Belirsizlik

Belirsizlikle Yaşamak: Bir Eşik Deneyimi

Belirsizlik çoğu zaman bir şeyin adını koyamadığımız anlarda ortaya çıkar. Bir ilişkinin nereye gittiği bilinmezken, bir karar ertelenmişken ya da hayatın yönü askıda kalmışken belirir. İnsan önce durumu bedeninde fark eder. Hissedilen huzursuzluk ve sıkışma, kişiyi çoğu zaman acele kararlarla bu hâlden uzaklaşmaya iter.

Modern düşünce, belirsizliği çoğunlukla aşılması gereken bir sorun olarak ele aldı.
Bilginin, öngörünün ve kontrolün değer kazandığı bu çerçevede belirsizlik, geçici bir eksiklik, mümkün olan en kısa sürede doldurulması gereken bir boşluktu.

Oysa günümüzde belirsizlik, çözülmesi gereken bir durumdan çok üzerinde durulması ve birlikte yaşanması gereken bir hâl olarak yeniden düşünülüyor. Belirsizlik rahatsız edici olmaya devam ediyor ancak insanın bilgiye, kontrole ve geleceğe bakışı değiştikçe belirsizliğin anlamı da sabit kalmıyor. Bu nedenle belirsizlik bazen bir sorun değil, bir davet olarak beliriyor. Ancak kime ve neye davet ettiğini hemen söylemiyor.

Belirsizlik dönüştürücü bir eşik olabiliyorsa bu çoğu zaman onun ne olmadığı ayırt edildiğinde mümkün oluyor.

Belirsizlik Nedir, Ne Değildir?

 

Belirsizlik sıklıkla bilgisizlikle karıştırılır. Oysa belirsizlik bilginin tamamen yokluğunda değil, mevcut bilginin yeterli gelmediği anlarda ortaya çıkar. Kontrol duygusunun askıya alındığı, zihnin alışık olduğu nedensellik zincirlerinin geçici olarak kesintiye uğradığı durumlarda görünür olur.

Belirsizlik, krizle de aynı şey değildir. Kriz, yaşanan bir olayın hayata ve bedene doğrudan etkisidir. Belirsizlik ise olayın kendisinden çok o olaya anlam verme sürecinde ortaya çıkan boşluktur. Kriz sarsar, belirsizlik askıda bırakır.

Belirsizlik, olan bitenden ziyade olan bitene nasıl bakıldığının adıdır.

Belirsizlik kavramsal olarak ayrıştığında bu deneyimin herkes için aynı şekilde yaşanmadığı da görünür hâle gelir.

Başkalarının Belirsizliği: Zan, Kaygı ve Ses

 

Belirsizlik herkes için aynı deneyimi üretmez. Kimi için düşünsel bir alan açarken, kimi için yoğun bir kaygı kaynağına dönüşür. Belirsizlikle baş edilemediğinde acele açıklamalar, kesin yargılar ve yüksek sesli söylemler ortaya çıkar.

Bu noktada sezgi ile kaygı sıklıkla karıştırılır. Oysa sezgi daha sakin ve yön göstericidir. Kaygı ise hızlı ve zorlayıcıdır. Belirsizlikte ses yükseliyorsa çoğu zaman sezgiden çok kaygı devrededir.

Başkalarının belirsizlikle kurduğu farklı ilişkiler, temas anlarında bir etki–tepki zincirine dönüşür.

Etki–Tepki Düzleminde Belirsizlik

 

Belirsizlik, etki–tepki düzlemindeki ilişkilerde çok zorlayıcı olabilir. Çünkü ilişki karşılıklılık ve temas içerir. Temas öngörülemez olduğunda tehdit olarak algılanabilir. Bu noktada belirsizlik, kişinin kendini koruma reflekslerini tetikler.

Karşıdan gelecek hamleyi önceden bilerek gardını alma arzusu, belirsizlik karşısında sıkça geliştirilen bir savunma tutumudur. Bu, zayıflıktan çok düzen ve güven arayışının bir sonucudur. Belirsizlik tam da bu öngörü ihtiyacını karşılamadığı için rahatsızlık yaratır.

İlişkilerde görülen bu kontrol ihtiyacı, geleceğe de yönelebilir.

Gelecek ve Etki Koyma Arzusu

 

Belirsizlik, geleceğe dair düşüncelerde açıkça fark edilir. Plan yapma, yön verme ve etki bırakma isteği, belirsizlikle temas eden bireylerde yoğunlaşır.

Geleceği bilmek çoğu zaman mümkün değildir. Buna rağmen insanın bilme arzusu sürer. Bu arzu, aslında geleceği kontrol etme isteğinden çok şimdiki zamanda bir etki alanı yaratma çabasıdır. Bu çaba zaman zaman savrulmaya yol açsa da çoğu durumda kişinin kendi iradesini ve sınırlarını tanıma sürecinin bir parçasıdır.

Geleceği kontrol etme çabası sürdürülemez hâle geldiğinde, belirsizlikle kurulan ilişki ritim kazanır.

Belirsizlikte Akabilmek

 

Belirsizlikle kurulan ilişki bir noktadan sonra niteliğini değiştirir. Bu değişim, belirsizliği ortadan kaldırmakla değil, onunla birlikte kalabilme kapasitesiyle ilgilidir. Hızla anlam üretmek yerine, anlamın oluşmasına izin verme hâlidir bu.

Belirsizlikte akabilmek, pasif bir sürüklenme değildir. Aksine, yön duygusunu yitirmeden hareket edebilme becerisini içerir. Kişi, olan biteni kontrol edemediğini kabul eder ancak bu kabul dağılmaya değil, içsel sürekliliğin korunmasına dayanır.

Bu noktada belirsizlik tehdit olmaktan çıkar. Kişinin kendini gözlemleyebildiği, düşüncelerini ayırt edebildiği bir alan açar. Belirsizlik artık kaçınılması gereken bir boşluk değil, farkındalığın derinleştiği bir eşik hâline gelir.

Belirsizlikte akabilmek ancak kişinin kendisiyle kurduğu bağ güçlendiğinde mümkün olur.

Kendine Tutunmak Ne Demektir?

 

Belirsizlikte akabilmenin temel koşullarından biri kendine tutunma becerisidir. Bu kavram çoğu zaman yanlış anlaşılır. Kendine tutunmak, her şeye açık olmak anlamına gelmediği gibi her şeyi kontrol altında tutmak da değildir.

Kendine tutunmak, kişinin kendi bütünlüğünün sınırlarını fark etmesiyle ilgilidir. Nerede başlayıp nerede bittiğini bilmek, bu sınırları katı savunma hatları değil düzenleyici çerçeveler olarak kullanabilmektir. Bu çerçeve, belirsizliği dışarıda bırakmaz, kişinin belirsizlik içinde kaybolmasını engeller.

Sınırlar bu anlamda kısıtlayıcı değil, dengeleyicidir. Belirsizlik çözülmez fakat taşınabilir hâle gelir. Kişi belirsizlikle temas hâlindeyken kendini kaybetmez. Bu da belirsizliği yönetmekten çok onunla yaşanabilir bir ilişki kurmak anlamına gelir.

Kişi sınırlarını tanıdıkça belirsizlikle kurduğu ilişki savunmadan kabule doğru evrilir.

Teslimiyet ve Tolerans

 

Belirsizlikle sağlıklı bir ilişki kurabilmek için teslimiyet kavramını yeniden düşünmek gerekebilir. Teslimiyet, edilgenlik ya da vazgeçiş değildir. Daha çok kontrol edilemeyenle kurulan çatışmayı sonlandırma hâlidir.

Hayatla kurulan güven ilişkisi derinleştikçe belirsizliğe yönelik tolerans da artar. Bu tolerans belirsizliği sevmekten değil, onunla yaşanabileceğini bilmekten doğar.

Teslimiyet, kontrolü bırakmak değil, kontrol edemediği alanlarla kavga etmeyi bırakmaktır.

Tüm bu deneyimler belirsizliğin bir sorundan ziyade kendiliğin yeniden düzenlendiği bir eşik olabileceğini gösterir.

Belirsizlik Bir Son Değil, Kendiliğin Yeniden Kurulduğu Bir Eşik Olabilir mi?

 

Bu yazı, belirsizliği yatıştırmak ya da teselli etmek için yazılmadı. Belirsizliğin, insanı kendine doğru yönelten bir eşik olabileceğini hatırlatmak için kaleme alındı.

Belirsizlikle baş etmekte zorlanan bir insanın ihtiyacı çoğu zaman yeni veriler, daha fazla açıklama ya da dışarıdan gelen güvence değildir. Asıl ihtiyaç, belirsizlikle birlikte değişen iç konumunu fark edebilmek, kim olduğunu, neye tutunabileceğini ve nerede durduğunu yeniden düşünmektir.

Belirsizlik, eski benliğin çözülmeye başladığı bir dönemdir. Bu çözülme bir kayıp, bir son gibi yaşansa da aynı zamanda yeni bir kendilik bilgisinin inşa edilebileceği nadir anlardan biridir. İnsan belirsizlikte kendine tutunmayı öğrendiğinde belirsizlik, yıkıcı olmaktan çıkar, dönüştürücü bir alan hâline gelir.

Belirsizlik ortadan kalkmaz.
Ama insan, bu eşikte kendini yeniden kurabilir.
Ve çoğu zaman ihtiyaç duyulan şey tam da budur.

Bu eşik deneyimi insanın belleğinde çok daha eski bir yerden yankı bulur.

Belirsizlik: Bir Hatırlama Alanı

 

Belki de belirsizlikle kurduğumuz ilişkiye dair en eski bilgimiz çocuklukta saklıdır. Çocukluk belirsizliğin en yoğun yaşandığı dönemlerden biridir. Aynı şekilde esnekliğin ve uyum kapasitesinin de en yüksek olduğu zamanlardır. Ne olacağını bilmeden oynar, sonucu garanti olmayan oyunlara girer, bozulanı yeniden kurmaktan çekinmeyiz. Belirsizlik orada bir tehdit değil, hareket alanıdır.

Çocukken kumdan kaleler yapardık. Onları kalıcı kılmaya çalışmaz, yıllarca ayakta kalmalarını hayal etmezdik. Eğlence kaleyi inşa etmek kadar, beğenmediysek yıkabilmekteydi. Bir dalganın gelişini izler, kalenin çözülüşünü seyreder, ıslak kumun yeniden biçim almaya hazır hâle dönüşmesine izin verirdik. Bazen bir dış etkiyi bile beklemeden kendi elimizle dağıtırdık kaleleri. Yıkım son değil, yeni bir kurulum için davetti.

Yetişkinlikte belirsizlikle baş etmekte zorlanmamızın nedeni çoğu zaman belirsizliğin kendisi değil, bu esnekliğimizi kaybetmiş olmamız olabilir. Kendiliği betonlaştırmaya çalıştıkça çözülme ihtimali bize daha tehditkâr gelebilir. Oysa belirsizlik hâlâ aynı şeyi fısıldar “Yeniden kurabilirsin ve bu kez kendine biraz daha yakın bir yerden.”

 

Yorum Yap