların dijital okuryazarlık becerilerini kazanmaları son derece önemlidir.
Okuryazarlığı Yeniden Tanımlamak
Dijital okuryazarlık, günümüzde kabul gören pek çok okuryazarlık türünden yalnızca biridir. Okuryazarlık sadece okuma ve yazma becerisi, hatta günümüzün teknolojik dünyasında başarılı olma becerisi değildir. Bir kişinin 21. yüzyılda okuryazar olabilmesi için hayatın pek çok farklı alanı, konusu ve ortamı hakkında sürekli bilgi edinmeye ve bunlara uyum sağlamaya istekli olması gerekir.
Yirmi yıl önce bir üniversite diploması bir işi garanti edebiliyor olsa da, 21. yüzyılda işverenler üniversite derslerinde öğretilmeyen çok sayıda beceriye ihtiyaç duyuyor. Örneğin, Veterinerlik diploması alan bir kişi, konuşma becerilerinden veya müşterilerle empati kurma yeteneğinden yoksun olabileceği için üniversite dışında iş bulamayabiliyor. Bu sebeple üniversite diploması bizleri ancak bir yere kadar götürebiliyor. İnsanların pek çok alanda gelişmesi ve okuryazar olması için teorik bilginin yanı sıra deneyim kazanmaları da gereklidir, bu deneyimler onları işverenler için daha cazip hale getirir.
Bazı işverenler adayların Facebook, Instagram veya Twitter hesaplarına da bakar. Bu yakın sosyal alanlar, işverenin başvuru sahibinin nasıl biri olduğunu ve çevrimiçi küresel bir platform üzerinden sosyal olarak nasıl etkileşimde bulunduğunu görmesini sağlar. Bu yakınlık alanlarında okuryazar olmak önemlidir. Ancak, bir kişinin bu alanlarda nasıl paylaşım ve yorum yapacağını bilmemesi bilgisizliğini göstermez. İnsanlar, bu uygulamalarla ilgili kazanılan bilgi ve deneyimler sayesinde bu alandaki becerilerini geliştirebilirler.
Teknolojik gelişmeler ve yeni edebiyat türleri günlük yaşamda ön plana çıktıkça, öğretmenlerin bu büyük etkileri sınıflarına dahil etmeleri çok önemlidir. Öğretmenlerin sadece okuma ve yazma değil, teknoloji ve diğer edebiyat türlerini de içeren derslere yer vermeleri de zorunludur. Örneğin, öğretmenler öğrencilerinden “bir film fragmanı yapmalarını, bir harita tasarlamalarını, bir şarkı yazmalarını veya bir karikatür yapmalarını” isteyebilir (Curwood, 2013). Bu, müzik veya sanat gibi diğer alanlarda okuryazar olan çocukların kendileri için anlamlı bir şey yaratmalarına olanak tanır.
Okuryazarlığın tanımı tam anlamıyla evrim geçirmiştir. Artık okuma yazma bilmenin bir bireyi okuryazar olarak tanımladığını söylemek doğru değil. Bunun yerine, büyük resme bakmak daha doğrudur. Farklı ortamlardaki yetkinlik ve deneyim, insanların günümüz standartlarında okuryazar olarak kabul edilmesini sağlayacaktır. Öğretmenlerin öğrencilerini okuryazar kelimesinin yeni tanımı konusunda eğitmeleri, “yeni şeyler denemeleri, başarılı olmaları ve öğrenmenin en rahat olduğu yeri bulmaları için öğrencilerle birlikte çalışmaları önemlidir” (Lynch, 2018). Okuryazarlık, insanların 21. yüzyılda okuryazar olabilmek için kendilerini anlamaya adamaları gereken ve sürekli değişmekte olan bir kavramdır.