Bu Kadar Çok Bilgiyi Bilmek Zorunda Mıyız ? (Önce Can Sonra Canan)

Önce Can Sonra Canan’ın 75. bölümünde “Bu kadar çok bilgi bilmek zorunda mıyız?” sorusunun da beraberinde getirdiği “Bilgi nedir?”, “Şimdiki yüzyılın bilgi birikimi ve eski çağlardaki bilgi birikiminin yarattığı farklılıklar nedir?” gibi sorulara cevap aradık.
“Yeni bilgilerin hepsini bilmede acaba bir sınıra gelmiş olabilir miyiz? Ya da çok hızlı bir sıçrama yaşadığımız için hazırlıksız yakalanmış olabilir miyiz?” –Mustafa Can

Karşıdan karşıya geçerken yoldaki arabanın hızını tahmin eden, domatesin salı günleri A pazarından alınacağını ve perşembe günü B mağazasında kazakların indirime gireceğini aklında tutan insan artık, normalde bilmesi gerekenlere ek olarak binbir farklı malumatı da biliyor.
“Bugün bir gazete sayfasındaki bilgi miktarı orta çağdaki bir insanın ömrü boyunca aldığı bilgiden daha fazladır.” –Sinan Canan

Adeta üstümüze boca ettiğimiz bilgileri hazmetmeden unutmak yerine, bir adım geriye çekilip öğrenilenin biz ve hayatımız için taşıdığı önemin farkına varmak amaçlanmalıdır
“O kadar fazla malumatı toplamak ve akılda tutmakla vakit harcıyoruz ki o malumatı yaşamaya zamanımız olmuyor. O malumatı bilgiye, bilgiyi bilgeliğe dönüştürecek bir pişme şansımız kalmıyor.” –Sinan Canan

Bilgi birikimine sahip olmanın taşıdığı önem tartışılamaz, fakat insan şu dönemde çığ gibi akan bilgileri kendi değer çerçevesi ve bilimsellik süzgecinden geçiremediği takdirde kendini kaybolmuş bulması ihtimaller dahilinde..
“Kendini bilmek buradan başlıyor, bir denizin içerisinde can simitsiz yakalandığını görürsen o zaman çabalamaya başlarsın. Aksi takdirde o boğulmayı ‘yaşamak’ zannedebilirsin.” –Sinan Canan