Metaverse’ü Anlamak 2: “Paradigma Değişince”

Sözlük, paradigmaya değerler dizisi diyor ama bence daha derin bir karşılığı var: Kavramlar dizisi. Aslında “önemli olan kavramlar dizisi”, “belirleyici olan kavramlar dizisi” olarak düşünmek daha doğru olabilir. Bir önceki yazıda kültürel evrimden bahsetmiştim. Teknolojik gelişimler o yazıda belirttiğim aşamadan geçerek biriktikçe öyle bir noktaya gelirler ki paradigma kayar: Önemli olan kavramlar yeniden yaratılır. Yenileri devreye girer; yok olanlar olur; pek çoğu da büyük dönüşüm geçirir. Önceki yazıda bunların bazılarından kısaca bahsetmiştim; şimdi örneklendirerek paradigma kaymasının nasıl bir şey olduğunu açalım ki kültürel evrimi, içinde olduğumuz dünyayı ve metaverse’ü biraz daha iyi anlamak mümkün olsun.

Ateş bulunmadan önceki insan, ateş bulunduktan sonra biyolojik olarak da esaslı evrim geçirmişti muhtemelen. O döneme ilişkin bir şeyler öne sürmek büyük ölçüde varsayım olacağından detaya girmeyeceğim.

Tarım ve hayvancılığı keşfetmemiş avcı toplayıcı insanla tarım ve hayvancılığı keşfetmiş üstelik buna uygun ortam da bulmuş, devrimi gerçekleştirmiş ve bunu sindirmiş insanın arasındaki farkları düşünün. Bu iki insan kültürel olarak aynı varlık değildir; kültürel olarak ayrı bir tür haline gelmiştir; ama biyolojik olarak neredeyse tamamen aynıdır. Yani paradigma kayması belirli bir zeminde her şeyi değiştirir ama daha derin bir bağlamda birçok şey aynı kalır.

Birisi daha küçük gruplar halinde yaşar, toplumunda hiyerarşi hayli kısıtlı ve değişkendir, sabit bir yerleşkesi yoktur, çok çeşitli beslenir, gıda bulmak için uzun yürüyüşler yapması gündelik rutinlerindendir. Diğeri çok daha büyük gruplar halinde ve sabit bir yerleşkede yaşar, daha belirgin ve değişmesi daha zorlaşmış bir hiyerarşi içindedir, beslenmesinde çeşitlilik hayli kısıtlıdır, yerine göre daha yoğun çalışsa bile uzun mesafeler yürüme gerekliliği neredeyse yoktur. Bu iki insan epeyce farklı gibi görünüyor, üstelik bunlar yüzeysel gibi görünen ama iki insanın sahip olduğu toplumsal organizasyonu ve başka pek çok şeyi derinden etkileyen farklar. Ama iki insan da duygu durumları bakımından mesela, neredeyse aynıdır. Benzer şeylere kızar, benzer şeylerden tatmin olurlar. Duyguların ölçekleri ve durumları hayli değişmiş gibi görünse de özde aynıdırlar.

Yazıyı keşfetmiş ve yazılı kültüre adapte olmuş bir insanla yazıdan haberi bile olmayan insan da birbirinden çok farklıdır. Yazının olmadığı toplumlar şehir devlet ve küçük kabilenin ötesine pek geçememişken yazının yaygınlaştığı toplumlar imparatorluklara dönüşmüşlerdir.

Enerji tipi dönüşümlerini keşfetmiş insan sanayi çağını yaratmıştır.

Dijitali keşfeden insan ise şimdilerde kendine dijital kâinatlar yaratmakta…

Yerleşik hayata geçenler karşısında avcı toplayıcılar tutunamadı. Yazıyı keşfedenler karşısında keşfetmeyenler tutunamadı. Enerji tipi dönüşümlerini keşfedenler karşısında keşfetmeyenler tutunamadı… 

Bugün ise dijitalin yaratıcıları ve yerlilerinin karşısında, dijitale ayak uyduramayanlar tutunamıyor.

Zihninize eğitim sistemi tarafından çaka çaka kazınmış olan paradigma, yani değerler seti, yani önemli kavramlar seti artık çalışmıyor. Yeni paradigma ise hâlâ yaratılma sürecinde ve çok değişken.

Yeni paradigmayı yaratanlar arasında olmazsanız, yeni paradigmanın yok ettikleri arasında olursunuz.

Bu bir varlık yokluk, ölüm kalım meselesi.

Sizi bağlayan, gözlerinizi kör eden eski paradigmadan bazı örnekler şunlar:

  • Örgün öğretim
  • Maaşlı mesaili iş
  • Ulus devlet

Bunların tamamı sanki binlerce yıldır var zannedilseler de, hiçbiri sanayi devriminden eski değil. Her biri sanayi toplumunun insanlık dışı kitlesel mekanizmalarının araçları.

Yeni paradigmayı yaratmak yeni dünyanın cesur insanlarının işi!

Eğer bu yazı ilginizi çektiyse sıradaki yazımız sizin için geliyor: Metaverse’ü Anlamak: “Kültürel Evrim”

2 Yorum
  1. Hulya Aksu Spizuoco

    Kış olimpiyatlarını seyrederken aynı şeyi düşündüm. Artık eski milliyetçilik, bayrak için yarışmak fazla kalmamış. Amerikan vatandaşı Çinli sporcuların kolayca taraf değiştirmesi.. daha çok bireysel ,ün ve kazanç ön plana çıkıyor. Dijital dönüşüm nation-state taraftarlarının ayak diremesine rağmen hızla cinsiyetsiz, ulus-üstü, aidiyetsiz bir dünyaya evriliyoruz. Tabii her devrim öncesi büyük kaos yaşanacak. Hızla kutuplaşma, çatışma ve kazanan dijital dünya olacak.

  2. Mustafa Acungil

    Fatih’in İstanbul’u kuşatmasında o meşhur Macar top ustası da hem Bizans hem Osmanlı tarafına gidip denemişti şansını. Hikayeler hep değişir. Sanayi toplumunun hikayelerinin içi çoktan boşaldı. Yeni hikayeler hala yazılmaya devam ediyor. Henüz oturmadı yerine.

    Ama dijital bir taraf değil yeni dünyada. Yazı nasıl zamanla sözlü kültürün yanına yazılı kültür olarak ikinci bir zemin getirdiyse, şimdi de dijital kültür üçüncü bir zemin olarak geliyor.

Yorum Yap