Ben’den Biz’e Giden Yol

GRUPLA MÜZİK YAPMANIN ÖNEMİ

Hayat bazen kendi melodimizi duyabilmek için sessizleşmemizi ister. Ama bazen de en derin parçalarımız bir aidiyet hissiyle başkalarının melodileriyle birleştiğinde yankılanır. İşte grup halinde müzik yapmak, tam da böyle bir duygunun yaratımıdır. Bireysel notaların bir araya gelip bir bütünü doğurması gibi.

Kelimelere İhtiyaç Yok

Bir odada birbirini tanımayan insanlar düşünün. İlk başta belki tedirgin bakışmalar, çekingen gülümsemeler… Sonra bir ritim başlar ve melodi yükselir. O birbirini hiç tanımayan insanlar arasında kalpten bir uyum oluşmaya başlar. Parmaklar enstrümanın üzerinde akmaya, ayaklar tempo tutmaya konsantre olur. Ve aniden binlerce kelimenin ifade edemeyeceği duyguları müzik kolaylıkla anlatıverir. Tıpkı büyük bir dalgayı paylaşan sörfçüler gibi senkronizasyon devreye girer. Kalpler aynı anda hızlanır, nefesler uyumlanır. Üstelik bu yaşananlar hissiyatın ötesinde bilimsel olarak da aynı şeyleri söylüyor.

2018’de Almanya’daki Max Planck Enstitüsü tarafından yapılan bir çalışma, grup halinde müzik yapan insanların beyin dalgalarının senkronize olduğunu ortaya koymuş. EEG ölçümleri, özellikle ritmik müzik yaparken katılımcıların beyin aktivitelerinin “uyumlandığını” göstermiş. Bu durum, empati ve grup bağlılığı ile ilişkilendirilmiş. Müziğin bizi hem duygularımıza hem de birbirimize bağladığı düşünülürse bu sonuç hiç de şaşırtıcı değil aslında.

Aidiyet Hissi

Bir melodiyi paylaşmak, bir sır paylaşmak gibidir. İçinde samimiyet, güven ve cesaret vardır. Çünkü bir başkasıyla birlikte çalmak, kendi sesini açığa çıkartmak ve müzik aracılığıyla konuşmak demektir. Mükemmel olmak zorunda hissetmeden, sadece “birlikte” olmanın huzurunu tatmak.
Evet özünde hepimiz yalnızız. Fakat bazen birlik duygusuna da ihtiyacımız oluyor. Aile gibi hissetmeye. Grup halinde müzik yapmak, bireyi yalnızlıktan alarak bir topluluğun parçası haline getirdiği için içimizdeki bu boşluğu mutlulukla ve yoğun bir tatmin duygusuyla dolduruyor. Özellikle çocuklar için bu aidiyet hissi büyük önem taşıyor.

Oxford Üniversitesi’nden Robin Dunbar’ın liderlik ettiği bir çalışma, koroda şarkı söyleyen kişilerin dinleyicilere kıyasla daha hızlı ve güçlü sosyal bağlar geliştirdiğini saptamış. Bunun sebebi ise endorfin salgılanmasının grup halinde müzik yaparken belirgin şekilde yükselmesiymiş.

Tek Bir Adım Dünyayı Değiştirir mi?

Çok daha yakında, bizim ülkemizde yürütülen anlamlı bir çalışma ise İzmir’ den.

Müzik eğitmeni Orçun Berrakçay‘ ın 2013 te Müziğin otizmli bireylerin akademik başarı ve sosyalleşme sürecine etkisini araştırmak için kurduğu orkestra ve koro, birçok gencin ve ailenin hayatlarında büyük değişimlere yol açmış. Başlangıçta sadece 4 kişiden oluşan bir grup, bir yılda 40 çocuğa, ilerleyen zamanlarda da 60 katılımcıya ulaşarak “İZOT” isimli bu hareketi büyük kitlelere ulaştırmış. Yurt içi ve yurt dışında 180 kentte 260 konser vererek sistemi yaygınlaştırmışlar. Bu büyük başarılar bireysel olarak da güzel gelişmelere sebep olmuş.

İçine kapanık, kimseyle temas kuramayan birçok çocuğun, sanatla birlikte özgüvenleri, sosyal ilişkileri ve akademik başarıları ciddi şekilde gelişmiş. Aileleri “onların hayatındaki en büyük değişiklik kurdukları arkadaşlıkları oldu” açıklamasını yapmış.


Alkışın Gücü

Tez; grup içinde yer almanın, disiplin, takım çalışması ve sosyal beceriler kazandırdığını, mutluluk seviyelerinin fark edilir oranda artarak ailelere de destek sağladığını ortaya koymuş. Mesela başlangıçta evden çıkmayı reddeden ve ifadede zorlanan bir öğrencinin, koroya katılıp provalara gittikçe açılarak zamanla sosyal ilişkiler kurduğunu; gözle görülür biçimde daha mutlu ve enerjik hale geldiğini ve de uyumlu olmaya başladığını belirtmiş ailesi. Sahnedeki performans sonrası alkışlar, beğeni almak ve toplumsal kabul görmek, gençlerde kendine güven ve yaşam motivasyonunu fark edilir düzeyde yükseltmiş. Aileler de bu süreçte birlik olarak birbirlerine destek sağlamışlar.

Ortaya çıkan en muhteşem gelişme ise; katılımcılardan 15′ inin Konservatuvar ve Güzel sanatlar liselerinin müzik bölümlerini kazanarak, akademik hayata geçiş yapmış olmaları.


Yaratıcı Yolculuk

Ufak bir çalışma fikri filizlenip kök salarak ne kadar fazla hayata dokunmuş değil mi? Gördüğünüz gibi müzik yalnızca sanatsal değil, aynı zamanda sosyal  dönüşüm aracı. Ortak bir müzikal deneyim, kişiler arası güveni ve yakınlığı arttırdığı için bağ kurma ihtiyacımızı da karşılıyor. Fikrini, duygunu, mutluluğunu, sesini paylaşabilmek, ister çocuk isterse yetişkin olsun, hayata daha güvenli ve sağlam bakmamızı sağlıyor. Bu yüzden grup halinde müzik yapmak sadece bir aktivite değil, aynı zamanda yaratıcı bir yolculuk. Çünkü bir koro, bir orkestra ya da bir ritim halkası, farklılıklarımızla nasıl uyumlanabileceğimizi hatırlatıyor yeniden. Sizin de ortak bir ses bulmanız dileğiyle…

 

YARARLANILAN KAYNAKLAR

Müzik ve Otoizm+11TRT Haber+11Haber Ekspres+11.
https://www.dokuzeylul.com/kurdugu-orkestrayla-otizmli-ogrencilerin-hayatini-degistirdi

Milliyet+5TRT Haber+5İzmir Haberleri+5.
Interpersonal neural synchronization during cooperative music making”, Max Planck Institute (2018)

Singing and social bonding: changes in connectivity and endorphins”, Oxford Üniversitesi (2015)

 

 

Yorum Yap