En hayati becerilerimizden biri: Kaşlarımızı oynatabilmek!

Natural Ecology & Evolution dergisinde yayınlanan yeni bir araştırma, tarih öncesi insansılardaki devasa kaş kemerinin niçin modern insan anatomisinde giderek düz bir hal aldığına dair tartışmalara yeni bakış açıları sunabilir. 

Bilim insanları, bir geyik boynuzu gibi belirgin bir kaş kemerinin, uzak atalarımız için gözleri güneş ışığından, tozdan veya benzeri dış etkilerden korumak dışında, sosyal baskınlık ve saldırganlığın bir sinyali olabileceğine dair yorumlar yapıyorlar. Anatomik olarak modern insanda ise daha düz bir alın, daha görünebilir kıllı kaşlar ve göreceli olarak büyük bir hareket kabiliyeti ile beraber kaşlarımız çok daha farklı işlevler üstlenmiş görünüyor. Hareketli kaşlarımız aslında belki de farkında olmadığımız en önemli sosyal iletişim araçlarımızdan bir tanesi.

Özetleyeceğimiz çalışmanın yazarlarından York Üniversitesi mensubu Dr. Penny Spikins “Modern insan dediğimiz Homo sapiens hayatta kalmış olan son insan türüdür. Kuzenlerimizden olan Neandertaller yok oldular, biz ise çok hızlı bir şekilde dünyayı kolonize ettik, en uç koşullarda bile yaşamaya devam edebildik. Bu bizim geniş sosyal ağlar kurabilme yeteneğimizle oldu. Tarih öncesi modern insanın yakın akrabalarıyla beraber yaşamaktan kaçındığını ve zor koşullarda arkadaşlarıyla beraber kalabilecekleri uzak bölgelere gittiklerini biliyoruz” diyor.

Günlük hayatımızda çok sıklıkla kullandığımız mimik ve ifadelerimiz sosyal iletişimimizin en büyük parçalarından biridir. Genellikle de kültürler arası kabul edilebilir bir çok unsuru barındırır. Kaş hareketleri hızlı ve karmaşık ifadeleri karşımızdakinin de algılayabilmesini sağlar. Hızlı bir şekilde kaşların kaldırılması karşıdakini tanıma ve sosyal iletişime açık olduğunu ve kaşları orta hattın üstüne kadar kaldırmak sempatiyi ifade eder.

Kaşların küçük ya da ince hareketleri de aldatma ve güvenilirlik tanımlamalarının anahtar parçalarından biridir. Diğer yandan botoks uygulaması gibi işlemler, insanlarda kaş hareketlerindeki sınırları belirsizleştirdiği için diğer insanlar tarafından ifadelerinin tanınma oranını da azaltabiliyor.

Mandrill maymunlarında, baskın (alfa) erkeğin burnunun üstünde parlak renkli şişkinlikler bulunur ve bu işaretler onların sosyal statülerini belirler. Bu şişkinliklerin büyümesi hormonal faktörler tarafından tetiklenir. Bu örneği mercek altına alan araştırmacılar, aynı özelliklerin tarih öncesi insansıların kaş kemiklerinde de olduğunu düşünüyorlar. Atalarımız için çıkıntılı kaş kemerleri, eşeysel biçim farklılıklarının göstergesi ve sosyal işaretler olarak ikna edici göstergelerdi. Kaşların modern insanda daha yatay bir şekle dönüşmesi, sosyal gruplarda yardımlaşmayı ve empatiyi artıracak daha dostça ifadelerin ortaya konabilmesini sağlamış olabilir.

Bu süreçlerin yaklaşık son 100.000 yılda insan yüzlerinin giderek küçülmesinin bir yan etkisi olarak başladığı düşünülüyor. Bu süreç son 20.000 yılda özellikle daha hızlı hale gelmiş ve son zamanlarda avcı toplayıcı olmaktan çıkıp, hem diyet hem de fiziksel çaba açısından daha az çeşitlilik taşıyan üretici ve yerleşik canlılara dönüşmüş gibi görünüyoruz. Bu süreçlerde de, başta gelişen dil yeteneklerimizle birlikte, hareketli hale gelen kaşlarımızın sağladığı üstün iletişim kabiliyeti, insanı diğer tüm ön-insan türlerinden daha başarılı yapan en önemli unsur gibi görünüyor.

Şimdi bir an durup, bizi insan yapan bu temel özellikleri hayatımızda ne kadar verimli ve bilinçli kullandığımıza bir bakalım. Özellikle de aramıza gittikçe daha çok girmeye başlayan dijital ekranlarla kaplı bir dünyada, bu ileri iletişim yeteneklerimizi hızla kaybetmemiz işten bile değil. Bunların yerine nelerin geçeceği ise önceden kestiremeyeceğimiz bir muamma. Fakat bildiğimiz bir şey var; o da: Milyonlarca yıllık derinlikli bir seçilim süreciyle bu günlere gelmiş bu tip yetenekler, sırf bir bir kaç yılda bir değişen dijital teknolojiler icat etmeyi seviyoruz diye öyle kısa zamanda değişmeyecek. Dahası, bizi insan yapan bu yeteneklerimizden kopmamız gittikçe yaşamımızı daha da zorlaştırabilecek.

İnsanın Fabrika Ayarları kapsamında yaptığımız tüm uyarılara, bu araştırma da önemli bir hatırlatıcı olarak katılmayı hak ediyor gibi görünüyor.

Kendinize iyi bakın, göreceksiniz! 

  • Ricardo Miguel Godinho et al. Supraorbital morphology and social dynamics in human evolution. Nature Ecology & Evolution, published online April 9, 2018; doi: 10.1038/s41559-018-0528-0