Ay, dünyadan bakınca gece gökyüzündeki en belirgin gök cismi, insan kültürüne her zaman egemen olmuştur ve öyle olmaya da devam ediyor. Dolunaydan hilale geçiş çoğu uygarlığın en eski takvimlerinin temelini oluşturmuştur. Dolayısıyla uygarlıklar için bu denli öneme sahip olan ay egemenliğiyle beraber birtakım inançların oluşmasına da yol açmıştır. Yüzyıllardır, dünyanın dört bir yanında dolunayın davranışlarımıza etkisinin olduğu inancı oldukça yaygındır. İntihar, suç ve psikiyatrik sorun oranlarının dolunay zamanlarında arttığı düşüncesi günümüzde de varlığını sürdürmektedir. Peki gerçekten de dolunayın davranışlarımıza etkisi var mı?
Yıldızların ve gezegenlerin insan sağlığını ve davranışını etkileyebileceği fikri, ayın doğa fenomenlerinde ve ayrıca insan davranışlarında önemli bir rol oynayan doğaüstü bir güç olarak kabul edildiği Roma zamanlarına kadar uzanıyor. “Delilik” (lunacy) kelimesi, Roma’nın ay tanrıçası Luna’dan türetilmiştir ve zihinsel bozuklukların ay ile uzun süredir ilişkilendirildiğini yansıtıyor. Zaman içerisinde ise, ay döngülerinin insan davranışını etkilediği fikri yaygınlaşmış ve kalıcı hale gelmiştir.
Bilimsel Araştırmalar Işığında Dolunay ve İnsan Davranışları
Ay’ın bir şekilde insan biyolojisini veya davranışını etkileyebileceği fikri, akademik literatürde artık “Transilvanya etkisi” olarak bilinen bir olgudur. Dolunayın gücüne, zihin bozukluklarına, akıl sağlığına neden olan inancın tarihsel köklerinin izini süren bazı araştırmacılar, Transilvanya etkisine olan inancın, modern aydınlatmanın ortaya çıkmasından önce ayın uyku-uyanıklık döngüsünü etkileyerek, dolunay boyunca uyku yoksunluğuna yol açan önemli bir gece aydınlatma kaynağı olabileceğine dikkat çekiyorlar. Tek bir gece uyku bozukluğunun bile (Wher, 1992, Wright, 1993) manik bölümün uzunluğu uyuyan saat sayısıyla ters orantılı olarak (Nowlin-Finch et al, 1994) yatkın olan bir maniye neden olabileceği ileri sürülmüştür.
Social Psychiatry and Psychiatric Epidemiology dergisinde yayınlanan bir araştırma makalesinde, ay döngüsü ve toplum temelli psikiyatrik hizmetler ile temas sıklığı arasındaki ilişki, Güney Verona Psikiyatrik Vaka Kayıt verileri kullanılarak değerlendirildi. Çalışma döneminin her günü için (Ocak 1982-Aralık 1991) Güney Verona sakinleri tarafından psikiyatri servisleri ile yapılan temasların sayısı ve ay döngüsünün ilgili günü kaydedildi. 10 yıllık süre boyunca ay döngüsünün her gününde psikiyatri servisleriyle ortalama temas sayısı elde edildi. Elde edilen bulgular, ay döngüsü ile toplum temelli psikiyatri hizmetlerinin temas sıklığı arasında bir ilişki olduğu teorisini desteklemedi.
Sonuç
Ay döngüleri, ruh sağlığımızın ve diğer davranışlarımızın ayın fazı tarafından modüle edildiğine dair ısrarlı bir inanca rağmen, insan biyolojisinin Ay döngüsü tarafından herhangi bir şekilde düzenlendiğine dair sağlam bir kanıt yoktur.
Aksine hem klasik hem de çağdaş yayınlanmış literatürün çoğu, ay döngüsünün neden-sonuç etkisini reddeder. Iosif ve Ralton (2005) Hipokrat’tan alıntı yaparak “astronomi biliminden habersiz hiçbir hekime hastalıkların tedavisi emanet edilmemelidir” demektedir.
Kaynaklar