Sıradanlığın Sıra Dışılığı (SoruYorum)

SoruYorum‘un bu bölümünde “Sıradanlığın Sıra Dışılığı“nı konuştuk. Konuyla ilgili olarak Sinan Canan şunları söyledi:
“Kim sıra içi ki sıra dışı olmak diyelim? Biz hepimiz zaten sıra dışı değil miyiz? Devamlı Sıra dışı olma teşviği size sıra dışılığınızı unutturmak içindir. Markalar sana layık insan pozisyonu veriyor, sıra dışıymışsın gibi hissettiriyor. Zihnimiz, kendimizi olduğu gibi algılamıyor, biz kendimizi başkaları cinsinden, göreceli olarak algılıyoruz. Yeri geldiğinde sadece, otururken, konuşurken veya düşünürken bile son derece sıra dışı olabiliyoruz. Bunu görebilmemiz için kendimize bakabilme alışkanlığına sahip olmamız lazım. Hiç kimse sıradan olacak kadar sıra dışı değildir.”

Konuyla ilgili araştırmalara göz atmak isterseniz:
Benzersizlik
Belirli anatomik özelliklerine bakarak bir beynin kime ait olduğunu bulmak mümkün müdür?
İşte tamda bu soruyu, UZH Nöropsikoloji Profesörü, Lutz Jäncke ile çalışan bir grup öğrenci kendine sordu. Deneyimler beynimizin üzerinde iz bırakma gücüne sahip. Örnek olarak, profesyonel müzisyenler ve satranççıların beyinleri, sıklıkla kullandıkları bölgelerin yaptıkları aktivite doğrultusunda şekil alıyor. Beynimizi şekillendiren aktivitelerin illaki aşırı ve profesyonel seviyede de yapılmasına gerek yok; sağ kolunuz iki hafta boyunca hareketsiz kalırsa, beynin bu hareket etmeyen kısmı ile bağdaşan korteksin kalınlığının azaldığı görülüyor. Jäncke diyor ki: “Beyni etkileyen deneyimlerin zaman geçtikçe genetikle oynayıp, tamimiyle bireye özel bir beyin anatomisi oluşturduğunu düşünüyoruz.”
Giydiklerimizin Davranışlarımız Üzerindeki Etkisi
North Carolina, Chapel Hill Üniversitesinden Fransesco Gino, Harvard İşletme Okulundan Micheal I. Norton ve Duke Üniversitesinden Dan Aireley sahte süslenmenin insan üzerindeki, etkilerini araştırıyor. Amaçları ise sahte etiketlerin, insan davranışları ve tutumlarını etkileyen gizli psikolojik sebepleri olup olmadığını bulmaktır. Yapılan araştırmada, kadın katılımcı kitlesine ulaşılır ve Chloé (özellikle gözlükleriyle bilinen pahalı bir marka) gözlükleri takmaları söylenir. Gözlüklerin hepsi orijinal olsa da katılımcıların yarısına çakmasını giydikleri söylenir. Araştırmacılar çakma gözlük takmanın- ki bu sahtekârlığın bir göstergesidir- kişi üzerinde sahtekârlığa yol açıp açmadığını görmek istiyordur. Katılımcılar, yalan söyleyip, hile yapabilme ihtimalleri olan görevlerle karşı karşıya getirilir ve bu görevler esnasında katılımcılar gözlüklerini giyer. Mesela, onlara verilen zamanda tamamlayamayacakları bir matematik yapbozu verilir ve zaman tükendikten sonra vicdanlarına göre doğrularını sayıp ona göre de kendilerine para vermeleri söylenir. Katılımcılara söylenmeyen şey işe bilim adamların onların her hareketini izlediğidir. Sahte gözlük taktığını düşünen kadınların %70i notlarını şişirir ve bunun sonucu olarak araştırmanın sandığından para çalmış olur. Buna kıyas, orijinal Chloé gözlüğü taktığını zanneden katılımcıların sadece %30u hile yapar.

 

Beyaz Montlular

BMJ Open’ın yaptığı bir araştırmada, hekimlerin geleneksel beyaz gömlek giymesinin hastaların onları daha güvenilir görmesini sağladığı ortaya çıktı. Sonuçlar, Amerika’nın 10 farklı akademik hastanede, kalan 4,062 hastanın katıldığı bir anketten geliyor. Anket 7 çeşit kıyafet giyen kadın ve erkek hekimlerin kıyafetlerini içeriyor. Katılımcılardan hekimleri, ne kadar güvenilir, bilgi sahibi ve cana yakın göründüklerini esas alarak 1-10 arasında (1 yukarda listelediğimiz değerleri en az olan, 10 en fazla olan şeklindedir) değerlendirmelerini isteniyor. Sonuç olarak ise anketteki beyaz gömlek ve resmi kıyafet giyen hekim fotoğraflarının en yüksek kompozit (toplam) değer olan 8 aldığı görülüyor. Michigan Üniversitesi Tıp Fakültesi ve VA Ann Arbor Sağlık Sistemi ile Christopher M. Petrili liderliği altındaki araştırmacılar şöyle dedi: “Genel olarak, katılımcılar, beyaz mont ve resmi kıyafeti hekim kıyafeti olarak tercih etti.”

Kaynak scientificAmerican CardiovascularBusiness ScienceDaily