23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 101. yılını geride bıraktık. Gün boyu sosyal medyada çocukları olanlar çocuklarının, olmayanlar ise kendi çocukluklarının fotoğraf ve videolarını paylaştı. Hepsini keyifle takip ettimse de günün sonunda aklımda yeni bir tanım belirdi: SUFLÖR EBEVEYNLER.
Biliyorsunuz son yıllarda ‘Helikopter’ ve ‘Kar Küreyici’ gibi pek çok ebeveyn tanımı girdi dilimize. Bunlara bir yenisini eklemek istiyorum müsaadenizle.
Gün boyu karşılaştığınız videoları gözden geçirecek olursanız bana katılacağınızı düşünüyorum. Hoş bu ebeveynlik tarzının yeni türemediğinden eminim, fakat sanıyorum ilk kez bu kadar göz önünde. Ve kendini sosyal medya aracılığıyla daha görünür kılmış durumda.
Ezberlediği şiirleri ve şarkıları kamera karşısında okuması ve söylemesi beklenen mutlu/mutsuz ifadeli pek çok çocuğun 23 Nisan günü SUFLÖR EBEVEYN davranışına maruz kaldığı aşikar.
Tamamen iyi niyetlerle olsa da ezberlediği şiiri okuyan, şarkıyı söyleyen çocuklara edilen bu tarz müdahaleler beni hayli düşündürdü. Ebeveynler neden çocukların sergiledikleri GÖSTERİLERE müdahale ediyorlar dersiniz? Gördüğüm paylaşımlara istinaden inandığım kadarıyla ‘Sufle verilmesinin’ çocukların talebi olmadığı, ebeveynlerin müdahalesi olduğu anlaşılıyor. Bu durumda bu tür bir davranışın altında ebeveynlerin mükemmeliyetçiliği mi, yoksa kabul görme ihtiyacı mı yatıyor tam olarak emin olamasam da çetin bir sebebi olduğu kesin. Aksi halde bir ebeveyn neden bir çocuğun söylediği şarkıdan veya okuduğu şiirden kendini sorumlu hissetsin?
Ebeveynin görevi, çocuğa kendini geliştirmesinde destek olmaktır ve gelişim dediğimiz şey kameralar karşısında yaşanmaz. Üstelik suflenin ‘duyulur’ şekilde verilmesi ise gösteriyi icra etmekte olan çocuğun kendini yetersiz hissetmesine sebep olmaz mı diye de düşündüm sonra. Ve sonra bu ebeveynlik tarzının aslında sadece kameralar karşısında ve özel günlerde değil, her an her ortamda geçerli olduğunu fark ettim.
‘Nasılsın?’ diye soru yöneltilen bir çocuğa ‘iyiyim desene’ şeklinde sufle veren ebeveynler geldi aklıma. Hatta sadece söyleyecekleri değil davranışları ile ilgili de çocuğa sufle veren ebeveynler azımsanmayacak sayıda. Bir çocuğa ‘Oyuncağını versene kardeşe’ denilmesi buna bir örnek mesela.
Neden kendimizi çocuklarımızın söyledikleri, söylemedikleri, yaptıkları, yapmadıkları konusunda bu kadar sorumlu hissediyoruz dersiniz? Bu bizlerin başarı/başarısızlık göstergesi mi sizce? Acaba çocuklarımızı bu davranışla eğitmeye ya da adap, muaşeret öğretmeye mi, yoksa çocuklarımız üzerinden ebeveynliğimizi ispat etmeye mi çalışıyoruz?
Farkındayım, bu söylediğim biraz sert oldu. Ama az da olsa hakkım yok mu sizce de?
Samimi bir şekilde ebeveynler olarak kendimize bu soruyu soracak olsak cevabı ne olurdu dersiniz? Bunun üzerinde düşünmekte fayda olduğuna inanıyorum.
Zira bir ebeveynin herhangi bir davranışının ‘nedenini’ bilmesi, bunun farkında olması bence toplum olarak bizleri ileriye taşıyacak. Yani EZBERDEN ebeveynlik etmemesi. Durup kendini sorgulaması, cevap vermesi ve cevabını dinlemesi. Aldığı cevaba göre kendini geliştirmesi ve daha da önemlisi şayet gerekiyorsa iyileştirmesi.
Ulusal egemenliği kutladığımız bu günlerde, çocukların kişisel egemenlik alanına müdahale edecek şekilde davranan ebeveynler için uygun bulduğum SUFLÖR EBEVEYN tanımını, önce geleceğin ebeveynleri olarak çocuklara sonra da biz ebeveynlere armağan etmek istiyorum.
Tüm çocukları saygıyla kucaklar, bayramını kutlarım.
Eğer bu yazı ilginizi çektiyse sıradaki yazımız sizin için geliyor: Endişeli Ebeveynlere Dil Rehberi