DUYUSAL GERİBİLDİRİM (NEUROFEEDBACK) YÖNTEMİYLE, BEYNİNİZİ DOĞRUDAN EĞİTEREK ZİHİNSEL PERFORMANSINIZIN EN ÜST DÜZEYİNE ULAŞABİLİRSİNİZ.

Duyusal geri-bildirim, veya orijinal adıyla neurofeedback, bedenimizden kaydedilen değişkenlerin bedenimizi değiştirmek ve düzenlemek için kullanıldığı biofeedback uygulamarının bir çeşididir. Bu uygulamalar temelde zihin ile bedeni birleştirmeyi amaçlar. Son yıllarda tüm dünyada yaygın olarak uygulanan bu basit teknikle beyin dalgalarınızı eğiterek zihinsel performansınızda dikkat çekici bir düzelme sağlamanız mümkün.

Duyusal geri-bildirim, beynimizin işlevlerine ayna tutarak onu daha iyi yönde çalışmak üzere eğitmeye yarar.

Her sabah evden çıkmadan önce en çok yaptığımız şey nedir? Muhtemelen bir aynanın karşısında bir kaç saniye de olsa kendimizi kontrol edip, saçımızı ve elbisemizi düzenleriz. Karşımızdaki ayna, dışarıdan nasıl göründüğümüze dair bize bir “geri-bildirim” sağlar ve biz de buna göre, doğru olmayan bir şeyler varsa onları düzeltebiliriz. Zira ayna olmadan bedenimizin her yerini görebilmemiz mümkün olmaz.

Duyusal geri-bildirim de benzer bir mantığa dayanır. Beynimiz milyarlarca mikroskobik sinir hücresinden oluşur ve bu hücreler birbirleri ile sürekli olarak elektrik sinyalleri kullanarak haberleşirler. Bu haberleşmede kullanılan elektrik çok zayıf ve hissedilemeyecek derecede küçüktür. Fakat elektrik akımları ne kadar minik olsa da, iletken vücut yapımız sayesinde kafatasımızın dışına kadar yayılır ve uygun cihazlarla bu elektriksel izleri kaydetmek mümkündür.

Elektroensefalografi, yahut EEG denen kayıt yöntemi işte tam olarak bu işe yarar. Kafa derisi üzerine yerleştirilen ve adeta minik birer anten görevi gören iletken metal elektrotlarla toplanan elektrik hareketlilikleri, elektronik yükseltici devrelerle yükseltilir ve bilgisayar ortamında gerçek zamanlı olarak kayıt edilip incelenebilir. İşte sinirsel geri-bildirimde, biz bu zayıf elektriksel sinyalleri kaydediyor, bilgisayarda analiz ediyor ve bu analiz sonuçlarını da beyin dalgalarını kaydettiğimiz kişilere, görme, işitme ve dokunma gibi duyu yollarının yardımıyla onların anlayabilecekleri şekilde eş zamanlı olarak gösteriyoruz. Kısacası, biraz karmaşık görünse de aslında, beyin dalgalarını bir ayna karşısında izleyebilmenizi sağlıyoruz.

İlaçsız ve girişimsel olmayan duyusal geri-bildirim yöntemleri, beyin ve zihin eğitimi için bilinen en verimli ve en yan etkisiz yöntemlerdir.

Duyusal geri-bildirim, zihinsel ve bedensel etkinliği artırmak için gereken tüm durumlarda uygulanabilir. Beyin bağlantılarının düşük verimle çalışmasından kaynaklanan her durumda duyusal geri-bildirim etkin bir performans iyileştirici olarak kullanılır. Duyusal geri-bildirim, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB/ADHD), uyku sorunları, odaklanma problemleri, somatizasyon sorunları (fibromiyalji, migren, viseral ağrılar vb) ve gelişimsel nörolojik problemlerin bir çoğunda başarılı sonuçlar veren bir yardımcı tedavi tekniği olarak da kullanılmaktadır.

Bunların dışında en üst düzey ve optimal zihinsel performans için dünyada en çok tercih edilen yöntemlerin başında gelmektedir.

Dikkat ve odaklanma sorunları çoğu zaman sadece beynimizdeki basit bağlantı ve iletişim sorunlarından kaynaklanır.

Beynimizdeki elektrik faaliyetleri, algılarımız, duygularımız ve düşüncelerimizle yakından ilgilidir. Hiç haberimiz olmadan beynimizin içinde saniyede milyarlarca kez meydana gelen minik elektrik akımlarının ritmi, ruhsal durumumuzdan odaklanmamıza kadar tüm zihinsel faaliyetlerimizin temelini oluşturur. Dingin, dikkatle odaklanmış, mutlu ve rahat bir beynin yaydığı beyin dalgaları ile stresli, depresif, öfkeli, sıkılmış ve dağınık bir zihnin elektriksel işaretleri oldukça farklıdır.

Maalesef günlük hayatımızda, gelecek kaygısından trafik stresine kadar bir çok unsur, zihnimizin çalışmasını olumsuz yönde etkiliyor. Ayrıca yine çok sayıda insan, gelişim dönemlerindeki olumsuz deneyim ve takıntılara bağlı olarak beyin faaliyetlerinde başa çıkamadıkları düzensizlikler yaşıyorlar.

Halbuki beynimizin inanılmaz bir özelliği var ve bunu çoğumuz bilmiyoruz. Beynimizdeki bu elektriksel faaliyetler, beyin hücrelerimizin bağlantıları ile ilgilidir ve bu bağlantılar değiştirilebilir! Evet, beynimiz aslında her an değişir, ve uygun yöntemlerle bu değişimi istediğimiz yönde yönlendirebiliriz.

Beyin tekrarlı deneyimlerle değişir.

Bazı şeyleri yapmayı diğer faaliyetlerden daha çok seversiniz. Mesela dondurma yemek, patlıcan musakka yemekten daha çok hoşunuza gidiyor olabilir, ya da belki tam tersi! Bunun nedeni, beyninizde salgılanan dopamin adlı bir maddedir. Dopamin, hoşunuza giden bir şey yaptığınızda beyninizde salgısı artan ve sizi en kısa zamanda o faaliyeti bir daha yapmaya yönlendiren bir kimyasal maddedir.

Hoşunuza giden şeyler, sizde daha fazla dopamin salgılattığı için, genellikle o aktiviteleri diğerlerine tercih etme ihtimaliniz yüksektir. Bu açıdan, beyindeki dopamin sistemi, beynin “ne yapacağını” öğrenebilmesi için temel öneme sahiptir.

Duyusal geri-bildirim çalışmalarında, kaydedilen beyin dalgalarınız bilgisayarlar aracılığıyla analiz edilir. Siz bu arada rahat koltuğunuzda izlediğiniz bir filmin yahut oyunun tadını çıkartırsınız. Beyninizdeki dalgalar, düzenli ve istenen düzeylere ulaştıkça, bilgisayar yazılımı, izlediğiniz filmin ekranda daha büyük ve güzel görünmesini ve sesinin netleşmesini sağlar. Bu arada kucağınızda tuttuğunuz bir oyuncak da sizin bu zihinsel durumunuzu onaylarcasına rahatlatıcı titreşimler yaymaya başlar. Görme, işitme ve dokunma duyuları kullanılarak verilen bu “geri-bildirim”, bilinçsizce zihninizin hoşuna gider ve sonuç olarak beyninizde dopamin salgısı artar. Siz filmi izlerken dikkatiniz dağılır ve beyin dalgalarınız istenmeyen aralıklarda kaydedilmeye başlarsa, izlediğiniz ekrandaki görüntü küçülür, ses kötüleşir, oyuncağınızın titreşimleri azalır ve beyninizin devreleri, doğal olarak bu durumdan pek hoşlanmaz. Dikkat tekrar istenen düzeye geldiğinde ise, dopamin salgısını artırmak üzere film yeniden netleşir, ses güzelleşir ve oyuncağınız tatlı bir titreşime girer. Böylece, istenen beyin dalga faaliyetleri her kaydedildiğinde, beyniniz değişik kanallardan ödüllendirilmiş olur ve bu ödül-ceza sistemi sayesinde zamanla bunu nasıl yapacağını öğrenir.

Tıpkı bir aynaya bakarken üstünüzü başınızı düzeltmek gibi…

Seanslar boyunca tekrarlanan bu basit işlem sonucunda, beyniniz artık ne zaman hangi dalga aralığında çalışması gerektiğini öğrenmeye başlar. Ödül sistemi üzerinden kuvvetlendirilen dikkat ve uyanıklık devreleri böylece zamanla daha kuvvetlenmiş hale gelir ve seanslar ilerledikçe kendinizde çok daha verimli ve uyanık bir zihin hali deneyimlemeye başlarsınız. Gelişim dönemlerinizdeki olumsuz deneyim ve takıntılarınıza ait devreleriniz ise zamanla kullanılmamaya başladığından zayıflar.

Beyin vücudumuzun en üst kontrol merkezidir. Dikkat dağınıklığı, depresyon, kaygı ve panik bozukluk gibi durumların zihinsel süreçlerimizle ilgili olduğunu zaten biliyoruz. Fakat beynimizdeki irili ufaklı tüm düzensizlikler, endişeler, sürekli stres ve takıntılar, bedenimizde de bir çok istenmeyen belirtinin ortaya çıkmasına neden olur.

Sebebi belirsiz ağrılar, bedensel yorgunluk, migren atakları, melankolik davranışlar, beden hareketlerindeki dengesizlikler, bağışıklık sisteminin zayıflaması, mide ve bağırsak sorunları gibi bir çok sağlık probleminin altında zihinsel düzensizlik ve gerginliklerin yattığını biliyoruz.

Eğer altta yatan başka bir tıbbi sorun yoksa, beyin dalgalarını düzenlemek amacıyla yapılacak bir kaç seanslık sinirsel geri-bildirim sonucunda bu tip süreğen belirtilerde şaşırtıcı iyileşmeler görmeniz çok doğaldır.

Dünyada bir çok ülkede dikkat eksikliği, panik bozukluk, depresyon, mevsimsel duygudurum bozuklukları, travma sonrası stres bozukluğu ve kaygı bozuklukları gibi durumlarda başarıyla uygulanan sinirsel geri-bildirim, nedensiz baş ağrıları, migren atakları, çarpıntı, çeşitli beden ağrıları üzerinde de çoğu zaman belirgin bir etkiye sahiptir.

Duyusal geri-bildirim mucize bir tedavi yahut her soruna çare olabilen sihirli bir değnek değildir. Sadece beynin doğal öğrenme sistemini kullanarak, zihnimizi ideal çalışma düzeyine çekmeye yardımcı olan etkin bir araçtır. Günlük hayatımızın rutinleri içinde, zihnimizin bu doğal iyileştirici gücünü devreye sokmaya vakit bile bulamamaktayız. Bu açıdan, sinirsel geri-bildirim uygulaması aslında sadece bozuk zihinsel devrelerin sonucunda ortaya çıkan bir çok şikayetimizden kurtulmak için önemli bir fırsattır.

Her insan beyni eşsiz ve benzersizdir. Beyinlerimizin bağlantıları da parmak izlerimiz gibi birbirinden farklıdır. Çünkü her insanın yaşadığı koşullar, geçmiş deneyimleri ve genetik özellikleri bambaşkadır. Bu nedenle beyin eğitimi konusunda herkese uygulanabilecek tek ve geçerli bir formül yoktur. duyusal geri-bildirim uygulamaları için de bu geçerlidir. Duyusal geri-bildirim seansları temel düzeyde benzer çalışmalar içermekle birlikte, özellikle seanslar ilerledikçe, kişilerin zihinsel durumlarının sürekli gözlemlenmesi ve seans protokollerinin herkesin ihtiyaçlarına göre özel olarak uyarlanması gerekir.

Dikkat ve odaklanma güçlüğü, genellikle farklı beyin bölgelerinin zafiyetinden ve bu bölgeler arasındaki şebekelerin verimli iletişim kuramamasından kaynaklanır. Örneğin, düzgün çalışmayan ön loblar aynı anda birden fazla görevi planlama, düzenleme, konsantre olma ve gerçekleştirmede zorluklara yol açabilir.

Öte yandan, sürdürülebilir dikkat ağındaki normal dışı faaliyetler, belirli bir göreve odaklanmayla ilgili zorlukları, bir metin okurken, bir işe yoğunlaşmaya çalışırken, herhangi bir performans sırasında veya dersleri dinlemeye çalışırken dikkatinizi verememenize neden olabilmektedir.

Gürültü, hareketli nesneler veya çevredeki görsel-işitsel uyaranlarla dikkati kolayca dağılan insanlarda, bölünmüş dikkat ağı, beynin aynı anda birden fazla bilgiyi işlemede zorluk yaşamasına neden olarak, bir göreve yeterli süre boyunca odaklanmayı imkansız hale getirebilir.

Dikkat ve odaklanma sorunları bazen sadece nedensiz endişe, kaygı ve gerginlikten kaynaklanır ve bu temelsiz duygulanımlar, beyin eğitim teknikleri ile etkin olarak kontrol altına alınabilir.

Dikkat ve odaklanma sorunları olan insanlarda beyin dalgalarını (EEG) kaydederek yaptığımız incelemeler, bazen aslında dikkat devrelerindeki sorunlardan ziyade, beynin kaygı ve endişe devrelerinden kaynaklı faaliyetlerin daha baskın olarak etki yaptığını görebiliriz. Güçlü bir kaygı duygusu, çoğu zaman dikkat zorluklarının çoğunun altında yatan esas neden olabilmektedir. Bu tip durumlarda uzmanlar, kaygıya neden olabilecek nörolojik şebeke sorunlarını azaltmak için duyusal geri-bildirim yönteminden başarıyla yararlanmaktadırlar.

Duyusal geribildirim, bir hastalık tedavi yöntemi olmaktan çok, üst düzey zihinsel performansa ulaşmak için etkin bir yöntemidir. Bu nedenle günlük hayatta yaşayabildiğimiz her türlü zihinsel sorun için duyusal geri-bildirim eğitimi dikkate değer gelişme sağlayabilmektedir. Günlük yaşamda sıklıkla eksikliğinden yakınılan dikkat ve odaklanma, uyanıklık, çözüm odaklı düşünme ve uyku eksikliğine bağlı sorunlar gibi en temel konular, duyusal geri-bildirimin belirgin iyileşme sağlayabildiği alanlardır. Özellikle iş yaşamında yaygın olarka gözlenen birçok sorun, duyusal geri-bildirim uygulamaları yardımıyla kolaylıkla yönetilebilir hale gelebilmektedir.

Size özel protokollerin tasarımı ve uygulanması için lütfen uzmanlarımızla görüşünüz.

Öğrencilerin en fazla kaygu duydukları konuların başında elbette sınavlar gelir. Öğrencilerin sınav başarıları, konulara olan hakimiyetleri ve bilgileri kadar, zihinsel kaygıyı ve stresi yönetebilme becerilerine de bağlıdır. Duyusal geri-bildirim, yoğun ders ve sınav maratonları içindekendi zihinsel işleyişlerine yeterli oranda vakit ayıramayan öğrenciler için de son derece faydalı bir yardımcıdır. Kişinin ihtiyacına göre özel olarak hazırlanan protokoller sayesinde, öğrencilerin hem dikkat ve odaklanma becerileri artar, hem de kaygı ve stres düzeylerinde belirgin bir kontrol sağlamak mümkün olur. Özellikle kritik ve kaygı uyandıran deneyimlerden bir kaç ay önce, rutin çalışmalarla birlikte kişinin özel ihtiyaçlarına göre tasarlanmış protokoller şeklinde yapılacak duyusal geribildirim uygulamaları, sınav performasında belirgin iyileşme sağlayabilmektedir.

Size özel protokollerin tasarımı ve uygulanması için lütfen uzmanlarımızla görüşünüz.

Sportif performans için sadece bedeni eğitmek yeterli değildir.

Sporcu eğitiminde fiziksel hazırlık ve antrenmanlar, eğitim programının büyük kısmını oluşturur. Öte yandan tüm sporcu ve antrenörler, sporcuların zihinsel olarak kararsız oldukları durumlarda; uykusuzluk, hayal kırıklığı veya kafa karışıklığı gibi hallerde normalden çok alt düzeyde performans gösterilebildiğini bilirler. Duyusal geri-bildirim uygulamaları, en üst düzeyde performans göstermeye hazır beden sistemini en optimal düzeyde kullanabilecek zihinsel altyapıyı hazırlamamızda bizlere çok iyi bir yardımcıdır. Yeni zirvelere ve performansın en üst düzeyine ulaşmak için duyusal geri-bildirim teknikleri en fazla kullanılan yöntemlerin başında gelir.

Her spor dalı ve her sporcu farklı bir beyin eğitim stratejisine ihtiyaç duyar.

Beynimizin her bir bölgesi, dikkat, odaklanma, kaygı, uykunun düzenlenmesi, duyulardan gelen bilgileri işleme ve çok daha fazla işlevi gerçekleştirmede özel roller oynarlar. Her bir işlevimizde ayrı beyin devreleri faaliyet gösterdiği gibi, farklı spor dallarında baskın olan hareket ve beceri tipleri de farklı beyin devrelerinin seçici faaliyetleri ile ilgilidir. Bu nedenle sporcu performansının duyusal geri-bildirim ile çalışılacağı durumlarda, sporcunun faaliyet alanına göre bir strateji belirlemek öncelikle önemlidir; zira eğitilecek beyin ağları, farklı spor disiplinlerine göre değişiklik gösterir. Örneğin, bir basketbol yahut tenis oyuncusunun hızlı tepki sürelerine ve görsel bilgileri etkin bir şekilde işleme yeteneğine sahip olması gerekir. Öte yandan, okçuluk, bilardo veya curling gibi sporlarla uğraşan sporcuların sakin ve odaklanmış kalabilme yetileri çok daha ön plandadır. Bu nedenle bu iki sporcuda uygulanacak beyin eğitim stratejileri farklı beyin sistemlerine odaklanmayı gerektirir.

Optimal zihinsel ve bedensel performansın anahtarı, odaklanma ve odaklanmayı sürdürebilme becerisidir.

Hangi spor dalı söz konusu olursa olsun, üst düzey bir odaklanma ve odakta kalma yeteneği en temel belirleyici faktörlerden birisidir. Duyusal geri-bildirim teknikleri, dikkat ve odaklanmadan sorumlu beynin bölgelerini ve devrelerini eğitmek için yaygın olarak kullanılır. Bu tekniklerin uzmanlar eşliğinde uygulanmasıyla, sporcular sürdürülebilir bir odaklanma yeteneği kazanırlar ve bu sayede performanslarını hızla daha üst seviyelere taşıyabilirler.

Uyku öğrenmenin ve pekiştirmenin mayasıdır. Kötü bir uyku, zihinsel performans için bir felaket olabilir.

Kaygı, endişe, duygusal gerginlik ve anksiyete, bir çok müsabık sporcunun temel sorunları arasında en üst sıralarda gelen zihinsel problemlerdir. Çoğu sporcu, performansını olumsuz yönde etkileyecek yüksek bir kaygı düzeyine sahiptir. Bu ve benzeri duygulanımların yarattığı yüksek stres seviyesi de hareket sisteminde kontrol sorunlarına neden olarak tepki verme sürelerini artırırken, hareketlerin isabet oranlarını dikkate değer oranda azaltabilir. Endişeli bir zihin profili aynı zamanda uyku kalitesini düşürme ve hatta bazen uykusuzluğa neden olma riski taşır. Uyku, öğrenme ve pekiştirmenin en önemli bileşeni ve beyin restorasyonunun tek zamanı olduğundan, kötü bir uykunun etkisi özellikle sportif açıdan son derece kötü sonuçlara neden olabilir. Uykusuzluk en çok odaklanma ve tepki sürelerinin kötüleşmesiyle kendisini gösterir. Duyusal geri-bildirim teknikleri, beyinde bu tip sorunlara yol açabilecek hiperaktif devreleri düzenlemek, kaygıyı azaltmak, aşırı sinirsel uyarılabilirlik halini ortadan kaldırmak ve uykuyu iyileştirmek için başarılı bir şekilde kullanılmaktadır.

Tepki süresini beyin devrelerinin çalışma verimliliği belirler.

Duyusal geri-bildirim teknikleri, beynin tüm devrelerinin optimal performansa ulaştırmak üzere eğitilebilmesini mümkün kılar. Bu optimal performansın en önemli göstergesi ise bir uyarana karşı verilen tepkinin süresidir. Çoğu spor dalında sporcuların en önemli parametrelerinden birisi olan tepki zamanı, dolayısıyla, beyin devrelerinin verimli çalışması ile doğrudan ilişkilidir. Beynin duyusal bir bilgiyi algılama ve fizyolojik reaksiyonu tetikleme hızını ölçerek tespit edilen tepki zamanı, duyusal geri-bildirim teknikleri ile çalıştırılan sporcularda %30’un üzerinde bir iyileşme göstermektedir. Yani sadece beyin eğitim teknikleri kullanılarak, sporcular %30 daha hızlı tepki süresine ulaşabilmektedir.

AçıkBeyin Duyusal geri-bildirim uygulamaları, hem uygulama öncesi hem de sonrasında sayısal ölçüm teknikleri ile izlenmekte ve kişiye özel olarak uyarlanmaktadır.

Duyusal geribildirim uygulamaları beyin dalgaları üzerinden zihinsel işlevleri eğitme mantığına dayandığı için tüm danışanlarımızda öncelikle sayısal EEG (qEEG) yöntemi ile genel bir beyin işlevi değerlendirmesi yapılır. Bu dijital ölçüm sonuçlarına göre kişiye utgulanacak prosedürler belirlenir. Kişinin aldığı eğitim tipi ve sürecine göre, bu ölçümler çeşitli aralıklarla tekrarlanarak, beyin işlevlerinden yapılan değişiklikler sürekli olarak izlenir.

Bunun yanı sıra zihinsel performans birçok farklı parametre açısından sayısal olarak ölçülebilir. Duyusal geri-bildirim teknikleri ile belirgin oranda geliştirilebilen bu tip paramatrelerden bazıları şunlardır:

  • Odaklanma ve odakta kalma seviyesi
  • Zihinsel dayanıklılık (endurance)
  • Duygusal esneklik (resilience)
  • Tepki süresi
  • Stres düzeyleri
  • Uyanıklık (agility)
  • Anlık ve süreğen duygudurum algısı
  • Duygusal boyutlar (emotional dimensions)

Gerekli olan tüm durumlarda bu ve buna benzer parametreler bilimsel ölçüm araçları ile ölçülerek kişilerin ilerlemesi dikkatle izlenir. Bu parametrelerde istenen değişiklikler sağlandığında, duyusal geribildirim uygulaması amacına erişmiş olur.

Size özel protokollerin tasarımı ve uygulanması için lütfen uzmanlarımızla görüşünüz.